Dolar 47,2000
Euro 53,9564
Altın 6.179,41
BİST 14.077,29
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa 32 °C
Açık

SURUÇ’U UNUTMA, UNUTTURMA!

20.07.2026
A+
A-

Bursa Vatan Medya Gurubu köşe yazarı sendikacı Veli Beysülen makalesinde;

Yüreklerinde umut, çantalarında oyuncak vardı, herbiri barışa açılmış güldü sanki. Caniler kopardılar barış güllerini dallarından. Halbuki tek amaçları vardı savaşın mutluluklarını ellerinden aldığı, küçücük yürekleri aydınlatarak, geleceğe umutla bakmalarını sağlamaktı. Pusuya yatmıştı, ölüm ve karanlık birdenbire üzenlerine  çöktü.

Evet, bu gün 20 Temmuz, Şanlıurfa’nın Suruç ilçesinde, 20 Temmuz 2015 tarihinde, yürekleri sevgi dolu gencecik 34 insanın, cani canlı bombanın kendisini patlatması sonucu hayattan koprılmasının üzerinden onbir yıl geçti. Maalesef Türkiye barışına ve demokrasisine kasteden bu katliamda, kendisinden önce ki diğer birçok katliam gibi, aydınlatılmadı ve arkadasındaki gerçek faillerin, hukuk’ta hesap vermeleri sağlanamadı.

Evet yüreklerinde sevgi, çantalarında oyuncak taşıyan 300 genç insan, barbar IŞİD çetesinin saldırısı sonucu yetim kalan  Kobâne’deki çocuklara oyuncak götürmek ve destek olmak için, Kobane’ye geçmek isteme amaçlarını kamuoyuna duyurmak üzere, Şanlıurfa’nın Suruç ilçesinde, Amara Kültür Merkezi bahçesinde basın açıklaması yaptıkları sırada, barbar IŞİD çetesinin canlı bomba saldırısına uğradı ve 34 genç insan hayatını kaybederken, 100’den fazlası ise yaralandı.

Peki kimdi bu gençler? Buraya neden toplanmışlardı?

Hepimiz hatırlarız, emperyalist batı ile bölgede bulunan krallık şeyhlik gibi gerici devlet yönetimlerinin işbirliğiyle başlayan, Türkiye’yi yöneten iktidarın, yanlış politika da ısrarından dolayı Türkiye’ninde taraf olduğu, Suriye iç savaşı sırasında, Dünyanın değişik ülkelerinden taşınan birçok cihatçı, başta Türkiye olmak üzere, bölge ülkelerinden Suriye’ye geçmiş ve değişik adlar altında çeteler oluşturmuşlardı. Kuşkusuz bu çetelerin en barbarı, kim tarafından nasıl kurulduğu aydınlatılamayan ve birçok karanlık yönü bulunan, açılımı Irak Şam İslam Devleti bilinen kısaltılmış adı IŞİD olan örgüttü.

Bu örgüt Suriyenin orta ve güney bölümünde oldukça geniş bir alanı ele geçirmekle kalmamış, başta Irak’ın ikinci büyük kenti Musul olmak üzere, Irak’ta da önemli birçok kenti çele geçirmişti.

Örgüt, Kuzey Suriye’de kantonlar biçiminde örgütlenmekte olan Rojava’nın Kobane kentine saldırmıştı. Bu saldırı sırasında, günlerce kuşatma altında kalan Kobâne yakılmış yıkılmış, birçok can kaybı yaşanmıştı.

Kobane’ye geçerek, Kobanenin yeniden inşasına katkıda bulunmak, savaşın mağdur ettiği çocuklar için kreş yapmak, fidan dikerek barış ormanı oluşturmak, savaşın yetim bıraktığı çocuklara oyuncak götürmek gibi insani amaçlarla, birgün önce Suruç’a gelmiş olan, Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu, üyesi 300 genç, basın açıklaması yapmak üzere, Suruç Belediyesine ait Amara Kültür Merkezinin bahçesinde biraraya gelmişlerdi. Basın açıklamasının tam ortasında, kalabalığın arasına karışan, İŞID militanı Şeyh Abdurahman Alagöz üzerindeki patlayıcıyı patlatarak ortalığı kan gölüne çevirmişti.

Basın açıklamasının devam ettiği sırada, saat 11:50’da kalabalığın tam ortasında kendisini patlatan canlı bomba saldırısında, 23’ü olay yerinde, olmak üzere 34 kişi hayatını kaybetti. Canlı bomba olarak, intihar saldırısı gerçekleştirerek, güzel bir dünya da ve ülke de yaşama hayallerini gerçekleştirmekten başka amaçları olmayan 34 insanı hayattan koparan kişi, babalarının iki oğlum terör örgütü IŞİD’de katılmak için evden ayrıldılar ihbarı yapıtığı iki kardeşten Şeyh Abdurahman Alagöz’dü. Ne gariptir ki, Suruç’ta, yakalanması için emniyet güçlerinin teyakkuza geçtiği ileri sürülen diğer kardeş Yunus Emre Alagöz ise 3 ay sonra, 10 Ekim 2015 tarihinde, Ankara Gar’ında 103 kişinin öldüğü katliamın intihar bombacısı oldu.

Evet katliamın arkasındaki karanlık odaklar ortaya çıkarılmadı, patlamadan, 21 ay sonra Hilvan Cezaevi Kampüsü’nde başlayan yargılamada, davanın tek tutuklu sanığı, olan Yakup Şahin Ankara Garı Saldırısı davasından da tutuklu olduğu için getirilmedi ve duruşma sanıksız bir şekilde başladı.

Dosyanın üzerindeki gizlilik kararı aylarca kaldırılmadı ve neyin saklandığı hiçbir zaman anlaşılamadı. Davaya daha sonra görevi kötüye kullanma ve ihmal suçlamasıyla dahil edilen, polis memuru Ali Koçak, Amara Kültür Merkezindeki organizasyon öncesi normal bir arama yapılsaydı, canlı bomba yakalanabilirdi derken aslında gerekli tedbirlerin alınmadığını ve katliama seyirci kalındığını ifşa etmişti.

Aslında bu katliamı 7 Haziran milletvekili genel seçim sonuçlarından ayrı değerlendirmek bizi doğru sonuca götürmez. Bu nedenle seçimlerden sonra, seçim sonuçlarının iktidar tarafından tanınmaması ve hükümet kurdurulmayarak, seçimin 1 Kasım 2015 tarihinde tekrarlanması sürecinde, Suruç’la başlayan süreçte peşpeşe patlayan bombalar ve katliamlar zinciri, 7 Haziran öncesi 400 vekil verin bu iş çözülsün diyenlerin, bize oy vermezseniz, eskiden olduğu gibi buralarda toros marka arabalar gezecek tehditlerinin savrulması, Ankara katliamının ardından zamanın Başbakanı Ahmet Davutoğlu’nun, patlamadan sonra oyumuz arttı demesi boşuna değildi. Türkiye insanı iktidara oy verme veya kaosu yaşama tercihlerinden birini yapmakla karşı karşıya bırakıldı ve AKP 1 Kasım seçimlerinde yeniden tek başına iktidar oldu.

Katliamdan iki gün sonra, iki polisin, Şanlıurfa’nın Ceylanpınar ilçesinde, kaldıkları evde faili meçhul bir şekilde öldürülmeleri ile bir süredir, devam eden, çözüm süreci sona erdi ve Türkiye birkez daha çatışmalı ortama geri dönmüş oldu. O günden bugüne, binlerce insan hayatını kaybetti. Bir başka değişle, Suruç saldırısı sadece, burada toplanan gençlere yapılan saldırı olarak kalmayan, Türkiye barışına yapılan bir saldırıdır.

Ne yazk ki, din adına katliam yapanların, yürekleri insan sevgisi dolu, çantalarında silah değil, savaş mağduru çocuklara oyuncak taşıyan 33 genç insanın hayattan koparıldığı Suruç Katliamının suçluları belli, onların hukukta hesap vermelerini sağlamayanlarda!

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.