Dolar 48,0997
Euro 56,1291
Altın 7.171,10
BİST 14.356,12
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa 32 °C
Parçalı Bulutlu

6 ŞUBAT: UNUTURSAK YENİDEN YAŞARIZ

05.02.2026
A+
A-

Hayrettin Bulut – Bursa Vatan Medya Grubu Köşe Yazarı

6 Şubat 2023 sabahı Türkiye, tarihinin en büyük felaketlerinden biriyle uyandı. Kahramanmaraş merkezli depremler yalnızca şehirleri değil; hayatları, hayalleri ve en önemlisi güven duygumuzu enkaz altında bıraktı. On binlerce insan yaşamını yitirdi, yüz binlercesi evsiz kaldı. Acı büyüktü, yıkım tarifsizdi. Ama bugün hâlâ cevabını aradığımız asıl soru şudur: Bu felaketten gerçekten ders çıkardık mı?

Deprem bir doğa olayıdır. Ancak onu afete dönüştüren şey, insan eliyle yapılan ihmaller zinciridir. 6 Şubat’ta yerle bir olan binalar, bize acı bir gerçeği bir kez daha haykırdı: Bilim yok sayıldığında, denetim kâğıt üzerinde kaldığında, rant insan hayatının önüne geçtiğinde bedel ölüm olur.

Bugün hâlâ aynı yanlış soruyu soruyoruz:
“Deprem ne zaman olacak?”

Oysa sorulması gereken tek bir soru var:
Biz depreme ne kadar hazırız?

Türkiye bir deprem ülkesi. Bu coğrafi kaderi değiştiremeyiz. Ama depremin sonuçlarını değiştirmek tamamen bizim elimizdedir. Bunun nasıl yapılacağı da yeni değil; yıllardır biliniyor, konuşuluyor, raporlara yazılıyor. Sorun bilgi eksikliği değil, irade eksikliğidir.

Her şeyden önce şunu net söylemek gerekir: Güvenli yapılaşma bir tercih değil, hayati bir zorunluluktur. Deprem yönetmelikleri raflarda tozlanmak için yazılmadı. Denetimler göstermelik değil; gerçek, bağımsız ve tavizsiz olmak zorundadır. Eski ve riskli binalar tespit edilmeli, kentsel dönüşüm “beton odaklı” değil, insan odaklı yapılmalıdır. Betonun kalitesi, demirin standardı, projenin doğruluğu pazarlık konusu olamaz. Bir imza, binlerce hayat demektir.

İkinci hayati başlık, bireysel farkındalıktır. Deprem çantası hazırlamak, ev içinde güvenli alanları bilmek, aile afet planı yapmak “basit detaylar” değildir; hayat kurtaran zorunluluklardır. Deprem anında ne yapacağını bilmeyen bir toplum, en sağlam binalarda bile risk altındadır. Panik, bilinçsizliğin sonucudur.

Eğitim ise bu mücadelenin temel taşıdır. Okullarda deprem eğitimi göstermelik olmamalı; uygulamalı, sürekli ve ciddiyetle yapılmalıdır. Tatbikatlar “ders aksamasın” diye geçiştirilmemeli. Çocuklara korku değil, bilinç kazandırılmalıdır. Çünkü bilinç, panikten daha güçlüdür.

Elbette devletin sorumluluğu tartışmasız büyüktür. Afet sonrası refleksler değil, afet öncesi hazırlık esas alınmalıdır. Arama-kurtarma kapasitesi, lojistik planlama, kurumlar arası koordinasyon ve şeffaflık hayati önemdedir. 6 Şubat’ta yaşanan gecikmeler, kaybedilen her dakika ile birlikte toplumun hafızasına kazınmıştır. O hafıza hâlâ tazedir.

6 Şubat bize sadece büyük bir acı bırakmadı; aynı zamanda büyük bir sorumluluk yükledi. Bu felaketi sadece yıldönümlerinde anıp, birkaç cümlelik mesajlarla geçiştirip sonra unutursak, bir sonraki depremde aynı enkazın başında yine aynı cümleleri kurarız.

Unutmayalım:
Deprem öldürmez. İhmal öldürür.

İhmali “kader” diye adlandırmak, kaybettiklerimize yapılabilecek en büyük haksızlıktır.

Unutma. Unutturma.
Çünkü unutanlar, aynı acıyı yeniden yaşar.

Hayrettin Bulut

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

Yeni Slow Radyo