Dolar 48,0814
Euro 56,1248
Altın 7.196,79
BİST 14.540,28
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa 33 °C
Açık

Bebeğimin Kokusunu Duymadan, Adliye Kokusunu Aldık

30.08.2025
A+
A-

Köşe yazarı Murat Çakmak makalesinde; 

“İlk çocuğumda topuk kanı aldırdım, PCR testi yanlış sonuç verdi. Yapılan otopside ise ne tirozinemi ne de fenilketonüri vardı. İkinci bebeğimde topuk kanı aldırmadım, bu kez de bebeğime tedbir koydular. Acımız daha tazeyken, evladımızın kokusunu bile almadan adliye kokusunu aldık. Allah Azze ve Celle neslimizi muhafaza etsin.”

Mersin’de bir ailenin yaşadıkları, sadece bir bireysel dram değil; sağlık sistemimizin, denetim mekanizmalarının ve vicdanlarımızın sorgulanması gereken bir olaydır.


Anne Baba Olmanın En Büyük Umudu

Anne ve baba olmanın heyecanı tarif edilemez. İlk kalp atışını duymak, minicik kıyafetler hazırlamak, doğum anını beklemek… Bu satırlar bir roman kurgusu değil, bir ailenin gerçek hikâyesidir. Baba, bir sağlık çalışanıdır; “Modern tıp ne diyorsa yapılmalı” diye düşünerek, topuk kanını aldırır. Çünkü sistemin işleyişine güvenmiştir.

Ama güvenin karşılığı büyük bir bedel olmuştur.


Yanlış Test, Acı Son

Bebek doğduktan sonra fenilketonüri teşhisi konur, ardından tirozinemi denir. Aile Adana’ya, oradan Ankara’ya yönlendirilir. Sonuç: Hiçbir şey yok! Yani testler yanlıştır. Ancak 16 gün boyunca uygulanan ağır tedaviler, sağlıklı olan bebeği hayattan koparır.

Anne ve babanın gözleri önünde yavruları erir. Son nefesini verir. Ve onlara geriye kalan tek şey, minik eşyalarına sarılarak ağlamak olur.

Rüyalarında bebeklerini görürler: “Baba, topuk kanı neden aldırdın?” diye sorar. O soruya cevap veremezler. Çünkü ne deseler eksik kalır.


İkinci Bebekte Korku

Yıllar sonra Allah onlara yeniden bir evlat nasip eder. Ancak bu kez yaşadıkları travma nedeniyle hiçbir şeye izin vermezler. Ne topuk kanı ne de başka bir işlem… “Sütten ağzı yanan, yoğurdu üfleyerek yer” derler ya, işte öyle.

Ama bu defa da başka bir acı karşılarına çıkar: Bebeğe tedbir konur. Evlatlarının kokusunu duymadan, adliye kokusu alırlar.


Sağlık Sistemine ve Vicdanlara Soru

Burada iki soru haykırıyor:

  1. İlk bebek yanlış teşhis yüzünden hayatını kaybettiğinde, sorumlular neden hesap vermedi?

  2. Aynı aile ikinci çocuklarında neden şüpheyle karşılandı ve adli süreçle yüz yüze bırakıldı?

2018’de yaşanan dramı bilmeyen, bugün bu ailenin korkularını anlayabilir mi?


Kayıpların Adı Yok

Dilimizde babası ölene “yetim”, annesi ölene “öksüz” derler. Ama evladı ölene ne derler?
Bu sorunun bir karşılığı yok. Çünkü doğanın en acı tersliğidir evladını toprağa vermek.

Bugün Mersin’deki aile üzerinden gördüğümüz gerçek, aslında hepimize dokunan bir uyarıdır. Sağlık sisteminin en küçük ihmalinde, en basit yanlışında kaybedilen şey bir can, bir hayat, bir evlattır.

Aile, “Allah Azze ve Celle neslimizi muhafaza etsin” diyor. Çünkü onlar evlat acısını iki kez yaşadılar: Bir kez hastane koridorlarında, bir kez adliye salonlarında.

Bizim ise sormamız gereken şu:
Acıyı yaşayanların sessiz çığlığını duymazsak, yarın aynı acı başka kapıları çaldığında hangi yüzle konuşacağız?

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 1 YORUM
  1. Atay özdemir dedi ki:

    Sağlık sisteminde neler oluyor .
    Açıklama bekleyen halka açıklama yapılmıyor.
    Neden görmezden geliniyor.

Yeni Slow Radyo