UÇMAYI BİLİYORSAN DÜŞMEYİ DE ÖĞRENECEKSİN!
Bursa Vatan Medya Gurubu köşe yazarı Zeki Baştürk makalesinde;
“Uçmayı biliyorsan düşmeyi de öğreneceksin.”
Friedrich Nietzsche
Bu söz, yaşamın en temel gerçeğini yalın bir biçimde anlatır. Yükselmek kadar düşmek de yaşamın doğal bir parçasıdır. Asıl başarı, hiç düşmemek değil; her düşüşten sonra yeniden ayağa kalkabilmektir. Çünkü düşmeyi öğrenmeyen, yükselmenin değerini de anlayamaz.
Eğitim açısından bakıldığında bu sözün anlamı daha da derindir. Günümüzde eğitim sistemi çoğu zaman çocuklara yalnızca başarıyı öğretmeye çalışıyor. Sınav kazanmayı, en yüksek notu almayı, hata yapmameyi hedefliyor. Oysa öğrenmenin özü denemek, yanılmak ve yeniden denemektir. Düşmesine izin verilmeyen çocuklar, yaşamda karşılaşacakları ilk başarısızlıkta büyük bir düş kırıklığı yaşayabiliyor. Gerçek eğitim; ezberleyen değil, hata yapmaktan korkmayan, yanlışlarından ders çıkaran bireyler yetiştirebildiğinde amacına ulaşır.
Toplumsal yaşam da aynı ilkeye dayanır. Gelişmiş toplumlar, hatalarını konuşabilen ve onlardan ders çıkarabilen toplumlardır. Yanlışların üzerini örtmek yerine onları sorgulayan toplumlar ilerler. Buna karşılık eleştirinin susturulduğu, farklı düşüncelerin tehdit olarak görüldüğü toplumlarda aynı yanlışlar yinelenir. Çünkü düşmeyi kabul etmeyenler, neden düştüklerini de anlayamazlar.
Siyasette ise bu söz belki de en büyük anlamını bulur. Demokrasi yalnızca seçim kazanmak değildir; gerektiğinde yenilgiyi olgunlukla kabul edebilmektir. İktidarlar da muhalefetler de yaptıkları yanlışlarla yüzleşebilmelidir. Bir seçim kaybını felaket olarak görmek de, her seçimi mutlak zafer saymak da demokrasinin ruhuna aykırıdır. Siyaset kurumu, başarısızlıklarını yadsımak yerine onları analiz edip toplumun beklentilerine göre kendini yenileyebilmelidir.
Ne yazık ki bugün birçok alanda başarı kutsanırken başarısızlık neredeyse suç gibi görülüyor. İnsanlar hata yapmaktan korktukları için risk almıyor, üretmekten çekiniyor ve sonunda sıradanlığın güvenli limanına sığınıyor. Oysa bilim de sanat da demokrasi de sayısız deneme ve yanılmanın ürünüdür. Her büyük buluşun, her büyük sanat eserinin ve her toplumsal dönüşümün arkasında birçok başarısızlık vardır.
Nietzsche’nin bu sözü bize cesaretin yalnızca zirveye çıkmak olmadığını anımsatıyor. Gerçek cesaret, düştüğünde yeniden kalkabilmektir. Bireyler için de toplumlar için de ilerlemenin yolu, başarısızlıktan utanmak değil; onu bir öğrenme fırsatına dönüştürmektir.
Uçmak elbette güzeldir. Ancak gökyüzüne çıkmayı hedefleyen herkes, rüzgârın yön değiştireceğini de bilmelidir. Düşmeyi öğrenenler yeniden uçar; düşmekten korkanlar ise çoğu zaman hiç kanat açamaz.