Dolar 47,9020
Euro 55,5908
Altın 6.766,67
BİST 14.093,77
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa 28 °C
Az Bulutlu

Marmara Depremi: Unutmadık, Mücadeleyi Bırakmayacağız

17.08.2026
A+
A-

Bursa Vatan Medya Gurubu köşe yazarı Zeynep Vatansever Özügenç makalesinde; 17 Ağustos 1999… Türkiye’nin hafızasına acıyla kazınan bir tarih. Marmara’yı sarsan deprem, binlerce insanımızı hayattan kopardı; şehirlerimizi, yuvalarımızı ve yılların emeğiyle oluşan milli servetimizi büyük bir yıkımla karşı karşıya bıraktı.
Aradan yıllar geçti. Fakat 17 Ağustos’un bize bıraktığı en büyük ders hâlâ geçerliliğini koruyor:
Deprem öldürmez; hazırlıksızlık, dayanıksız yapı ve ihmaller öldürür.
Türkiye bir deprem ülkesidir. Marmara’dan Ege’ye, Doğu Anadolu’dan Karadeniz’e kadar birçok bölgemiz deprem riskiyle karşı karşıyadır. Bu nedenle depremle mücadele, yalnızca deprem olduğunda hatırlanacak bir mesele değil, devletin ve toplumun sürekli gündeminde olması gereken bir milli güvenlik meselesidir.
Burada herkesin sorumluluğu vardır.
Merkezi yönetim güçlü bir koordinasyon sağlamalı, yerel yönetimler şehirlerin risklerini bilimsel verilerle tespit etmeli, yapı denetimleri tavizsiz uygulanmalı, vatandaşlar da yaşadıkları yapıların güvenliği konusunda bilinçlendirilmelidir.
Siyasetin görevi ise birbirini suçlamak değil, ortak akılla çözüm üretmektir.
Çünkü deprem siyasete bakmaz. Sandığa bakmaz. Kimlik, parti veya makam ayırmaz.
Bir bina yıkıldığında altında bütün toplumun vicdanı kalır.
Bu yüzden kentsel dönüşüm yalnızca binaları yenilemek olarak görülmemelidir. Güvenli şehirler; sağlam altyapı, ulaşım, toplanma alanları, afet iletişim sistemleri ve eğitimli toplumla birlikte düşünülmelidir.
Marmara’nın 17 Ağustos’ta yaşadığı acı bize bir kez daha şunu hatırlatıyor:
Depreme karşı mücadele, geleceğimizi koruma mücadelesidir.
Kaybettiğimiz insanları saygıyla anıyor, geride kalan ailelerin acısını paylaşıyoruz.
Ama en büyük saygı, onları yalnızca yıldönümlerinde hatırlamak değil; aynı acıların yeniden yaşanmaması için bugün gerekeni yapmaktır.
Unutmadık. Unutmayacağız. Unutturmayacağız.
Çünkü güçlü Türkiye, yalnızca güçlü ekonomisi ve güçlü ordusuyla değil; insanının can güvenliğini her şeyin üzerinde tutan güvenli şehirleriyle de güçlüdür.

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

Yeni Slow Radyo