Geçmiş dönem PM Üyesi Güler Buğday makalesinde;
Her gün güne başlarken sabahın köründe evler basılarak belediye başkanları, meclis üyeleri, bürokrat ve muhalefetin saygın yandaşlarının göz altına alınıp akabinde tutuklanmalarına alıştık…
Giderek azgınlaşan ve ceberutlaşan iktidarın sopası haline gelen yargı verdiği haksız hukuksuz kararlar ve uygulamalarla kendi varlığını inkâr ediyor.
Bugün yargı kararı ile yaşatılan haksızlıkları, kendi içimizdeki yine yargı kararı ile dayatılan bölünmeden duyduğum üzüntüyü ve içerde siyasi amaçla tutuklanmış halkın umudu olan insanları düşünüp üzülürken iki insan hakkında yazma gereği duydum.
İzmir Belediye Başkanının bana göre seçimi yanlış olan ve hiç ısınamadığım ve İzmir’e yakıştırmadığım Cemil Tugay denen gereksiz ve saygısız had bilmez şahıs bugün AKP’ye geçiyormuş!
İzmir’e yakıştırmadığım Cemil Tugay’ın seçimi en baştan yanlış olmuştu.
Bana göre İzmir AKP’ye geçmiyor, bu korkak, zavallı ve İzmir’e yakışmayan şahıs hak ettiği yere gidiyor.
Yine de canım sıkılıyor ve öfkeleniyorum.
Bu ne utanmazlık, bu ne vicdansızlık, bu ne kıymet bilmeme ve bu ne kendini bir halt sanıp İzmir’i ülkemin göz bebeği olan düşmanın buradan denize döküldüğü çağdaşlığın simgesi kentimizin başkanlığı lütfedilmiş bu şahıs hangi hakla ihanet ediyor?
Lanet olsun gidene de onu alınca yıllarca İzmir’e giremeyen dinci, gerici bağnaz, soygun düzeninin temsilcisi olanlara da.
Son tutuklamalarda aralarında benim sevgili dostum Mersin Yenişehir Belediye Başkanı “Benim Çipras’ım” Abdullah Özyiğit ve diğer başkanların tutuklanmaları da artık tuzun bile koktuğunu kanıtlamıştır.
Kendisini yıllar önce Mersin İl Başkanı olduğu yıllarda tanıdım.
Evimin küçük oğlu o zaman milletvekili olan sevgili Erkan Aydın’la birlikte incelemeler ve özellikle Suriyelilerle ilgili araştırma yapmak için gittiğimizde tanımıştım.
Eczacı olan eşi ile birlikte bizi karşıladılar ve birlikte kahvaltı yaptık.
O günlerde Yunanistan’da Çipras çok beğenilen ve dikkat çeken bir liderdi.
Abdullah Özyiğit’te çok sempatik, samimi, başarılı ve bir o kadarda mütevazi ve Çipras’a benzeyen bir insandı.
İlk andan itibaren birbirimizi çok sevdik ve ben kendisine bu benzerliğinde dolayı “Bizim Çipras” dedim.
Çok başarılı çalışmalar yaptık ve basın bizim bu çalışmalarımıza geniş yer verdi.
O yıllardan bugüne kadar bizim Çipras’la dost olduk ve her gün birbirimize “günaydın” diyerek güne başlardık.
Kendisini ve çalışmalarını sürekli takip ederdim.
Onun kirli işlere ve çıkar amaçlı bir olaya karışacağına asla inanmam…
Zaten alınan belediye başkanlarımızın siyasi amaçla tutuklandığını herkes biliyor.
Cumhur iktidarı tükendikçe halkın güvenini kaybettikçe korkutmak ve sindirmek için faşizmin nirvanasına çıkıyor.
Bu arada dün TBMM’de konuşan KK, nedense Tek Adamın ismini almadan eleştiri yapması yandaşları çok beğense de dikkatimi çekti!
Yine benim solda tanıdıklarım konuşmalarında her zaman tek adam ve iktidarı ve uyguladıkları faşizmi çok kınarlardı.
Son zamanlarda yaptıkları konuşmalarda, iktidarı genelden yaptıkları eleştirilerde nedense bitirirken “KAHROLSUN FAŞİZM” demeyi unuttular.
Benim gibi herkesi kelime kelimesine dinleyen bir insanın bu tavırlar gözümden kaçmıyor!!!
Neyse Başta siyasi tutsak olan Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, Osman Kavala, Tayfun Kahraman Mine Özerden, Çiğdem Mater, Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu, Tunç Soyer ve ismini yazmadığım yüzlerce namuslu ve ülkesi için canını verecek insanlara yapılan uygulamalar demokrasinin olmadığının kanıtı oluyor.
Bu arada bizler bu hukuksuzluklarla uğraşırken her zaman soyulan ülkemizde bu seferde “Asrın Soygunu” olarak iktidarın korumasında ve kontrolünde yapılıyor.
Yazmaktan utanır olduğum açlıktan ve yoksulluktan ölüme terk edilen emekliler, asgari ücretle geçinemeyen yıkılan yuvalar varken inanılmaz imtiyaz ve kazanımları olan milletvekilleri ve milletin hakkını gasp eden çeteler cemaat ve tarikatlar utancımız olmaya devam ediyorlar.
Okullarda açlıktan bayılan çocuklara bir kap yemek veremeyen, tuvaletlere bir kalıp sabun koyamayan ve okulların kapısına bir koruma veya polis koyamayan iktidar Tek Adamı korumak için en az 300 polis görevli ve arabaya para bulabiliyor.
Ben daha fazla yazmayayım çünkü ne kadar yazarsam yazayım yapılan kötülüklerin haddi hukuku yok…
Umarım tez zamanda sandık gelir ve halkımız bu faşist düzene son verir.
Sevgiyle saygıyla, eşit yurttaşlar olarak barış ve kardeşlik duyguları ile insanca, onurluca, özgürce, haksızlıklara ve hukuksuzluklara izin vermeden yaşayalım ve yaşatalım.