Dolar 48,6052
Euro 56,4750
Altın 6.800,32
BİST 14.393,85
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa 31 °C
Açık

Avukat Cüneyt Bülent Şeker’den “topuk kanı” tepkisi: “Ailelerin hakları açısından ciddi bir risk”

11.09.2026
A+
A-

Avukat Cüneyt Bülent Şeker, çocuklar hakkında verilen koruyucu ve destekleyici tedbir kararlarına uyulmaması halinde uygulanabilen 3 ila 10 günlük tazyik hapsi düzenlemesini gündeme taşıdı. Şeker, düzenlemenin topuk kanı gibi tarama testlerini reddeden aileler açısından ciddi hukuki sonuçlar doğurabileceğini savundu.

Avukat Cüneyt Bülent Şeker, çocuk koruma mevzuatında yapılan düzenlemeler üzerinden ailelerin çocuklarıyla ilgili tıbbi işlemlere ilişkin haklarına dikkat çekti.

Şeker, özellikle yenidoğanlardan alınan topuk kanı konusunda ailelerin yaşadığı hukuki süreçlerin ve verilen tedbir kararlarının yakından takip edilmesi gerektiğini belirtti.

Mevcut düzenlemeye göre çocuk hakkında verilen koruyucu ve destekleyici tedbir kararlarının gereklerine aykırı hareket eden anne, baba, vasi veya çocuğun bakım ve gözetiminden sorumlu kişiler, ihlalin niteliğine ve ağırlığına göre çocuk hâkimi kararıyla 3 günden 10 güne kadar tazyik hapsiyle karşı karşıya kalabiliyor.

“TOPUK KANI REDDİ İLE TEDBİR KARARI ARASINDAKİ İLİŞKİ TARTIŞILMALI”

Şeker, söz konusu düzenlemenin özellikle topuk kanı ve diğer tarama testlerine ilişkin ailelerin itirazları bakımından değerlendirilmesi gerektiğini savundu.

25 yıllık hukukçu olduğunu belirten Şeker, geçmişte çocukların sağlık durumlarına ilişkin tedbir kararlarının oldukça istisnai uygulamalar olduğunu ifade ederek, son yıllarda bu alandaki hukuki süreçlerin daha fazla gündeme geldiğini söyledi.

Şeker, özellikle topuk kanı uygulamasını reddeden aileler hakkında tedbir kararı verilmesi ve bu kararların yerine getirilmemesi halinde tazyik hapsi uygulanabilmesi ihtimalinin, ailelerin çocukları üzerindeki velayet hakları açısından tartışılması gerektiğini savundu.

“ZORUNLU TEST, TEDAVİ TARTIŞMASINI DA BERABERİNDE GETİRİYOR”

Şeker, test sonucunun ardından ortaya çıkabilecek sağlık müdahalelerinin de aileler açısından yeni hukuki tartışmalar doğurabileceğini öne sürdü.

Şeker, “Zorunlu test ise otomatik olarak zorunlu tedaviyi doğuruyor” değerlendirmesinde bulunarak, bir test sonucunun ardından çocuk hakkında uygulanacak tedaviler konusunda anne ve babanın itiraz hakkının nasıl korunacağının açık biçimde ortaya konulması gerektiğini savundu.

Topuk kanının bir tarama uygulaması olduğunu vurgulayan Şeker, tarama testlerinin sonuçlarının kesin tanı anlamına gelmediğini ileri sürerek, test sonucuyla başlayan süreçte doğrulama ve tedavi aşamalarının da ailelere açık şekilde anlatılması gerektiğini ifade etti.

“AİLENİN ÇOCUĞUNU KORUMA HAKKI GÖZ ARDI EDİLMEMELİ”

Şeker, açıklamasında meselenin yalnızca topuk kanı uygulamasıyla sınırlı olmadığını belirterek, ailelerin çocuklarının sağlık süreçlerinde karar alma ve gerektiğinde sağlık hizmetlerine itiraz etme haklarının da tartışılması gerektiğini söyledi.

Sağlık uygulamalarının çocukların yararı gözetilerek yürütülmesi gerektiğini belirten Şeker, aynı zamanda ailelerin sağlık sistemindeki olası hata ve suistimallere karşı hukuki güvencelerinin korunmasının önem taşıdığını ifade etti.

Şeker, “Bu, anne-babalık hakkımızın yok sayılması, sağlık sektörünün hata ve suistimallerine karşı çocuğumuzu koruma hakkımızın elimizden alınmasıdır” görüşünü dile getirdi.

“TOPLUMUN GELECEĞİNİ İLGİLENDİREN BİR KONU”

Düzenlemenin yalnızca belirli bir kesimi değil, Türkiye’de çocuk sahibi olan tüm aileleri ilgilendirdiğini savunan Şeker, konunun kamuoyunda daha geniş biçimde tartışılması gerektiğini söyledi.

Şeker, çocukların sağlık taramalarının gerekliliği ile ailelerin hukuki hakları arasındaki dengenin açık, öngörülebilir ve hukuka uygun biçimde kurulması gerektiğini belirterek, uygulamanın aileler açısından doğurabileceği sonuçların kamuoyu tarafından bilinmesinin önemine dikkat çekti.

Avukat Cüneyt Bülent Şeker’in açıklamaları, çocukların sağlık taramaları, ebeveynlerin karar ve itiraz hakları ile koruyucu ve destekleyici tedbirlerin uygulanması arasındaki hukuki sınırları yeniden gündeme taşıdı.

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

Yeni Slow Radyo