Dolar 48,0634
Euro 56,1888
Altın 7.125,45
BİST 14.514,82
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa 32 °C
Açık

2019’un 100 Lirasından Geriye 10,93 Lira Kaldı

21.08.2026
A+
A-

Öztürk Satın Alma Gücü Kaybını Meclis Gündemine Taşıdı

YENİ Parti Bursa Milletvekili Hasan Öztürk, Türkiye’de son yıllarda yaşanan yüksek enflasyonun vatandaşın satın alma gücü üzerindeki etkisini Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşıdı. OECD verileri üzerinden hazırlanan satın alma gücü karşılaştırmasına dikkat çeken Öztürk, Aralık 2019 ile Nisan 2026 arasındaki kümülatif enflasyon dikkate alındığında, 2019 yılında 100 birim olan satın alma gücünün 2026’da 10,93 birime kadar gerilediğini belirtti.

Öztürk, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığına verdiği soru önergesinde, vatandaşın gelirindeki nominal artış ile gerçek yaşam standardı arasındaki farkın ortaya konulmasını istedi. Öztürk’e göre ekonomik göstergelerde maaşların rakamsal olarak yükselmesi, tek başına toplumun refah seviyesinin arttığı anlamına gelmiyor. Asıl değerlendirilmesi gerekenin, vatandaşın maaşıyla bugün ne kadar ürün ve hizmet alabildiği olduğu vurgulanıyor.

“MAAŞIN KAÇ LİRA OLDUĞUNU DEĞİL, O MAAŞLA NE ALINABİLDİĞİNİ AÇIKLAYIN”

Öztürk, özellikle ücret artışlarının vatandaşın gündelik hayatına nasıl yansıdığının ayrıntılı biçimde hesaplanması gerektiğine dikkat çekti. 2019 yılında net asgari ücret yaklaşık 2 bin 20 lira seviyesindeyken, 2026 yılında 28 bin 75 liraya yükseldi. Ancak bu artışın yüksek enflasyon karşısında ne ölçüde reel bir kazanıma dönüştüğü tartışma konusu olmaya devam ediyor.

Milletvekili Öztürk, bu nedenle yalnızca maaşların nominal olarak ne kadar arttığının açıklanmasının yeterli olmadığını belirterek, vatandaşın zorunlu harcamaları sonrasında elinde kalan gelirin de ortaya konulmasını istedi.

Öztürk, Bakan Şimşek’e yönelttiği sorular kapsamında, 2019 yılında bir asgari ücretlinin maaşıyla ne kadar kira ödeyebildiğinin, ne kadar gıda alabildiğinin ve faturalarını ödedikten sonra elinde ne kadar para kaldığının hesaplanmasını istedi. Aynı hesabın 2026 yılı için de yapılmasını talep eden Öztürk, böylece vatandaşın gerçek satın alma gücündeki değişimin somut biçimde ortaya konulabileceğini savundu.

ZORUNLU YAŞAM MALİYETİ HESABI SORUSU

Önergenin dikkat çeken başlıklarından biri de “zorunlu yaşam maliyeti” hesabı oldu.

Öztürk, genel TÜFE verilerinin yanı sıra asgari ücretliler, emekliler ve memurlar açısından kira, gıda, enerji ve ulaşım gibi temel harcamaların ağırlığının ayrıca değerlendirilip değerlendirilmediğini Bakan Şimşek’e sordu.

Vatandaşın bütçesinde en büyük payı oluşturan zorunlu harcamaların genel enflasyondan farklı bir seyir izleyebildiğine işaret eden Öztürk, özellikle kira ve gıda gibi temel ihtiyaç kalemlerindeki fiyat artışlarının düşük ve orta gelir grupları üzerindeki etkisinin ayrıca hesaplanması gerektiğini belirtti.

Öztürk ayrıca, bu zorunlu giderler ödendikten sonra vatandaşın elinde kalan reel gelirin 2019 yılına kıyasla artıp artmadığının açıklanmasını istedi.

ÜCRET ARTIŞLARI VERGİ DİLİMİNE ETKİLİYOR MU?

Öztürk’ün Bakan Şimşek’e yönelttiği sorular yalnızca enflasyon ve yaşam maliyetiyle sınırlı kalmadı.

Ücretlerin nominal olarak yükselmesinin çalışanların daha yüksek vergi dilimlerine girmesine neden olup olmadığını da gündeme getiren Öztürk, bunun çalışanların reel gelirleri ve satın alma gücü üzerindeki etkisinin hesaplanıp hesaplanmadığını sordu.

Öztürk, vatandaşın eline geçen ücretin yalnızca maaş artışı üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini, vergi ve zorunlu yaşam giderlerinin ardından ortaya çıkan gerçek gelirin esas alınması gerektiğini savundu.

“ENFLASYONUN DÜŞMESİ, KAYBEDİLEN SATIN ALMA GÜCÜNÜ GERİ GETİRMİYOR”

Önergenin önemli başlıklarından biri de enflasyonun düşmesi ile fiyatların düşmesi arasındaki farka dikkat çekilmesi oldu.

Öztürk, enflasyon oranının gerilemesinin fiyatların eski seviyelerine dönmesi anlamına gelmediğini belirterek, geçmiş yıllarda yaşanan yüksek fiyat artışlarının vatandaşın bütçesinde kalıcı bir yük oluşturduğunu ifade etti.

Bu çerçevede Bakan Şimşek’e, 2019 yılından bu yana kaybedilen satın alma gücünün yeniden kazanılması konusunda ölçülebilir bir hedef belirlenip belirlenmediğini soran Öztürk, böyle bir hedef varsa vatandaşın hangi tarihte 2019 yılındaki reel yaşam standardına ulaşmasının öngörüldüğünün açıklanmasını istedi.

“BORDRO BÜYÜDÜ, SOFRA KÜÇÜLDÜ”

Öztürk, ekonomik programların başarısının yalnızca enflasyon oranları veya nominal ücret artışları üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, vatandaşın günlük yaşamındaki gerçek değişimin de dikkate alınması gerektiğini söyledi.

“Kağıt üzerinde maaş büyüyor olabilir. Ama kiradan, mutfaktan, faturadan sonra vatandaşın cebinde daha az para kalıyorsa ortada bir refah artışı yoktur. Bordro büyüdü, sofra küçüldü. Biz de Sayın Şimşek’e bu hesabı soruyoruz” diyen Öztürk, satın alma gücü kaybının somut verilerle ortaya konulmasını istedi.

OECD verileri üzerinden yapılan hesaplama ise tartışmanın temelini oluşturan tabloyu ortaya koyuyor. Buna göre Aralık 2019 ile Nisan 2026 arasındaki kümülatif enflasyon dikkate alındığında, 2019’da 100 birimlik satın alma gücüne sahip olan bir miktarın 2026’da yalnızca 10,93 birimlik satın alma gücüne denk geldiği belirtiliyor.

Öztürk’ün soru önergesiyle birlikte, Türkiye’de ücretlerin rakamsal olarak artmasına karşın vatandaşın temel ihtiyaçlarını karşılamak için yaptığı harcamaların ne ölçüde yükseldiği ve reel gelirde nasıl bir değişim yaşandığı yeniden Meclis gündemine taşınmış oldu.

Tartışmanın önümüzdeki dönemde, yalnızca “maaşlar ne kadar arttı?” sorusu üzerinden değil, “vatandaş bu maaşla ne kadarını karşılayabiliyor?” sorusu üzerinden yürütülmesi bekleniyor.

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

Yeni Slow Radyo