İYİ BİR TOPLUM İÇİN
Bursa Vatan Medya Gurubu köşe yazarı Fatma Elalmış makalesinde; Toplumların en büyük sorunu yalnızca cehalet değildir. Cehalet, eğitimle giderilebilir. Asıl tehlike, cehaletin saldırganlığa; bilginin ise kibire dönüşmesidir. İşte o zaman ne öğrenen öğrenmek ister ne de bilen öğretmek ister. Ortaya birbirini anlamayan, sürekli çatışan bir toplum çıkar.Sıkça duyduğumuz bir söz vardır: “Cahilimiz saldırgan tavırlar içinde, âlimimiz ise kibirli tavırlar içinde.” Bu ifade, aslında toplumun iki temel yarasına işaret eder. Bilgisi olmayan, eksikliğini öfke ve sertlikle örtmeye çalışırken; bilgisi olan ise bazen bilgisini bir üstünlük aracı hâline getirerek insanlardan uzaklaşır. Böyle bir ortamda sağlıklı iletişim kurulamaz.
Cehaletin en belirgin özelliği, bilmediğini bilmemektir. Bu durum, eleştiriye kapalı olmayı ve farklı düşüncelere tahammülsüzlüğü beraberinde getirir. Tartışmalar fikir alışverişi olmaktan çıkar, güç gösterisine dönüşür. Oysa bilgi, insanı daha mütevazı yapmalıdır. Çünkü gerçekten bilen kişi, bilmediklerinin de farkındadır.
Diğer tarafta ise kibirli aydın tipi vardır. Bilgisini paylaşmak yerine küçümseyen, yol göstermek yerine yargılayan bir tavır sergiler. Bu yaklaşım, insanları bilgiden uzaklaştırır. Çünkü insanlar kendilerini aşağılayan değil, kendilerine değer veren kişileri dinler. Bilginin en güzel hâli, tevazuyla sunulandır.
Bir toplumun gelişmesi için hem cehaletin hem de kibrin azalması gerekir. Bunun yolu yalnızca okullardan geçmez. Ailede saygı kültürünün yerleşmesi, eğitimde sorgulama becerisinin geliştirilmesi, medyada nezaket dilinin yaygınlaşması, iyi konumdaki insanların da örnek olması büyük önem taşır. İnsanlar birbirini dinlemeyi, farklı fikirlere tahammül etmeyi ve hata yaptığında kabul edebilmeyi öğrenmelidir.
Toplumu değiştiren büyük devrimler çoğu zaman küçük davranışlarla başlar. Bir insanın bilmediğini sormaktan çekinmemesi, bilenin de bunu küçümsemeden anlatabilmesi, güven ortamı oluşturur. Güvenin olduğu yerde öğrenme vardır; öğrenmenin olduğu yerde ise gelişme kaçınılmazdır.
Sonuç olarak, toplumun düzelmesi yalnızca cahillerin eğitilmesiyle değil, bilenlerin de tevazuyu kuşanmasıyla mümkündür. Cehalet saldırganlığı, kibir ise bilgeliği gölgeler. Gerçek ilerleme; bilginin alçakgönüllülükle, eleştirinin nezaketle ve farklılıkların saygıyla karşılandığı bir kültür inşa edildiğinde gerçekleşecektir. Toplum ancak o zaman birbirini suçlayan bireylerden değil, birbirini geliştiren insanlardan oluşacaktır.

Güzel anlatmışsın. Teşekkür ediyorum.♥️
Biz de bir daha kendimizi değerlendirelim. Tanımlanan kavramların neresindeyiz. İnsanlar ile iletişimde hem kendimiziin hem de karşımızdaki kişinin gelişimine katkıda mı bulunuyoruz yoksa rahatsız mı ediyoruz . Karşılıklı sevgi saygı birlik ve beraberliği getirir. Birlik beraberlikte güç demektir , ayağını yere sağlam basmak demektir. Birlik ve beraberlik olsun ki bölünme parçalanma olmasın. ” Bir elin nesi var iki elin sesi var .”Birbirimizi yok saymayalım, birimizi yukarıda diğerimizi “aşağıda da görmeyelim. Birbirimizi kazanmak birlik ve beraberlik içinde huzurlu ve kaliteli bir hayat için; farklı olduğumuzu kabul edip bu farklılıkların hayatımızın olmazsa olmazı kabul edip öyle yaşamalıyız.
Her insan her konuda uzman olamaz. Her insanın uzman olduğu kendisine çok güvendiği bir alan vardır. Bizim toplum olarak; Kendisini bilen çalışkan azimli dürüst başarılı saygılı güven duyacağımız insanlara ihtiyacımız var. Bu da güçlü iletişim ile gerçekleşir. Aynı amaç doğrultusunda çalışan bireyler dahi karşılıklı fikir alışverişinde bulunursa kendilerini daha iyi geliştirir. Hangi amaç için bilgi alış verişinde bulunduysalar hem kendilerini hem de çalıştıkları konunun çözümünü bir üst düzeye taşımış olurlar.
Güçlü iletişim ile toplum daima gelişir.
Okuyup güzel bir yorum ve sorumluluk çıkarmışsın. Bu şekilde sorumluluk çıkaran insanlara çok ihtiyacımız var. Çok teşekkür ediyorum.