Zeki Baştürk yazdı; DENİZİ GÖRMEYEN MARTILAR

Zeki Baştürk yazdı; DENİZİ GÖRMEYEN MARTILAR

Köşe yazarımız Zeki Baştürk makalesinde;

Siyasi parti liderlerinin sanatla ilgilenmesini, sanatla uğraşmasini çok isterdim hep. Roman, öykü yazmaları, resim yapmaları, enstrüman calmalari, bir oyunda rol almaları ne güzel olurdu değil mi? Bırakın bu sanatların herhangi biriyle uğraşmalarıni. Bir tiyatroya, bir konsere, bir sergiye bile gitmeleri yeterliydi benim için.
Niçin isterdim bunu? Sanat güzelliktir, sevgidir, saygıdır. Emektir sanat. Emeğe saygı duymaktır. Güzelliklerden zevk almaktır. Yaşama sevinci aşılamaktır sanat. Bu nedenlerle sanata ilgi duyan , sanatsever bir siyasetçi emekliye de saygı duyar, emekçiye de. Yoksulun halinden anlar. Demokratik haklarını kullanmak isteyenlere şiddet uygulamaz. Hak arayanlara, hak arama mücadelesi verenlere hoşgörüyle yaklaşır. Bunun için isterim siyasetçilerin sanatla ugraşmalarini.
Sonunda yeni yıla girerken bu dileğim gerçeklesti. Sanatla uğraşan bir siyasetçiyi tanıma olanağı buldum. Emeklilerin haklarını arayan, bunun için emeklileri bir çatı altında toplamaya çalışan Metin İMER.
Metin İMER, bir işçi emeklisi. Tekel’den emekli olmuş. Sanat yaşamına şiirle başlamış. Sonra öykü, deneme, oyunculuk, oyun yazarlığı ile sürdürmüş bu alandaki çalışmalarını. Çeşitli gazete ve dergilerde yazıları çıkmış. Anlayacağınız çok yönlü bir sanatçı ve sanatsever. Kutlanacak bir kişilik, kutlanacak bir uğraş.
Ben, bu sanatçı kişilik ve sanatsever ile bir kitabını okuyarak tanıştım. Kitabının adı ” DENİZİ GÖRMEYEN AÇ MARTILAR.” Öyküler kitabı. On üç öyküden oluşuyor. Gerçek yaşamda var olan gerçek kişiler, öykü kahramanları. Öykü, yaşamın kendisi değil midir zaten? Tanımını yaparken, gerçek ya da gerçege uygun olayları yer, zaman ve kişi belirterek anlatan yazı türüdür, deriz. Bu kitapta da kişiler hep gerçek kişilerdir. Mahallede, sokakta, okulda, her yerde karşılaştığımız insanlardır bunlar.
Beyoğlu ‘nun arka, dar ve karanlık sokaklarında yaşam savaşı veren insanlarla karşılaşırız öykülerde. Öyküler, çoğunlukla İzmir’de yaşanır. Çünkü İzmir’de yaşar öykücümüz. Kimileyin kendi yaşamından kesitler sunar yazarımız. Kimileyin çevresinde yaşayan insanlardır kahramanlar.
Örneğin emeklilik sonrası,yeniden çalışmak zorunda kalan Sabri’dir. Genç yaşta dul kalan, tek çocuğuyla
yaşama tutunma savaşı veren Fatma’dir. Adam çarpmak, dolandırmak, kendini başkalarına acindirip birilerinden para koparmayi meslek edinen Çalım Reşat. Ne denli gerçek kahramanlar değil mi?
Öykülerin konuları da öyle. Mahallemizde, sokağımizda, apartmanda hep rastladığımız türden olaylar. Yalnız ve yaşlı kadın Neriman’in ev içinde kapıldığı duygular, başıboş ve amaçsız gelgitlerini birlikte yaşarsınız. Aile içi kavgalara, geçimsizlik, yoksulluk, yaşanan evlere tanık olursunuz. Çelimsiz, hastalıklı insanların hastane koridorlarında yaşadıklarına tanıklık edersiniz. Okullarda varsıl çocukların yoksul çocuklara yaklaşımlarını, ergenlerin birbirlerine üstünlük taşlama çabalarını okursunuz.
‘Boyayalım abiler” adlı öyküsünde ” Boya sandığını almakla babam bana, hayatı ve emeği öğretmişti” diyerek ev ekonomisine katkı sağlamak için ayakkabı boyacılığı yaptığı günleri anımsar. Yaşamın ve emeğin değerini , kutsallığını daha okul çaglarindayken öğrenir. Emek mücadelesi o günlerde başlar. Bu öykü bana Sait Faik’in ” Gün ola harman ola” öyküsünü ve bu öykünün kahramanı Mercan Usta’yi anımsatır. Aralarındaki tek fark Mercan Usta’nın boya sandığı çok gösterişlidir. Yazarın ki ise çalınmıştır. “Oysa çalinmasaydi eğer, onu bir köşemde onur anıtı gibi tutar, baştacı ederdim” diyerek ne denli onemsedigini anlatır.
Kendinizden bir parça bulmak, gerçek ve yaşanmış olayları yeniden yaşamak istiyorsaniz bu kitabı mutlaka okuyun. Emeklinin, asgari (en az) ücretle çalisanin duygularına ortak olmak isteyenlere öneriyorum. Elinize aldığınızda bir solukta okuyacağınız bit kitap ” Denizi görmeyen aç martılar”.
Toplumsal gerçekçi yazınımıza önemli bir yapıt kazandıran Metin İMER ‘i yürekten kutluyorum. Yazın ve siyasal yaşamında başarılar diliyorum.
METİN İMER ( ÖZGEÇMİŞ )
1958 Diyarbakır doğumluyum. 1973 den beri İzmir’de ailemle yaşıyorum üç çocuk babasıyım.
Liseyi İzmir 50. Yıl Lisesinde okudum, Tekel’den emekliyim.
1992 yılında kurulan HEP Halkın Emek Partisi’nin İzmir Bornova kurucularından olup iki yıl kadar mali sekreterlik görevinde bulundum.
2005 Yılından itibaren Bornova Belediyesi Şehir Tiyatrosu’nda oyuncu olarak tiyatro hayatına atıldım. Sonraları Emeklisen’de iki yıl emeklileri, emekçileri konu alan yazdığım skeç ve oyunlarla yönetmenlik hayatıma başladım.Daha sonra ise kendi kurmuş olduğum “Koza Tiyatro Topluluğu”nu kurdum bunu İzmir Bornova ve Büyükşehir Belediyesinin bana her yıl tahsis ettiği, katkı sunduğu sanat kültür salonlarında yazıp yönettiğim “Karakolda Deli Var, Kadının Feryadı, Suçumuz İnsan Olamamak, Dinsizin Hakkından İmansız Gelir adlı oyunlar ve skeçlerle gerek İzmir Belediye kültür salonlarında, gerekse Dikili ve Urla festivallerinde ekibimle gösterileri 17 yıl boyunca halka ücretsiz sunduk.
Çeşitli dizi ( 9 ), film ( 4 ), reklam ( 2 ) ve klipde (1 ) oyuncu olarak 17 yıl boyunca rol aldım.
1994 ve 1995 Yıllarında TÜRSAK ( Türkiye Sinema Audivizuel Vakfı ) 10 dalda sinema kurslarına katıldım, belgemi sinema oyuncusu Müjde Ar’dan aldım.
Ayrıca İzmir / Bornova Halk Eğitim’inden 6 ay oyunculuk ve 2 ay diksiyon dersleri ile ilgili belge aldım.
Akademik olarak İzmir Dokuz Eylül Dramatize Yazarlık Kurslarına ( 7 ay ) katıldım, senaryolar ve oyunlar yazdım yönettim.
Yazıp yönettiğim ve halen YouTube’de yayınlanan 2 kısa film olan “Bir Yudum Hayat, Kim Kime Gençlik, 1 uzun metraj “Boşlukta Yüzenler ve “Komiser Niyazi” adlı filmlerini yazıp yönetip oynadım.
“Son Kale İzmir, Egede Yaşam ve Haberton.Com‘da köşe yazarlığı yaptım. Çeşitli yerel Tv’lere sanatçı ve yazar olarak konuk oldum Tv ve radyolarda sanat programları yaptım.
“Denizi Görmeyen Aç Martılar” adlı bir öykü kitabım var, şiirlerim çeşitli sanat kültür dergilerinde yayımlandı, şiirlerimle etkinliklere katıldım.
İzmir’de kurmuş olduğum iki dernekte başkanlık ve kurmuş olduğum siyasi parti olan Hep’de iki yıl başkan yardımcılığı görevinde bulundum.
Çalıştığım yıllarda sendikalarda gerek delege, gerekse birey olarak mücadele verdim eylemlere katıldım.
Emeklisen’de yıllarca mücadele verip Emekli platformlarında yöneticilik, moderatörlük görevlerinde bulundum.
Son olarak birlikte yola çıktığımız birkaç arkadaşla 22 Temmuz 2023 de TEP ( Türkiye Emekliler Partisi Girişimcileri) ni Facebook’da kurmuş bulunuyoruz.
Bu yolda siz değerli arkadaşlarla yol alacağımızı umuyorum.
İktidar bize çok yakın.
Metin İmer – Kurucu Başkan Üye

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?