Cüneyt Bülent Şeker Yazdı; KÖPEKLERLE BİR SORUNUNUZ MU VAR?

Cüneyt Bülent Şeker Yazdı; KÖPEKLERLE BİR SORUNUNUZ MU VAR?

Köşe yazarımız Cüneyt Bülent Şeker son zamanlarda sokak hayvanları ile ilgili haberler üzerine bir yazıyı kaleme aldı. Şeker;

“Benim yok…

Havlayarak üzerime doğru g:else bile köpeklerden korkmuyorum, ayrıca onları severim de.

Ama insan sağlığı ve hayatı mı? köpeklerin hayatı mı? diye sorarsanız,
İNSAN HAYATI derim ve bir insanın hayatını bütün köpeklerin hayatına değişmem, saldırıya uğrayanın kendi çocuğunuz olduğunu farz ederseniz ne demek istediğimi anlarsınız…

Kabul edelim köpek, kedi gibi bir hayvan değil, bir kere sokakta yaşayan köpekler çoğunluk ile kocaman!

Evet cüsse önemlidir, kedilerin en babası bile cüsse olarak üç yaşındaki bir çocuktan daha küçüktür ve doğa kanunu gereği hayvanlar kendilerinden büyük bir yaratığa (köşeye sıkıştırılmadığı sürece) saldırmaz, aksine ondan kaçarlar…

Ama bu gün yetişkin bir erkekten büyük köpekler ortalıkta dolaşıyor, hemde sivri dişleri, güçlü çeneleri ile!

Üstelik kediler daha bireysel varlıklar, köpeklerde ise sürü kültürü var, birde bakmışsınız, çete gibi bir araya gelmişler, uluya uluya caddelerde dolaşıyorlar, mahalleden gelip geçen yabancı insan ve araçlara havlıyorlar, saldırıyorlar…

Tabi bu köpeklerin masum aktivitelerinden birisi. Birde köpeklerin kendisinden kaçan çocuklara, kadınlara, yaşlılara vs.saldırması meselesi var?
Bunun kuduzu var, hastalık yayması var, var oğlu var…

Kediler fare avlarlar, bu bizim için faydalıdır (Gerçi mamaya boğuldukları mahallerde bunu yapmıyorlar ya o da ayrı konu 🙂 peki köpekler neyi avlıyor? Kedileri!

Tarihte kedilerin bir sebepten öldürüldüğü zamanlarda veba salgınları şehirleri sarmıştır…

Ve kediler temiz hayvanlardır, tükürükleri antiseptiktir, sağlıkları yerinde ise kendilerini temizlerler, dışkılarını eşeledikleri toprağın-kumun altına yapar, üstünüde kaptır, koklarlar.

Ama köpekler öyle mi ya? dışkısını ortalığa yapar, tüyleri de temiz değildir, her yere sürünür yatar ve tüylerini bir hayırsever çıkıp yıkamadığı müddetçe pis kalır.

İslam dininde de köpek necis bir hayvan olarak kabul edilmiştir, Köpeklerin hastalığa sebep olma tehlikesi de yüksektir.

Köpek tarih boyunca korunma, çobanlık ve av için kullanılmıştır, dolayısı ile köpeğin yeri (genel olarak) kırsaldır diyebiliriz.

Ayrıca köpekler bir sahibine bağlı varlıklardır (Köpek gibi sadık diye bir tabir var.)
Sahipsiz köpek ise RONİN (Efendisi olmayan, etrafı haraca keserek geçinen samuray) gibidir, kısaca köpeğin yeri sahipsiz bir şekilde dolaşabileceği sokaklar değildir…

PEKİ ÇÖZÜM NEDİR?

Kısırlaştırmak mı?

Hayır bu hayvanı sakat bırakmaktır, hayvanlar için büyük bir eziyet ve zulüm olur. Üstelik kısırlaştırılan hayvanlarda çeşitli sağlık sorunları da görülmektedir.

Çözüm;
Köpekleri sokaklardan toplamak ve acısız bir şekilde UYUTMAKTIR.

Köpekleri toplayıp, sahiplendirme fikri üzerinde de kafa yordum, ancak şu anda dışarıda yaşayan köpekler bir zamanlar birilerinin köpeği değilmiydi?Yani sahipliydiler…

Belli ki; insanlar köpeklerin sorumluluğunu alma konusunda pek de başarılı değiller, hatta çok sorumsuzlar.
Ve aynı yanlışı tekrarlayarak bir çözüme ulaşmak da mümkün değildir.

Ayrıca köpekleri barınaklara kapatmak da onlara yapılacak ayrı bir eziyet, bu barınakları bir ara ziyaret etmiştim, köpekler buralarda çok kötü şartlarda, pislik içinde yaşıyorlar, iyi beslenmedikleri her hallerinden belli oluyordu.

Son olarak basına yansıyan ve hepimizi üzen (Konya ve Ankara barınaklarındaki kürekle köpek öldürme, büyük köpeklere parçalatma) vahşetleri ortaya koyuyor ki; kendisini savunamayan, şikayet dilekçesi yazamayan bu masumlara eziyet edecek bir psikopat mutlaka çıkıyor…

Köpek sorununun EN KESİN ÇÖZÜMÜ İSE ŞEHİRLERDE KÖPEK BESLENMESİNİN YASAKLANMASIDIR!

Sokakta yaşayanlarında (acısız bir şekilde) UYUTULMASIDIR.

Bu görüşümü vahşice bulanlar derhal bu köpekleri sahiplenip kırsalda (KAFES İLE ÇEVRİLİ) bir arazide onları besleyebilir,

Çünkü vahşi doğaya bırakılan köpeklerde ciddi bir sorundur, bunlar sürü halinde köylere inebilmekte, diğer orman sakinlerinden farklı olarak karşılaştıkları insanlara yanaşmakta ve tehlike arz etmektedirler.

Ancak kimse (güya) hayvan sevgisi adına belediyenin, kamunun, yani bizim paramızı köpeklere harcayamaz, bizim kesemizden çömertlik, alicenaplık ve hayvanseverlik yapamaz, hele o yardıma muhtaç insanlar varken bu kabul edilemez.

Çünkü önce insan gelir,

Osmanlıda bu tip hayvan hayırları vakıflar eli yapılmıştır. Halktan toplanan vergiler ile değil…

Sosyal medyada çok sık rastladığımız; “Hayvanları insanlardan daha çok seviyorum” veya “İnsanları tanıdıkça hayvanları seviyorum” martavalları bizi ilgilendirmez.

Benim gözlemime göre sadece hayvanları sevdiğini söyleyen tipler, sadece kendilerini seven insanlardır, insan ve hayvan sevgisi birbirinden ayrılamaz.

Sadece hayvanları sevdiğini iddia edenler; o hayvanlar her türlü kapris ve egolarına sadakat ile yanıt verdiği için sadece hayvanları seviyor olabilirler.

Bu köpek konusu niye bu kadar gündemi işgal ediyor bilemiyorum, birileri gerçek gündemleri örtbas ediyor olabilir veya “Bir köpek sorununu bile halledemediniz…” diye kargaşa veya siyasi rant peşinde olabilir…

Ama çözüm çok karmaşık değil; Köpekler insanların sağlık ve hayatlarını tehdit ediyor ise, ki şu sıralarda ediyor, köpekler eziyet verilmeden, acısız bir şekilde ortadan kaldırılır.

Çünkü yukarıda da defaatle tekrarladığım üzere öncelik insanındır…

Şu sıralarda köpeklerin saldırganlaşmasında frekanslarla yapılan saldırıların da etkisi olabileceği ihtimalini de göz ardı etmemek gerekmektedir, frekanslar ile köpeklerin saldırganlaştırılması özellikle ABD ordusu hizmetindeki köpeklerde uygulanan eski bir teknolojidir…

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?