Dolar 48,6571
Euro 56,2157
Altın 6.771,15
BİST 13.892,30
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa 26 °C
Az Bulutlu

“Zorunlu tedavi için kapsamlı bir yasal düzenleme yapılmalı”

16.09.2026
A+
A-

Uyuşturucu bağımlılığıyla mücadelede yalnızca uyuşturucu ticaretinin önlenmesine odaklanılmaması, bağımlı bireylerin tedaviye ulaştırılması ve ailelerin yaşadığı sorunların giderilmesi amacıyla yeni bir yasal düzenleme yapılması çağrısı Bursa’dan Ankara’ya taşındı.

Bursa Uyuşturucu ile Mücadele Derneği Başkanı Suat Kızılhan, uyuşturucu satıcılarına yönelik güvenlik mücadelesinin yanı sıra bağımlılık yaşayan kişilerin tedavi ve rehabilitasyon süreçlerinin de güçlendirilmesi gerektiğini belirterek, özellikle tedaviyi kabul etmeyen bağımlılar konusunda ailelerin yaşadığı çaresizliğe dikkat çekti.

Dernek tarafından yapılan çağrıda, bağımlılıkla mücadelede bilimsel tedavi, insan onuru, hukuki güvenceler ve ailelerin korunması temelinde, zorunlu tedaviye ilişkin kapsamlı bir yasal çerçevenin oluşturulması istendi.

“Mesele yalnızca satıcıyı yakalamak değil”

Uyuşturucuyla mücadelenin birden fazla ayağı bulunduğuna dikkat çeken dernek, güvenlik güçlerinin uyuşturucu ticaretine yönelik operasyonlarının önemine işaret ederken, madde bağımlılığı yaşayan kişilerin tedaviye erişiminin de mücadelenin önemli bir parçası olduğunu savunuyor.

Derneğin açıklamasında, uyuşturucu ticareti yapan kişilerle bağımlılık yaşayan kişilerin aynı kategoride değerlendirilmemesi gerektiği vurgulanarak, güvenlik politikaları ile sağlık ve rehabilitasyon hizmetlerinin birlikte yürütülmesi gerektiği ifade edildi.

Açıklamada, “Satıcıya karşı mücadelede kararlılık, bağımlıya karşı tedavide devlet iradesi” ifadesi öne çıktı.

Türkiye’de bağımlılık tedavisi açısından halihazırda farklı mekanizmalar bulunuyor. Sağlık Bakanlığı kaynaklarına göre AMATEM, ÇEMATEM, ayaktan tedavi merkezleri, psikiyatri klinikleri ve rehabilitasyon hizmetleri bu alandaki başlıca sağlık hizmetleri arasında yer alıyor. ALO 191 Uyuşturucu ile Mücadele Danışma ve Destek Hattı da bağımlılık konusunda kişilere ve yakınlarına bilgi ve yönlendirme sağlıyor.

Ailelerin yaşadığı çaresizlik gündemde

Derneğin çağrısının önemli başlıklarından birini ise ailelerin yaşadığı sorunlar oluşturuyor.

Açıklamada, bağımlılık yaşayan bazı kişilerin tedaviyi kabul etmemesi halinde anne ve babaların ne yapacağını bilemediği, ailelerin hem çocuklarının sağlığı hem de güvenliği konusunda uzun süreli bir mücadele verdiği ifade edildi.

Kızılhan ve dernek yönetimi, bu nedenle ailelerin başvurabileceği mekanizmaların güçlendirilmesini ve tedavi sürecinde hukuki çerçevenin daha açık hale getirilmesini talep ediyor.

Sağlık Bakanlığı da bağımlılığın tedavi gerektiren bir sağlık sorunu olduğunu belirtiyor. Bakanlığın bilgilendirmelerinde, bağımlılık tedavisinin yalnızca madde kullanımının bırakılmasından ibaret olmadığı; tıbbi müdahale, psikososyal destek ve rehabilitasyon süreçlerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiği ifade ediliyor.

Türkiye’de tedavi ve denetimli serbestlik mekanizmaları bulunuyor

Zorunlu tedavi tartışması, Türkiye’de tamamen yeni bir konu değil. Mevcut mevzuatta, belirli şartlar altında uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişiler hakkında tedavi ve denetimli serbestlik uygulamaları bulunuyor.

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191. maddesi kapsamında, kullanmak amacıyla uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden, bulunduran veya kullanan kişiler hakkında denetimli serbestlik ve gerektiğinde tedavi uygulanmasına ilişkin hükümler bulunuyor. 2023 yılında yapılan düzenlemelerle tedavi ve rehabilitasyon süreçlerine ilişkin yükümlülükler de genişletildi.

2023’te yapılan düzenlemeyle, belirli koşullarda hakkında tedavi ve/veya denetimli serbestlik kararı verilen kişiler için sağlık kuruluşlarında ayaktan veya yatarak tıbbi tedavi uygulanabilmesine yönelik hükümler getirildi. Ayrıca denetimli serbestlik sürecinde çeşitli yükümlülükler ve sağlık kontrollerine ilişkin düzenlemeler yapıldı.

Bunun yanı sıra Türk Medeni Kanunu’nun 432. maddesinde, uyuşturucu madde bağımlılığı nedeniyle toplum için tehlike oluşturan ergin kişilerin, kişisel korunmasının başka şekilde sağlanamaması halinde tedavi, eğitim veya ıslah amacıyla uygun bir kuruma yerleştirilmesine ilişkin hükümler yer alıyor.

Dolayısıyla Bursa’dan yükselen çağrı, mevcut tedavi ve denetimli serbestlik mekanizmalarının tamamen kaldırılması ya da yerine sıfırdan bir sistem kurulmasından ziyade, zorunlu tedavi konusunda mevcut hukuki ve sağlık mekanizmalarının kapsamının, uygulanabilirliğinin ve ailelerin başvuru yollarının yeniden ele alınması talebi olarak değerlendiriliyor.

“Bilimsel tedavi ve hukuki güvence birlikte ele alınmalı”

Bursa Uyuşturucu ile Mücadele Derneği, zorunlu tedavi tartışmasının yalnızca “kişinin iradesine rağmen tedavi” şeklinde ele alınmaması gerektiğini belirtiyor.

Derneğin önerdiği yaklaşımda; kişinin sağlık durumunun uzmanlar tarafından değerlendirilmesi, tedavinin bilimsel yöntemlerle yürütülmesi, kişinin temel haklarının korunması, ailelerin sürece ilişkin bilgilendirilmesi ve tedavi sonrasında rehabilitasyon hizmetlerinin devam etmesi gibi başlıkların aynı hukuki çerçevede düzenlenmesi isteniyor.

Sağlık Bakanlığı’nın mevcut uygulamalarında da bağımlılık tedavisinin ayaktan ve yatarak yöntemlerle yürütülebildiği, tedavi sonrasında rehabilitasyon ve sosyal uyum hizmetlerinin önem taşıdığı belirtiliyor.

Bu açıdan derneğin çağrısında, yalnızca arındırma dönemine değil, tedavi sonrası rehabilitasyon, sosyal uyum, aile desteği ve yeniden topluma kazandırma süreçlerine de dikkat çekiliyor.

“Bir gencin yeniden hayata kazandırılması bütün toplumun kazancıdır”

Dernek Başkanı Suat Kızılhan’ın açıklamasında, temel amaçlarının bağımlılık yaşayan kişileri yalnızca cezalandırmak olmadığını belirten ifadeler yer aldı.

Açıklamada, uyuşturucu bağımlılığıyla mücadelede gençlerin eğitimlerine, ailelerine ve çalışma hayatına yeniden kazandırılmasının hedeflenmesi gerektiği ifade edildi.

Bağımlılık tedavisinin uzun soluklu bir süreç olduğuna ilişkin Sağlık Bakanlığı kaynaklarında da değerlendirmeler bulunuyor. Bakanlığın hizmet modelinde arındırma, tedavi, rehabilitasyon ve sosyal uyum aşamalarının birbirini tamamlayan süreçler olarak ele alındığı görülüyor.

Çağrının adresi TBMM ve ilgili kurumlar

Bursa Uyuşturucu ile Mücadele Derneği, hazırladığı çağrıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi, hükümet ve ilgili kamu kurumlarına seslenerek bağımlılık tedavisine ilişkin kapsamlı bir yasal çalışma yapılmasını talep etti.

Derneğin gündeme getirdiği başlıklar arasında;

  • Tedaviye erişimin kolaylaştırılması,
  • Tedaviyi reddeden ağır bağımlılık vakalarında uygulanacak hukuki mekanizmanın netleştirilmesi,
  • Ailelerin başvuru ve destek süreçlerinin güçlendirilmesi,
  • AMATEM ve ÇEMATEM gibi tedavi merkezlerinin kapasitesinin geliştirilmesi,
  • Tedavi sonrasında rehabilitasyon ve sosyal uyum hizmetlerinin artırılması,
  • Zorunlu tedavinin hangi şartlarda, hangi makamın kararıyla ve hangi hukuki güvenceler altında uygulanacağının açık biçimde belirlenmesi,
  • Tedavi sürecinde sağlık çalışanlarının ve diğer uzmanların rolünün netleştirilmesi

yer alıyor.

Sağlık Bakanlığı’nın mevcut sisteminde AMATEM ve ÇEMATEM’lerin yanı sıra ayaktan tedavi merkezleri ve rehabilitasyon hizmetleri de bulunuyor. Bakanlık ayrıca ALO 191 üzerinden bağımlılık yaşayan kişiler ile yakınlarının tedavi merkezlerine yönlendirilmesini sağlıyor.

“Uyuşturucuyla mücadele bütüncül yürütülmeli”

Bursa’dan yapılan çağrıda uyuşturucuyla mücadelenin yalnızca güvenlik operasyonları üzerinden değerlendirilmemesi gerektiği savunulurken, arzla mücadele, önleme, erken müdahale, tedavi, rehabilitasyon ve sosyal uyum başlıklarının birlikte ele alınması istendi.

Türkiye’deki mevcut kamu politikalarında da bağımlılıkla mücadele; önleme, tedavi ve rehabilitasyon olmak üzere birden fazla aşamada yürütülüyor. Sağlık Bakanlığı’nın güncel bilgilendirmelerinde ALO 191, Sağlıklı Hayat Merkezleri, AMATEM/ÇEMATEM ve rehabilitasyon merkezleri arasında bağlantılı bir hizmet yapısı bulunduğu belirtiliyor.

Dernek ise özellikle tedaviye kendi isteğiyle başvurmayan veya tedaviyi sürdüremeyen kişiler konusunda ailelerin karşı karşıya kaldığı sorunların yeni bir yasal düzenlemeyle ele alınmasını istiyor.

“Artık ailelerin sesi duyulmalı”

Bursa Uyuşturucu ile Mücadele Derneği Başkanı Suat Kızılhan, çağrının merkezinde ailelerin bulunduğunu belirterek, bağımlılığın yalnızca madde kullanan kişiyi değil, onun ailesini ve yakın çevresini de etkileyen bir sorun olduğunu ifade etti.

Kızılhan’ın çağrısında, “Bir annenin daha ‘evladımı kurtarın’ diye çaresizce beklememesi” gerektiği vurgulanırken, ailelerin bağımlılık sürecinde yalnız bırakılmaması gerektiği görüşü dile getirildi.

Dernek, bu nedenle yeni yasal düzenlemenin yalnızca zorunlu tedavi kararını değil, tedaviye kabul, sağlık değerlendirmesi, yatarak tedavi, rehabilitasyon, aile bilgilendirmesi, tedavi sonrası takip ve sosyal hayata dönüş gibi aşamaların tamamını kapsamasını istiyor.

Bursa’dan Ankara’ya mesaj: “Kaybedecek bir gencimiz daha olmasın”

Bursa Uyuşturucu ile Mücadele Derneği’nin açıklaması, uyuşturucuyla mücadelede güvenlik politikaları ile sağlık politikalarının birlikte değerlendirilmesi çağrısıyla sona erdi.

Dernek, uyuşturucu ticaretine yönelik mücadelenin sürdürülmesinin yanı sıra bağımlılık yaşayan kişilerin tedaviye ulaştırılması için daha güçlü bir mekanizma oluşturulmasını talep ediyor.

Kızılhan ve dernek yönetimi, özellikle zorunlu tedavi konusunda Türkiye’nin hukuki yapısına, sağlık sistemine ve temel haklara uygun yeni bir düzenleme yapılması gerektiğini savunuyor.

Çağrının ana mesajı ise şu ifadelerle özetleniyor:

“Uyuşturucuya karşı mücadelede daha fazla beklemeyelim. Gençlerimizi koruyalım, ailelerimizi yalnız bırakmayalım, bağımlıları tedaviye kazandıralım.”

Bursa Uyuşturucu ile Mücadele Derneği, bu talebin TBMM ve ilgili kurumlar tarafından değerlendirilmesini isterken, hazırlanacak olası bir düzenlemede bilimsel tedavi standartları, insan hakları, hukuki denetim ve ailelerin korunması gibi unsurların birlikte ele alınması gerektiğini belirtiyor.

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

Yeni Slow Radyo