Aşı Tartışmasında Yeni Soru: “AŞI OLMAYAN ÇOCUKLAR YÜZÜNDEN AŞI OLANLAR HASTA OLUYOR” YALANI…
Avukat Cüneyt Bülent Şeker’in aşı uygulamalarına ilişkin değerlendirmeleri, çocuk sağlığı ve aşı güvenliği konusundaki tartışmaları yeniden gündeme taşıdı. Şeker, özellikle aşılanmamış çocukların sağlık durumlarının yeterince araştırılmadığını öne sürerken, “Tarihte ilk defa bir hastalıkta koruyucu maddeyi kullanmayanların, o maddeyi kullananlar nedeniyle hastalandığının iddia edildiğini” savundu.
Şeker’in gündeme getirdiği tartışmanın merkezinde şu soru bulunuyor: Aşılanmış ve aşılanmamış çocukların uzun dönem sağlık sonuçları bilimsel olarak yeterince karşılaştırılıyor mu?
Bu soru, son yıllarda özellikle sosyal medyada ve kamuoyunda sıkça gündeme geliyor. Bazı çevreler, aşı olmayan çocukların daha az kronik hastalık yaşadığını ileri sürerken, sağlık otoriteleri ise bu tür karşılaştırmaların birçok değişken hesaba katılmadan yapılmasının yanıltıcı olabileceğine dikkat çekiyor.
“Aşı olmayan çocuklar neden daha sağlıklı?” iddiası nasıl değerlendirilmeli?
Bir grup çocuğun aşılanmamış olması ve bu çocukların belirli bir dönemde daha sağlıklı görünmesi, tek başına aşıların sağlık sorunlarına yol açtığını kanıtlamıyor.
Bilimsel araştırmalarda iki grubun karşılaştırılabilmesi için çocukların yaşları, mevcut hastalıkları, sosyoekonomik durumları, sağlık hizmetlerine erişimleri, beslenmeleri, yaşam koşulları, doktora başvurma sıklıkları ve başka birçok faktörün dikkate alınması gerekiyor.
Örneğin geçmişte COVID-19 aşılarıyla ilgili bazı istatistiklerde aşılı çocuklarda daha yüksek ölüm oranları görüldüğü iddia edilmişti. Ancak bu veriler ayrıntılı incelendiğinde, aşılanan grupta sağlık açısından daha kırılgan çocukların daha fazla bulunmasının sonuçları etkilediği ortaya konuldu. Bu durum, “aşı oldu ve bu nedenle öldü” şeklinde doğrudan bir nedensellik kurulamayacağını gösteren önemli bir örnek.
Bilim dünyasının temel yaklaşımı ne?
Dünya Sağlık Örgütü (WHO), aşıların hastalıklara karşı bağışıklık oluşturduğunu ve özellikle kızamık, çocuk felci, tetanos, boğmaca ve menenjit gibi ciddi hastalıkların önlenmesinde önemli rol oynadığını belirtiyor. WHO’ya göre çocukluk çağı aşıları her yıl milyonlarca hayatın kurtarılmasına katkıda bulunuyor.
ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC) de çocukluk aşılarının ciddi enfeksiyonlara karşı koruma sağladığını ve aşıların güvenliğinin klinik çalışmaların yanı sıra uygulama sonrasında da sürekli izlendiğini belirtiyor.
Bu nedenle “aşıların hiçbir riski yoktur” demek de doğru değildir. Her tıbbi uygulamada olduğu gibi aşıların da yan etkileri bulunabilir. Ancak önemli olan, riskin büyüklüğünün ve hastalığın oluşturduğu riskle karşılaştırılmasıdır.
Asıl tartışma: Daha kapsamlı karşılaştırmalı araştırmalar yapılmalı mı?
Şeker’in gündeme getirdiği iddianın bilimsel açıdan araştırılabilir kısmı burada ortaya çıkıyor.
Aşılanan ve aşılanmayan çocukların sağlık durumlarının uzun yıllar boyunca takip edilmesi; enfeksiyon hastalıklarının yanı sıra alerjiler, bağışıklık sistemi hastalıkları, nörolojik sorunlar ve diğer kronik sağlık göstergelerinin incelenmesi, kamuoyundaki tartışmaların daha sağlam verilere dayanmasını sağlayabilir.
Ancak böyle bir araştırmanın bilimsel olarak doğru tasarlanması büyük önem taşıyor. Sadece “aşılı çocuklarda şu kadar hastalık, aşısızlarda bu kadar hastalık var” şeklindeki ham veriler nedensellik kurmaya yetmez.
Nitekim aşı güvenliği konusunda kullanılan bilimsel sistemlerde aşılar ruhsatlandırılmadan önce farklı aşamalardan geçen klinik araştırmalarda inceleniyor; ruhsat sonrasında da güvenlik izlemi devam ediyor.
“Sistem neden bu araştırmayı kabul etmiyor?” sorusu
Bu noktada tartışmanın önemli bir bölümü bilimsel olmaktan çıkıp kanıt standardı ve kamu politikası meselesine dönüşüyor.
Bir araştırmanın yapılmasıyla araştırmadan çıkacak sonucun önceden belirlenmesi aynı şey değil. Aşılı ve aşısız çocukların karşılaştırılması bilimsel olarak yapılabilir; ancak araştırmanın sonuçlarının doğru yorumlanabilmesi için seçim yanlılığı, sağlık hizmetlerine erişim farklılıkları ve çocukların başlangıçtaki sağlık durumları gibi faktörlerin dikkatle kontrol edilmesi gerekiyor.
Dolayısıyla “böyle bir araştırma yapılmıyor” iddiasıyla “araştırma yapılmasına izin verilmiyor çünkü sonuçtan korkuluyor” iddiası birbirinden ayrılmalı.
Aşı olmayan çocukların hastalanmaması ne anlama geliyor?
Bir çocuğun aşı olmamasına rağmen sağlıklı olması, aşının gereksiz olduğunu göstermez.
Çünkü aşıların amacı kişinin her türlü hastalığa karşı tamamen sağlıklı olmasını garanti etmek değil; belirli enfeksiyonlara yakalanma ve özellikle ağır hastalık geçirme riskini azaltmaktır. WHO da hiçbir aşının yüzde 100 koruma sağlamadığını, ancak aşıların ciddi hastalık ve ölüm riskini önemli ölçüde azaltabildiğini vurguluyor.
Özellikle aşıyla önlenebilir hastalıkların görülme sıklığının düşük olduğu dönemlerde, aşı olmayan bir çocuğun yıllarca hastalanmaması mümkün olabilir. Ancak bu durum, hastalığa karşı bağışıklık bulunduğu anlamına gelmez.
Örneğin 2026’da ABD’de kızamık vakalarının büyük bölümünün aşılanmamış çocuk ve gençlerde görülmesi, aşı kapsamındaki düşüş ile salgın riski arasındaki ilişkinin günümüzde de önemli olduğunu gösteriyor.
Tartışma yasaklarla değil, verilerle yürütülmeli
Cüneyt Bülent Şeker’in açıklamaları, aşı politikalarının, aşı güvenliğinin ve çocukların uzun dönem sağlık durumlarının daha kapsamlı araştırılması gerektiği yönündeki tartışmayı yeniden gündeme getiriyor.
Ancak “aşı olmayan çocuklar daha sağlıklıdır” sonucuna ulaşabilmek için yalnızca gözlemlere veya sosyal medya paylaşımlarına değil, geniş örneklemli, uzun dönemli ve yöntemsel açıdan güçlü karşılaştırmalı araştırmalara ihtiyaç var.
Öte yandan kamuoyunun aşılar konusunda soru sorması veya aşı güvenliğinin sorgulanması başlı başına yanlış değildir. Tam tersine, aşıların yararları, riskleri, yan etkileri ve uzun dönem sonuçları konusunda şeffaf ve erişilebilir verilerin paylaşılması, toplumdaki güvenin güçlendirilmesi açısından önem taşır.
Bugün için mevcut uluslararası sağlık otoritelerinin değerlendirmesi ise çocukluk çağı aşılarının, aşıyla önlenebilir ciddi hastalıklara karşı önemli koruma sağladığı ve güvenliklerinin sürekli izlendiği yönündedir.
Dolayısıyla asıl soru “Aşılı mı, aşısız mı daha sağlıklı?” sorusundan önce, “Bu iki grubu karşılaştıran araştırmalar nasıl yapıldı, hangi çocuklar araştırmaya dahil edildi ve sonuçlar başka hangi faktörlerden etkilenmiş olabilir?” sorusudur.
İşte o yazı…
“AŞI OLMAYAN ÇOCUKLAR YÜZÜNDEN AŞI OLANLAR HASTA OLUYOR” YALANI…
Tarihte ilk defa bir hastalık koruyucu maddeyi kullanmayanlar yüzünden o maddeyi kullananların hasta olduğu iddia ediliyor???
Tabi kimse aşı olmayan çocukların neden daha sağlıklı olduğunu araştırmıyor, sistem bunu kabul etmiyor dahi, pekiyi neden?
Çünkü bu (Halka açık ve denetlenebilir) istatistik çalışmayı yapacak kaynak sadece sistemin elinde var, yani davul da tokmakta onların elinde! Kendi işlerine gelmeyen bir şeyi niye araştırsınlar? İlaç Şirketlerinin primli-maaşlı doktorlarının (güya bilimsel) makaleleri neyimize yetmiyor?
Eğer biz “Aşı olmayan çocukların daha sağlıklı” olduğunu söylersek, bize “RESMİ DAYANAĞINIZ NERDE…” veya “ZARARLI OLSA DEVLET İZİN VERMEZDİ…” deniliyor.
Tabi bu soru ve söylem; Devlet görevlilerinin hata, ihanet, rüşvetten uzak, ikbal endişesi olmayan, korkusuz melekler olması halinde çok mantıklı… Tabi Devlet de bağımsız bir Devlet olmalı. Ama kendinize şu soruyu sorun; “bir şeye yok muamelesi yapılması, onun araştırılmaması gerçekte olmadığı anlamına gelirmi?”
Bu gün “Sağlık Sektörü” Global olarak yönetilmektedir ve aşıyı üretenler ABD merkezli, “Global Siyonist İlaç Kartelleri” dir, onların izni olmadan da kimse aşı üretemez. (Türkiyede ise Sağlık Bakanlığı Sağlık hizmeti vermez, denetim hakkıda çok sınırlıdır, test ve tedavi prosedürlerini de belirleyemez.)
Ve Global Siyonist İlaç Kartelleri de; insanların sağlığını koruya koruya, hastalıkları yok ede ede bu güce ve sermayeye erişmemiştir! Bunlar gerçekten insanların sağlığı-hasta olmaması için uğraşsalar hastalık ve hasta sayısı bu gün yok denecek seviyeye inmesi gerekmez miydi? Aksine bu gün hasta sayısı ve hastalık patlamış durumdadır.
Ancak can yakıcı soru şudur; “bunu gerçekten isterler mi?” Ve bunu yapsalar hastanelerin çoğu kapanır, doktor-sağlıkçılar işsiz kalır, kendileri de zarar eder, hatta iflas ederlerdi, daha da önemlisi İNSANLIĞIN GELECEĞİ-NÜFUSU-SAĞLIĞI ÜZERİNDEKİ KONTROLLERİNİ KAYBEDERLERDİ…
Eğer biraz düşünürseniz bu gün herşeyin Sağlık Sektörü etrafında döndüğünü görürdünüz… Bir makeme doktorun verdiği rapora göre size ve çocuğunuza herşeyi yapabilir, malınızı- çocuğunuz elinizden alabilir.
Bu gün Tıp Karteli Dünyanın en güçlü kartelidir. Uyuşturucu kartelleri bunların yanında çok küçük ve masum kalır.
Siyonizm şu anda hemen hemen herşeye hakimdir ve Devletleri esir etmiş, yönetenleri satın almıştır, satın alamadığını da tehdit ile sindirmiştir. Buna da boyun eğmeyen Devlet (Devlet yetkilileri) olursa ülkede iç karışıklıklar çıkar, ülke savaşa bile sokulabilir. Yada bir anda o ülkenin kredi muslukları kesiliverir, devletler memurlarının maaşını ödeyemez, kamu hizmetleri yürütülemez duruma gelir, bu da o ülkede kaosa sebebiyet verir. Bu gün o güce borçlu olmayan bir ülke var mı?
Bu gücü elinde bulunduranların iyiniyetle çocukları düşünerek aşı ürettiğini, insanlara zorladığını iddia etmek dahi başlı başına çok saf olmayı gerektirir veya sistemden nemalanan kötü niyetli birisi olmayı!
Elbette bu gün doktorların çoğu aşıyı savunmaktadır, çünkü aldıkları eğitim-ezberleri ve çıkarları bunu gerektirir veya sistemden korkularından bunu yaparlar.
Ancak bu gün Dünyada binlerce bağımsız doktor aşı aleyhine açıklamalar yapmış, makaleler-kitaplar yazmıştır, bunların aşıları kötülemekte hiçbir bir menfaati yoktur, hatta bunlar aşı-ilaç kartellerinin hedefi haline gelir, bunların meslekleri, hatta hayatları tehlikeye girer.
Pekiyi niye bu kadar tehlikeyi göze alarak bu açıklamaları yapsınlar? Bunlar çocukların ölmesini isteyen caniler mi, yoksa geri zekâlı-ahmaklar mı? Hayır bunlar genelikle üst düzey-kaliteli bilim adamlarıdır? Tek kusurları idealist olmalarıdır!
AİLELERİN AŞI REDDİ İSE TÜRKİYEDE BÖYLE GELİŞTİ:
-Aşı olduktan sonra çocuğu hastalananlar, ölenler oldu.
-Tıp Sektörü aşı-hastalık-ölüm bağlantısını reddetse de bazı aileler bundan şüphelendiler ve (ne pahasına olursa olsun) sonraki çocuklarına aşı yaptırmadılar ve bu aşısız çocuklarının çok daha sağlıklı olduğunu ve çok az hastalandığını gördüler.
-Bunu 3. ve 4. çocuklarda da test ettiler, sonuç hep aynıydı. Aynı anne-baba, aynı çevre, aynı beslenme… tek fark; “sağlıklı olan çocukların aşısız olması!”
“Komşumdan gördüm, falanca doktor aşıyı tavsiye etmiyor vs.” derken… bu aşı reddi yayıldı ve Siyonist Sistem panik halinde Devletleri aşı karşıtlarına baskı yapmaya yönlendirdi. Bence sonlarının başlangıcı bu sebepten olacak, çünkü artık velayet hakkını yok ederek çocukların sahibi olduklarını iddia etmeye kadar bu işi vardırdılar.
Bilim deney ve gözlemdir, bilim şüphedir. Ailelerin bu yaptığı basit hali ile de olsa bilimseldir. Çünkü deney ve gözleme-araştırmaya dayanarak aşı veya test reddi yapıyorlar.
Aşı savunucularının (tabi samimi olanları kast ediyorum) yaptığı ise bu aşı işinden (dolaylı dolaysız) kâr sağlayanların güçlü propagandasına inanmaktan, kendilerine dikte edilen birkaç basit sloganı tekrarlamaktan ibarettir.
Bunlar genelikle televizyonda duyduklarına inanan, haberlerin içine dahi reklam yerleştirildiğini anlamayan, ülkenin büyük sorunlarının iktidar partisinin değişmesi ile çözüleceğine inanan insanlardır. Yani sistemin kendileri için çalıştığına ve kendilerinin sistem için önemli olduğuna inanan insanlardır.
Bir laf vardı; “bu Dünyada hiç birşey bedava değildir, eğer bir şey size bedava veriliyor ise, ürün sizsiniz…” Bu gün SGK ödemiyorsa bir bebe asprinini dahi bedava alamazsınız, ama hayatlar kurtaran (?) aşılar bedavadır? Pekiyi bu cömertliğin sebebi nedir?
Sakın topuk kanı tarama testi ile taranan SMA ilacı Zolgensma (Bir dozu 2.100.000,oo Dolar) gibi ilaçları satmak için olmasın? Veya bunun gibi binlerce astronomik fiyatlı tedaviyi-ilacı SGK ve Ailelere satmak için?
Açıkçası (Samimi-saf insanların) aşı taraftarlığı bilime değil, İNANCA ve ezbere dayanır! Bu insanlar aşıları bağımsız laboratuarlarda inceletip bu kanaate varmaz yahut zıt görüşlü yazarları karşılaştırmalı olarak okumazlar.
Ve aileler yukarıda anlattığım sebeplerle aşı retlerini arttırınca bir yalan, bir propaganda daha ortaya atılmıştır; “AŞI OLMAYANLAR YÜZÜNDEN AŞI OLAN ÇOCUKLAR HASTA OLUYOR, ÇÜNKÜ TOPLUM BAĞIŞIKLIĞI GEREKİYOR…”
Her insanın fizyolojisinin, genetik yapısının, bağışıklık gücünün birbirinden farklı olduğunu da düşünürsek tek tip aşının nasıl bu toplumsal bağışıklığı sağlayacağı büyük bir muammadır, ama olsun, kimsenin böyle şeyleri düşünmesine gerek yoktur, aşı candır, gerisi heyecandır.
Bu propagandaya da toplumun bir kısmı inanmıştır, hiç düşünmeden ve sorgulamadan…
Mesela; Bu HASTA OLAN ÇOCUKLAR AŞISIZ ÇOCUKLAR MI, YOKSA AŞILI ÇOCUKLAR MI? BUNLARIN HASTALIK ORANLARI NEDİR? Sorusu sorulmadan!
Veya; “Ya aşısız çocuklar daha sağlıklı ise,
bu hasta olan çocukların aşı yüzünden hasta olduğu anlamına gelmez mi?” Sorusu sorulmadan!
Ama işin asıl sıkınlı yönü; çok büyük oranda Devletlerin Sağlık Bakanlıklarının da bu güçlerin güdümünde-baskısı altında olmasıdır.
Bu gün elbette birçok Sağlık Bakanlığı aşısız çocukların daha az hasta olduğunu, daha az öldüğünü bilir. Ama bunu açıklamaya cesaret edebilir mi?
Kısaca bu gün insanlık Siyonist bir kuşatma ve saldırı altındadır. Siyonizm başlarda (150 yıl önce Rockefellerin petrolden ilaç yapılacağını keşfetmesi ile başlattığı…) kazanç ve kontrol için kurduğu bu Sağlık İmparatorluğunu artık insanlığa bir silah olarak doğrultmuştur.
Aklını kullanıp çocuklarını koruyabilenlere müjdeler olsun.
Çıkarı-ikbali için insanlığın-milletinin geleceğini satmayan Devlet memurları ve sağlıkçılara müjdeler olsun.
Bu siyonist düzenin uşaklığını yapanlara da yazıklar olsun, inanıyorum ki olacak da,
çünkü bu düzen böyle gitmez-gidemez!
Bunların yaptığı (Özelikle zorunlu topuk kanı-test-aşı baskısı ile) Tanrılık taslamaktır, inanıyorum ki gerçek Tanrının (Hz.Allah’ın C.C.) bunlara haddini bildireceği gün yakındır.
