Dolar 46,8224
Euro 53,4764
Altın 6.254,99
BİST 14.484,64
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa 31 °C
Parçalı Bulutlu

KARŞINIZDAKİNİ HAFİFE ALMAYIN

06.07.2026
A+
A-

Bursa Vatan Medya Gurubu köşe yazarı Fatma Elalmış makalesinde; Öyle bir an gelir ki, karşınızdaki size bir olayı anlatırken kelimelerinden çok suskunlukları konuşur. Cümleleri düzgündür, hikâye mantıklı görünür; ama eksik olan bir şey vardır. İnsan, bazen söylenenlerden değil, söylenmeyenlerden gerçeği anlar. Çünkü hayat, yalnızca kelimelerden ibaret değildir; bakışlar, duraksamalar ve seçilen ifadeler de gerçeğin izlerini taşır.Çoğu zaman insanlar kendilerini korumak ister. Hata yaptıklarını kabul etmek, yanlış bir karar verdiklerini söylemek ya da bir olaydaki sorumluluklarını üstlenmek kolay değildir. Bu yüzden hikâyelerini biraz değiştirirler. Bazı ayrıntıları çıkarır, bazılarını büyütür, bazılarını ise tamamen farklı anlatırlar. Belki amaçları yalan söylemek değildir; sadece kendilerini daha az suçlu, daha haklı ya da daha güçlü göstermeye çalışırlar.Dinleyen kişi ise bazen gerçeği bilir. Anlatılanların birbirini tutmadığını fark eder. Olayın aslının öyle olmadığını hisseder. Ama karşısındakini mahcup etmemek için hiçbir şey söylemez. Tartışma çıkarmamak, dostluğu zedelememek ya da karşısındaki insanın onurunu korumak adına sessiz kalır. Başını sallayıp dinler, hatta inanmış gibi davranır.İşte asıl kırgınlık da burada başlar.Çünkü sessiz kalan kişi, gerçeği anlamayacak kadar saf görüldüğünü düşünür. Karşısındaki insanın, onun zekâsını küçümsediğini hisseder. “Bunu gerçekten yutar sanıyor.” düşüncesi, anlatılan olayın kendisinden daha fazla incitir. O an mesele artık yalan değildir; mesele, duyulan saygıdır.Oysa güven, gerçeğin kusursuz anlatılmasıyla değil, samimiyetle kurulur. İnsan hata yapabilir, yanlış karar verebilir, başarısız olabilir. Bunların hiçbiri bir insanı küçültmez. Asıl küçülten şey, karşısındakinin bunu anlayamayacağını düşünerek gerçeği eğip bükmektir.Bazen en büyük saygı, “Evet, hata yaptım.” diyebilmektir. Çünkü dürüstlük, insanı zayıflatmaz; aksine güvenilir kılar. Karşımızdaki kişi belki bizi eleştirir ama en azından samimiyetimize inanır.Hayatta herkes zaman zaman gerçeği gizleme eğilimine kapılabilir. Ancak unutulmaması gereken bir gerçek vardır: İnsanlar her zaman söylenen sözlere değil, o sözlerin ardındaki niyete inanırlar. Ve çoğu zaman fark edilmeyen şey, söylenen yalan değil; karşısındakinin zekâsını hafife alma düşüncesidir.Belki de ilişkileri yıpratan en büyük yalan, gerçeğin üzerini örtmek değil; “Nasıl olsa anlamaz.” diye düşünmektir. Çünkü insan, kandırılmaktan çok, aptal yerine konulmaktan incinir. Dürüstlük acı verebilir, ama küçümsenmek sessizce iz bırakan bir yaradır.

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 1 YORUM
  1. Ahmet Köse dedi ki:

    Elinize emeginize saglık Fatma hocam.Yine her zamanki gibi begeniyle okudum.