Dolar 45,8248
Euro 53,4784
Altın 6.687,67
BİST 13.662,75
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa 26 °C
Az Bulutlu

SİYASETİN GÖLGESİNDE İNSAN VE TOPLUM

31.05.2026
A+
A-

Bursa Vatan Medya Gurubu köşe yazarı Zeki Baştürk makalesinde; Siyaset, yalnızca devlet yönetiminin ya da partilerin işi değildir; gündelik yaşamın tam ortasında duran güçlü bir toplumsal etkendir. Evde, sokakta, iş yerinde, pazarda konuşulan pek çok şeyin ucunda siyaset vardır. Çünkü siyaset, alınan kararlarla yaşamımızı doğrudan etkiler. Ekmeğin fiyatından çocukların eğitimine, çalışma koşullarından geleceğe ilişkin umutlarımıza dek uzanan geniş bir alana dokunur. Böylesine güçlü bir alanın dili ve yönü de insanın ruh hâlini ve toplumun psikolojisini doğrudan belirler.

Siyasetin dili yapıcı olduğunda insanlar kendini güvende hisseder. Birbirini dinleyen, çözüm arayan, ortak aklı önemseyen bir siyasal ortam toplumda güven duygusunu güçlendirir. İnsan geleceğe daha umutla bakar. Farklı düşünenler birbirini düşman değil, aynı ülkenin yurttaşı olarak görür. Toplum nefes alır.

Ama siyaset gerilimle, öfkeyle, suçlamayla ve ayrıştırıcı bir dille yürütüldüğünde bunun ilk etkisi insan psikolojisinde görülür. Sürekli yükselen sesler, bitmeyen tartışmalar, gerçek sorunların geri plana itilmesi insanlarda yorgunluk yaratır. Bir süre sonra insanlar yalnızca ekonomik sıkıntılarla değil, zihinsel ve duygusal bir ağırlıkla da mücadele etmeye başlar. Kaygı artar. Umutsuzluk büyür. İnsan kendini değersiz ve etkisiz hisseder.

Hele siyaset halkın gerçek sorunlarına çözüm üretmekten uzaklaşmışsa bu duygular daha da derinleşir. İşsizliğin konuşulmadığı, yoksulluğun ertelendiği, gençlerin gelecek kaygısına yanıt verilmediği bir ortamda insanlar duyulmadığını düşünür. En ağır duygulardan biri de budur zaten: Sesinin karşılık bulmaması. İnsan yalnızlaştığını hisseder. Toplum ise ortak bir gelecek duygusunu yitirmeye başlar.

Böyle zamanlarda sosyal ilişkiler de zarar görür. Siyasetin sert dili mahalleye, aileye, dost meclislerine kadar taşınır. İnsanlar birbirine mesafe koyar. Aynı sofrada oturanlar bile birbirini anlamak yerine birbirini yenmeye çalışır. Oysa toplumun gücü farklılıklarıyla birlikte yaşayabilmesindedir. Ayrışmanın derinleştiği yerde güven zayıflar; güvenin zayıfladığı yerde ise huzur kaybolur.

Siyasetin amacı insanın yaşamını kolaylaştırmak, toplumsal barışı korumak ve adaleti güçlendirmek olmalıdır. Çünkü siyaset yalnızca iktidar mücadelesi değildir; insanın onuruna, emeğine ve yaşamına karşı sorumluluk taşıyan bir alandır. İnsan merkezden uzaklaştığında siyaset sertleşir; siyaset sertleştikçe toplum yorulur.

Bugün belki de en çok gereksinim duyduğumuz şey; daha dingin, daha içten, daha çözüm odaklı bir siyaset anlayışıdır. İnsanların birbirini dinlediği, halkın gerçek gündeminin konuşulduğu, öfkenin değil aklın ve vicdanın yol gösterdiği bir anlayış…

Çünkü sağlıklı bir toplum, yalnız yolları ve binalarıyla değil; ruh sağlığı yerinde, birbirine güven duyan, geleceğe umutla bakabilen insanlarla kurulur. Siyaset de ancak o zaman gerçekten toplum için anlam kazanır.

Temiz , dürüst, halkın sorunlatına çözüm üreten bir siyasetin konuşulduğu günlerin özlemiyle mutlu pazarlar dilerim.

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.