Dolar 47,3323
Euro 53,8589
Altın 6.168,06
BİST 13.943,87
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa 26 °C
Parçalı Bulutlu

İmam Hatipler Başardı, Önyargılar Kaybetti

25.07.2026
A+
A-

Bursa Vatan Medya Gurubu köşe yazarı Hasan Kaya makalesinde; YKS 2026 sonuçları açıklandı. Binlerce gencimiz, yıllardır kurduğu hayallere bir adım daha yaklaşmanın sevincini yaşarken, aileleri de emeklerinin karşılığını almanın heyecanını paylaşıyor. Uzun ve yorucu bir hazırlık sürecinin ardından şimdi üniversite tercih dönemine giren bütün öğrencilerimizi gönülden tebrik ediyor, hayatlarının bu yeni döneminde başarılar diliyorum.

Bu yıl açıklanan sonuçlar, yalnızca bireysel başarı hikâyelerini değil; aynı zamanda istikrarlı ve planlı eğitim anlayışının meyvelerini de gözler önüne serdi. Başta Kartal Anadolu İmam Hatip Lisesi olmak üzere ülkemizin dört bir yanındaki İmam Hatip Liseleri, geçmiş yıllarda olduğu gibi bu yıl da elde ettikleri derecelerle adlarından söz ettirmeyi başardı. Özellikle Fen ve Sosyal Bilimler Projesi uygulayan okullarımızın ortaya koyduğu kitlesel başarı, bunun bir tesadüf olmadığını bir kez daha gösterdi.

Bu başarı; yıllardır sürdürülen planlı çalışmaların, disiplinli eğitim anlayışının, fedakârca görev yapan öğretmenlerin ve hedeflerinden asla vazgeçmeyen öğrencilerin ortak emeğinin ürünüdür. Bu vesileyle emeği bulunan bütün öğrencileri, öğretmenleri, okul yöneticilerini, ailelerini ve katkısı olan herkesi yürekten kutluyorum. Çünkü ortada sadece birkaç öğrencinin elde ettiği bireysel dereceler yoktur; sabrın, azmin, inancın ve alın terinin başarıya dönüşmüş en güzel örneklerinden biri vardır.

Ne var ki sonuçlar açıklandıktan sonra dikkatimi çeken asıl konu bu büyük başarı değil; bu başarıdan rahatsızlık duyan bazı çevrelerin tavrı oldu.

Evet, yanlış okumadınız…

Bir grup insan, gençlerin başarısını kutlamak yerine “İmam Hatipler neden başarılı oluyor?” sorusunun peşine düştü. Sanki bu evlatlarımızın dökülen alın teri ve gece gündüz süren gayreti değersizmiş gibi… Sanki İmam Hatip Liselerinin başarılı olmaları bir suçmuş gibi… Sanki üniversite sınavında derece yapmak yalnızca belli okul türlerinin tekelindeymiş gibi… Sanki başarıya giden yolun kapısına görünmez bir tabela asılmış da üzerinde “İmam Hatipliler giremez” yazıyormuş gibi…

Oysa başarı hiçbir okulun, hiçbir ideolojinin, hiçbir kesimin tapulu malı değildir. Başarı; çalışanın, emek verenin, vazgeçmeyenin hakkıdır. Bir öğrencinin hangi okulda okuduğuna değil, sınav günü ortaya koyduğu bilgiye ve emeğe bakılır. Eğitimin temel ilkesi de budur.

Kimileri çıkıp utanmadan “İmam Hatiplerin görevi bu değil” diyebiliyor. Peki, nedir onların görevi? Başarısız olmak mı? Üniversite hayali kurmamak mı? Doktor, mühendis, hukukçu, akademisyen yetiştirmemek mi? Bu gençlerin fen alanında, teknolojide, tıpta ve hukukta zirveye oynaması kimi, neden bu kadar korkutuyor?

İşin ilginç tarafı da tam burada ortaya çıkıyor. Aynı başarı başka bir okul tarafından elde edildiğinde alkışlayanlar, söz konusu İmam Hatip Liseleri olunca bir anda ölçüyü değiştiriyor. Demek ki mesele başarı değil; başarının kim tarafından elde edildiği. Bir okulun adında “İmam Hatip” yazınca matematik değişiyor mu? Fizik soruları farklı mı geliyor? Kimya formülleri başka mı oluyor? Yoksa YKS kitapçıklarının üzerinde “Bu sorular yalnızca bazı okul türleri içindir” diye gizli bir ibare mi var?

Elbette hayır. Çünkü sınav aynı sınav, sorular aynı sorular, rakipler aynı rakipler… Müfredat aynı müfredat, sorumlu olunan bilgi tamamen eşit. Üstelik bugün İmam Hatip Liselerinde okuyan öğrenciler de diğer lise türlerinde okuyan öğrenciler gibi aynı dersleri görüyor, aynı kaynaklardan çalışıyor, aynı sınav maratonundan geçiyor ve aynı üniversitelere yerleşebilmek için mücadele ediyor. Yani ortada ayrıcalık değil, tam tersine herkes için geçerli olan ortak bir yarış var.

O hâlde bazılarını rahatsız eden şey başarı değil, başarının sahibi… Sorun, İmam Hatip Liselerinin başarılı olması değil; onların başarılı olabileceğini kabullenememeleridir.

Yıllardır bu okullara yönelik yapılan haksız ithamları, küçümseyici söylemleri ve ötekileştirme çabalarını üzülerek takip ettim. Bu nedenle bugün elde edilen her akademik başarı, benim için yalnızca bir sınav derecesi değildir. Aynı zamanda emek veren öğrencilerin, fedakârca çalışan öğretmenlerin ve bu okullara gönül vermiş insanların sessiz ama güçlü cevabıdır. Bu okulların başarılarıyla gurur duyulması da bu yüzden son derece doğaldır. Çünkü gurur duyulan şey sadece bir okulun adı değil; o ismin arkasındaki emek, azim ve alın teridir.

Yıllardır bu okulları küçümseyenler, öğrencilerini aşağılayanlar ve mezunlarını belli kalıpların içine hapsetmeye çalışanlar, bugün ortaya çıkan tablo karşısında büyük bir hayal kırıklığı yaşıyor. Zira yıllardır inşa etmeye çalıştıkları önyargı duvarları ve ideolojik ezberler, somut başarı rakamları karşısında birer birer yıkılıyor.

Benim asıl itirazım da tam olarak buradadır: Bir okulun eğitim anlayışı eleştirilebilir, uygulamaları tartışılabilir; ancak o okulda okuyan gençlerin emeğini küçümsemek, başarılarını görmezden gelmek ya da okulunun adından dolayı değersizleştirmeye çalışmak ne eğitim anlayışıyla ne de vicdanla bağdaşır. Çünkü hedef alınan tabelalar değil, o tabelaların altında hayaller kuran gençlerdir.

Gerçek rakamlar, önyargılarla tartışılamaz. Üniversiteye yerleşen öğrenciler, Türkiye dereceleri, akademik başarı tabloları ve elde edilen sonuçlar ortadadır. Gerçekler karşısında ideolojik ezberlerin uzun süre ayakta kalabilmesi mümkün değildir. Çünkü önyargılar alın terine yenildi. Ezberler, çalışmanın karşısında dağıldı. İdeolojik duvarlar, gençlerin azmi karşısında çatırdamaya başladı. Gerçekler konuşmaya başlayınca peşin hükümler sessiz kalmak zorunda kaldı.

Şunu artık kabul etmek gerekir: İmam Hatip Liseleri bu ülkenin eğitim kurumlarından biridir. Bu okullarda okuyan çocuklar da bu milletin evlatlarıdır, onların başarısı da bu ülkenin başarısıdır. Eğitimde fırsat eşitliği sağlandığında ve imkân verildiğinde, bu memleketin her evladının neleri başarabileceğinin en somut göstergesidir. Bugün Türkiye’nin dört bir yanında İmam Hatip Liselerinden mezun olmuş doktorlar, mühendisler, akademisyenler, hukukçular, öğretmenler, bilim insanları ve farklı meslek gruplarında başarıyla görev yapan binlerce insan bulunmaktadır. Dolayısıyla bu okulların akademik başarı üretmesi şaşılacak değil, desteklenmesi gereken bir gelişmedir.

İmam Hatip Liseleri, kuruluş amaçları doğrultusunda dinî ve ahlaki değerleri merkeze alan bir eğitim anlayışını benimserken, aynı zamanda fen bilimlerinden sosyal bilimlere, hukuktan mühendisliğe, tıptan akademiye kadar hayatın her alanına nitelikli insan yetiştiren eğitim kurumları olduğunu da ortaya koymaktadır. Bugün elde edilen başarılar, bu iki hedefin birbirine engel olmadığını; aksine doğru yönetildiğinde birbirini güçlendirebildiğini göstermektedir.

Bir öğrenciyi okulunun tabelasına bakarak alkışlayan ya da küçümseyen anlayışın eğitimden söz etme hakkı yoktur. Çünkü gerçek eğitim; insanı etiketlere göre ayırmayı değil, emeğe saygı duymayı öğretir. Gerçek eğitim, öğrencileri okul isimlerine göre sınıflandırmak değil; onların bilgiye, çalışmaya ve başarıya ulaşmaları için fırsat sunmaktır. Bir eğitim sistemi, ancak bütün öğrencilerini eşit değerde gördüğü zaman gerçek anlamda başarılı olabilir.

Dileğim, bu başarıların birilerini rahatsız etmesi değil; tam tersine bütün eğitim camiasını sevindirmesidir. Çünkü hangi okuldan gelirse gelsin, başarılı olan her öğrenci bu ülkenin ortak değeridir. Aynı şekilde İmam Hatipli bir öğrencinin başarısı da ideolojik gözlüklerle değil, ortaya koyduğu emekle değerlendirilmelidir. Adalet de vicdan da bunu gerektirir.

Bugün alkışlanması gereken şey ideolojik körlük değil; gecelerini gündüzlerine katarak çalışan gençlerin azmidir. Onlar çalıştı… Onlar emek verdi… Onlar başardı… Aylarca süren hazırlık döneminde vazgeçmediler, yoruldular ama pes etmediler. Aileleri fedakârlık yaptı, öğretmenleri onlara yol gösterdi, onlar da bunun karşılığını başarılarıyla verdi. İşte alkışı hak eden tam da bu emektir. Üstelik bu alkış, yalnızca İmam Hatip Liselerinde okuyan öğrenciler için değil; YKS maratonunda ter döküp hayallerinin peşinden koşan ve emeğini ortaya koyan bütün gençlerimiz içindir. Çünkü başarı hangi okuldan gelirse gelsin alkışı hak eder. Eğitimin ve vicdanın gereği de budur.

Rahatsız olanlara ise geriye sadece söylenmek kaldı. Ne kadar istemeseniz de… Ne kadar hazmedemeseniz de… Gerçek değişmiyor: İmam Hatip Liseleri artık yalnızca değerler eğitimi veren okullar değil; aynı zamanda akademik başarılarıyla da adından söz ettiren, bilimde, teknolojide, hukukta, tıpta ve sosyal bilimlerde nitelikli insanlar yetiştiren eğitim kurumlarıdır. Her yıl Türkiye dereceleri çıkaran bu okulların ortaya koyduğu başarı, birkaç kişinin rahatsızlığıyla değişmeyecek kadar açık bir gerçektir.

Bunu kabul etmek istemeyenler olabilir. Ama gerçekler, önyargılardan çok daha inatçıdır. Gerçekler; önyargılara, ideolojik kalıplara ve peşin hükümlere göre değil, ortaya konulan somut başarılarla şekillenir. Bugün ortaya çıkan tablo da bunun en açık ispatıdır.

Ben de bir İmam Hatip Lisesi mezunu olarak, bu okulların başarılarıyla gurur duyuyorum. Bundan daha doğal bir duygu olamaz. Ancak bu gurur, başka okul türlerinin başarısını küçümsemekten değil; yıllardır ötekileştirilmeye çalışılan, kimi zaman haksız ithamlara maruz bırakılan bir eğitim camiasının, emeğiyle ve başarısıyla hak ettiği değeri görmeye başlamasından kaynaklanıyor. Çünkü ben, hangi okuldan mezun olursa olsun emek veren her öğrencinin başarısını alkışlamayı bir vicdan borcu olarak görüyorum. Aynı anlayışın İmam Hatipli öğrenciler için de gösterilmesini istemek ise bir ayrıcalık talebi değil; adalet talebidir.

Ve gerçek şudur:

  • Başarı, ideolojinin değil; emeğin ürünüdür.
  • Başarı, önyargıların değil; alın terinin eseridir.
  • Başarı, okul tabelalarının değil; inanan, çalışan ve vazgeçmeyen insanların hakkıdır.

Tebrikler İmam Hatip Liseleri… Başarılarınız bazılarını rahatsız etse de bu milletin vicdanında hak ettiğiniz yeri almaya devam edeceksiniz. Çünkü bu başarı yalnızca bir okul türünün başarısı değildir; fırsat verildiğinde bu ülkenin evlatlarının neleri başarabileceğinin en güzel göstergelerinden biridir.

Dileğim odur ki; bundan sonra hiçbir öğrencimiz okuduğu okulun adı üzerinden yargılanmasın, hiçbir gencimizin emeği ideolojik tartışmaların gölgesinde bırakılmasın. Bu ülkenin bütün çocukları, hangi okuldan mezun olurlarsa olsunlar önyargılarla değil, başarılarıyla anılsın.

Tarih, önyargıları savunanları değil; emek verenleri, çalışanları, üretenleri ve başaranları yazar.

Çünkü tarih, eninde sonunda hakikatin tarafında durur. Ve hakikatin dili her zaman aynıdır: Alın teri, önyargıdan daha güçlüdür.

 

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

Yeni Slow Radyo