Dolar 46,1189
Euro 53,3654
Altın 6.368,09
BİST 13.742,30
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa 29 °C
Parçalı Bulutlu

CHP’DE BİTMEYEN KOLTUK KAVGALARI VE KAYBOLAN GÜVEN

09.06.2026
A+
A-

Bursa Vatan Medya Araştırmacı Köşe Yazarı Hasan Mesut Ekmen’in Kaleminden

Türkiye’de siyaset, millete hizmet etme amacı taşıdığı sürece anlamlı ve değerlidir. Ancak siyaset, vatandaşın sorunlarından uzaklaşıp makam mücadelelerinin ve parti içi hesaplaşmaların merkezine oturduğunda, bunun bedelini en ağır şekilde millet öder.

Bugün Türkiye’nin gerçek gündemi bellidir. Vatandaş geçim sıkıntısıyla mücadele ediyor. Emekli ay sonunu nasıl getireceğini düşünüyor. Gençler gelecek kaygısı taşıyor. Esnaf artan maliyetler karşısında ayakta kalmaya çalışıyor. Çiftçi üretim yapabilmenin hesabını yapıyor. İşçi ve memur daha iyi yaşam koşulları bekliyor.

Ancak tüm bu sorunlar ortadayken, Cumhuriyet Halk Partisi’nin gündemine bakıldığında çoğu zaman ekonomik çözümlerden çok parti içi tartışmaların öne çıktığı görülüyor.

Yıllardır CHP’nin siyasi tarihinde benzer senaryolar tekrar ediyor. Deniz Baykal döneminde başlayan liderlik mücadeleleri, Kemal Kılıçdaroğlu dönemindeki tartışmalar ve bugün yaşanan kurultay krizleri, partinin kamuoyu nezdinde sürekli iç çekişmelerle anılmasına neden oluyor.

Özellikle 2023 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ardından yaşanan gelişmeler, bu tabloyu daha da belirgin hale getirdi. Seçim öncesinde büyük umutlarla oluşturulan ittifaklar, verilen iddialı vaatler ve ortaya konulan hedefler, seçim sonuçlarının ardından yerini karşılıklı suçlamalara bıraktı.

Toplumun önemli bir kesimi, seçim sonuçlarının sağlıklı şekilde değerlendirilmesinden çok, sorumluluğun kimde olduğuna dair tartışmaların öne çıkarıldığı kanaatini taşıyor.

Oysa demokrasilerde siyaset kurumu sadece başarıyı değil, başarısızlığı da sahiplenebilme olgunluğunu gösterebilmelidir. Sürekli olarak farklı gerekçeler üretmek, sorumluluğu başka aktörlere yüklemek veya başarısızlığın nedenleriyle yüzleşmekten kaçınmak, seçmenin güven duygusunu zayıflatmaktadır.

Bugün CHP içerisinde yaşanan her yeni kurultay tartışması, her yeni liderlik yarışı ve her yeni grup mücadelesi yalnızca partiye değil, muhalefetin genel görünümüne de zarar vermektedir. Çünkü vatandaş artık sürekli kavga eden değil, sorun çözen bir siyaset görmek istemektedir.

Türkiye’nin siyasi gündeminin önemli bir bölümü parti içi mücadelelere ayrılırken, vatandaşın gerçek gündemi geri planda kalmaktadır. Oysa toplumun konuşmak istediği konu kurultay hesapları değil; ekonomi, istihdam, eğitim, üretim ve sosyal refahtır.

Sürekli kriz görüntüsü veren, kendi içinde uzlaşmakta zorlanan ve kamuoyuna istikrarlı bir tablo sunamayan siyasi yapıların uzun vadede güven kaybı yaşaması kaçınılmazdır. Çünkü seçmen haklı olarak şu soruyu sormaktadır:

“Kendi içinde birlik sağlayamayanlar, ülkenin sorunlarına nasıl çözüm üretecek?”

Son dönemde gerçekleştirilen bazı yerel ve belde seçimleri de seçmenin bu konudaki hassasiyetini ortaya koymaktadır. Her seçim kendi dinamikleri içerisinde değerlendirilse de ortaya çıkan sonuçlar, vatandaşın sadece vaatlere değil; güvene, tutarlılığa ve istikrara da önem verdiğini göstermektedir.

Seçmen artık sadece ne söylendiğine değil, nasıl yönetildiğine de bakmaktadır.

Bugün CHP’nin önündeki temel sorunlardan biri de budur. Sürekli iç tartışmalarla gündeme gelmek, seçmende güven oluşturmayı zorlaştırmaktadır. Vatandaş parti içi hesaplaşmaların değil, ülkenin sorunlarına yönelik somut ve uygulanabilir çözüm önerilerinin konuşulmasını istemektedir.

Türkiye’nin ihtiyacı yeni krizler değildir.

Türkiye’nin ihtiyacı sağduyudur.

Türkiye’nin ihtiyacı kutuplaşma değil uzlaşıdır.

Türkiye’nin ihtiyacı polemik değil üretimdir.

Türkiye’nin ihtiyacı makam savaşları değil hizmet yarışıdır.

Siyasetin asli görevi toplumu germek değil, topluma umut vermektir. Sorunları büyütmek değil, çözüm üretmektir.

CHP dahil olmak üzere tüm siyasi partilerin unutmaması gereken gerçek şudur:

Milletin desteği hiçbir siyasi yapı için garanti değildir.

Vatandaş kendisini dinleyeni, sorunlarına çözüm arayanı, samimi davrananı ve güven verenleri destekler. Sürekli iç mücadelelerle gündeme gelen, enerjisini kendi iç hesaplaşmalarına harcayan siyasi hareketler ise zamanla toplum nezdinde güven kaybına uğrar.

Bugün vatandaşın beklentisi son derece açıktır:

Kavga değil hizmet…

Bahane değil sorumluluk…

Tartışma değil çözüm…

Söz değil icraat…

Çünkü bu ülkenin kaybedecek zamanı yoktur.

Emeklinin bekleyecek gücü kalmamıştır.

İşçinin, çiftçinin, esnafın ve gençlerin ertelenecek sorunları yoktur.

Sonuç olarak siyaset; koltukları koruma mücadelesi değil, millete hizmet etme sorumluluğudur. Kim milletin sesine kulak verir, sorunlarına çözüm üretir ve güven tesis ederse, millet onu baş tacı eder.

Kim milletin beklentilerini görmezden gelir, enerjisini kendi iç mücadelelerine harcarsa, bunun cevabını da eninde sonunda sandıkta alır.

Hasan Mesut Ekmen
Araştırmacı Köşe Yazarı

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.