İNANILMASI GÜÇ BİR ÖYKÜ!

İNANILMASI GÜÇ BİR ÖYKÜ!

Bir gazetecilik başarısı.  Araştırmacı gazeteci Erdal Orhan’ın  akıcı bir dille kaleme aldığı bir soygun öyküsü. İçinde rüşvet, tehdit, yıkım olan bir öykü.

Olay Bursa’nın Kestel ilçesinde geçiyor. Öykünün kahramanları Belediye Başkanı , Başkan yardımcısı ve başarılı bir iş adamı.

Öykü kahramanı Yakup Yamaç, Muş doğumlu bir iş insanı. Almanya’ya göçmüş. Burada iş yaşamına atılmış. Yedi ayrı iş kolunda faaliyet gösteren bir şirket kurmuş. Yediyüzelli ( 750) kişi çalıştırıyor bu iş yerinde. Başarılı bir iş adamı. Aynı zamanda yurtsever bir insan.

Muş’lu hemşehrilerinin Kestel’e göçmesi nedeniyle yolu düşmüş buraya. Hemşehrilerini ziyaret amacıyla geldiği Kestel’in konumunu, doğasını çok beğenmiş. İçindeki girişimcilik ruhu,  onu buraya yatırım yapmak için dürtüklemiş.  Yurtdışından gelecek konuklarını ağırlamak için villa yapmak üzere arazi satın almış.

Arazi üzerinde yapmak istediği villa inşaatı ile ilgili olarak danışmak için Kestel Belediyesi’ne gitmiş. Öykünün öbür kahramanları  Önder Tanır ( Kestel Belediye Başkanı) ve Haluk Kürel ( Başkan Yardımcısı) ile burada tanışmış. Tanışma , koyu bir söyleşiye dönüşmüş. İçilen kahvelerin  ardından yatırım yapmasına karar verilmiş.

Kısa bir süre sonra yurtdışı gezisine çıkan Önder Tanır ile Haluk Kürel, Yakup Yamaç’ı Almanya’daki işyerinde ziyaret etmişler.  Yakup Yamaç , özel konuklarını Türk konukseverliği ile bir güzelce ağırlamış. Kendilerine BMW marka lüks bir araç tahsis etmiş. Bulundukları sürece kendilerine eşlik etmiş, kılavuzluk yapmış. Dostluklar pekişmiş.

Bu dostluğa ve aralarındaki sıcak ilişkiye güvenen Yakup  Yamaç, Kestel’de Derekızık Mahallesindeki (18) onsekiz dönümlük arazisinde  yatırım amaçlı inşaatına başlamış. Yurtsever insan. Kendi ülkesine, hemşrhrilerinin bulunduğu yere yatırım yapmak istemiş. Hatta buraya yerleşmeyi bile düşünmüş.

Ardından ” Burası Türkiye” dedirten olaylar yaşanmış. Öncelikle Belediye’ye bağış yapması istenmiş. İsteklerinin ardı arkası kesilmemiş. Kimileyin milyonlarla Türk Lirası istenmiş; kimileyin  binlerle avro. Hem de yapacağı  bağışları elden vermesi koşuluyla. Bitmemiş istekler.  Yolunacak kaz  gibi görmüşler  bu ülkesini seven iş insanını.

Yine haberden öğrenğimize göre yaşlı bir kadına ev alması önerilmiş. Güzel bir öneri , bir yardımlaşma diye düşünmüş. Ancak alınacak evin parasının (500.000) yani beşyüzbin Türk Lirası’nın yine elden vermesi gerektiği söylenmiş.  İsteklerin sürekli artması üzerine iş adamı, kuşkulanmış ve bu parayı ödemeyeceğini söylemiş.

Ne olmuş sonra? Belediye başkanı çok kızmış . Öfkelenmiş.  Hırsını alamamış. İşini gücünü bırakmış. Belediye encümenini toplamış. İvedilikle yıkım kararı aldırmış.Alınan kararı  bir görevliyle dolaştırarak  tüm üyelere imzalatmış. Yer ve inşaat sahibinin bilgisi olmadan inşaatı  yıktırmış.

Mağdur durumda olan Yakup Yamaç, uğradığı haksızlıkları bir dilekçe ile savcılığa başvurarak  yargıya taşımış. Yargının vereceği karar, iş insanının mağduriyetini giderir mi bilinmez ama kırgınlığını, düş kırıklığını kim giderebilir? Ülkesine bir daha gelir mi? Bir daha yatırım yapmayı düşünür mü? Kamu görevlilerinin sarstığı bu güveni geri gelir mi ?

Bu ibretlik öyküyü sizlerle paylaşmak istedim. Giriş, gelişme benden. Sonucu sizlerden.

 

Bu öyküyü haberleştiren Erdal Orhan”ı yürekten kutlarım.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?