Dolar 46,6950
Euro 53,3670
Altın 6.111,44
BİST 14.412,56
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa 32 °C
Az Bulutlu

ATEŞİN KÜLÜ SOĞUMUYOR!

02.07.2026
A+
A-

Bursa Vatan Medya Gurubu köşe yazarı Zeki Baştürk makalesinde;

2 Temmuz .
Her yıl aynı acıyla gelir. Aynı sessizliği bırakır ardında. Aynı soruyu fısıldar insanın vicdanına: Bir ateş, kaç yaşamı yakabilir?

O gün Sivas’ta yalnızca bir otel yanmadı.
Bağlamasının tellerine umut bağlayan bir genç ozan yandı. Türküler yandı. Şiirler yandı. Kitaplar yandı. Düşler yandı. Aydınlık düşünce yandı. Özetle insanlık yandı. Birlikte yaşama umudu, kardeşliğe duyulan inanç, insan olmanın en güzel yanı olan acıma duygusu da alevlerin arasında kaldı.

Duman, gökyüzüne yükselirken yalnızca bir binanın çatısını değil, bu ülkenin ortak belleğini de kararttı.

Ateşin dili yoktu belki…
Ama geriye bıraktığı sessizlik, yıllardır konuşuyor.
Kimi zaman bir bağlamanın hüzünlü ezgisinde, kimi zaman yarım kalmış bir şiirin dizelerinde, kimi zaman da annelerin dinmeyen gözyaşlarında…
Acının dini olmaz.
Acının mezhebi olmaz.
Acının kimliği olmaz.
Alevler, insanı insan olduğu için yakar; geride kalanların yüreğinde ise aynı koru bırakır.

Bu yüzden Sivas’ı anmak, yalnızca geçmişe bakmak değildir. İnsana yeniden bakmaktır. Vicdanın aynasında kendimizi görmektir. Bir daha hiçbir türkünün yarım kalmaması, hiçbir kitabın ateşe atılmaması, hiçbir annenin evladını nefretin karanlığına teslim etmemesi için söz vermektir.

Çünkü unutmak, küllerin üzerine yeni yangınlar hazırlamaktır.
Anımsamak ise insan kalabilmenin en sessiz, en onurlu biçimidir.

Otuz üç yıl geçti…
Küller savruldu.
Mevsimler değişti.
Ama bazı yangınlar vardır ki suyla sönmez.
Onları ancak sevgi söndürür.
Ancak adalet dindirir.
Ancak insanlık iyileştirir.

Ve biz, her 2 Temmuz’da, ateşe değil; ateşin küllerinden yükselen insanlık çağrısına kulak vermeliyiz.
Çünkü yanan yalnızca insanlar değildi.
Birlikte söyleyebileceğimiz türkülerdi.
Birlikte kurabileceğimiz düşlerdi.

Ve o düşleri yeniden yeşertmek, bugün yaşayanların omuzlarındaki en ağır, en onurlu sorumluluktur.

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.