Dolar 46,9929
Euro 53,6680
Altın 6.225,55
BİST 14.321,19
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa 27 °C
Parçalı Bulutlu

Zeki Baştürk — Kendi Kalesine Gol Atmak

25.02.2026
A+
A-

Bursa Vatan Medya Grubu köşe yazarı Zeki Baştürk’ün kaleminden…

Futbolda en acı anlardan biridir: Savunduğun kaleye, istemeden ya da dikkatsizlikle topu göndermek… Tribünlerin bir anda susması, takım arkadaşlarının yüzündeki şaşkınlık, oyuncunun içini kaplayan pişmanlık… “Kendi kalesine gol atmak” deyimi, işte bu talihsizliği anlatır. Ancak bu deyim, saha çizgilerinin çok ötesinde; toplumsal ve siyasal yaşamın tam ortasında da yankı bulur.

Toplumlar da tıpkı takımlar gibidir. Ortak bir hedefleri, ortak bir savunma hattı, ortak bir sevinci ve ortak bir yenilgisi vardır. Fakat bazen öyle kararlar alınır, öyle sözler edilir, öyle adımlar atılır ki; dışarıdan gelen bir tehditten çok, içeriden yapılan bir hamle zarar verir. İşte o an, toplum kendi kalesine gol atmıştır.

Siyasal düzlemde bu deyim, çoğu zaman kısa vadeli çıkarların uzun vadeli bedellerini anlatır. Birlik ve beraberliği güçlendirmesi gereken dilin ayrıştırıcı bir üsluba dönüşmesi, eleştirinin yapıcı olmaktan çıkıp yıkıcı bir nitelik kazanması, adalet duygusunu pekiştirmesi gereken uygulamaların güven duygusunu zedelemesi…

Bunların her biri, görünürde bir atılım; gerçekte ise savunulan değerlere atılmış bir goldür.

Demokrasi, bir denge oyunudur. İktidarın da muhalefetin de sorumluluğu büyüktür. İktidar gücünü ölçüsüz kullandığında; muhalefet ise eleştiriyi kör bir karşıtlığa dönüştürdüğünde aslında aynı kaleye yüklenmiş olurlar. Çünkü her iki durumda da zedelenen şey, ortak geleceğe duyulan inançtır.

Güvenin sarsıldığı yerde toplumsal sözleşme çatırdar. Ve çatırdayan her bağ, kaleye giden bir top gibidir.

Toplumsal yaşamda da benzer bir durum yaşanır. Kutuplaşma, öfke dili, önyargı… İnsanları bir arada tutan görünmez ipleri keser. Oysa bir toplumun en güçlü savunması dayanışma ruhudur. Birbirini dinleyebilen, farklılıkları tehdit değil zenginlik olarak görebilen bir yapı en sert şutları bile savuşturabilir. Ama kendi içindeki çatlağı büyüten bir toplum, en zayıf atakta bile dağılır.

“Kendi kalesine gol atmak” bazen bilinçli bir tercihin, bazen de basiretsizliğin sonucudur. Ancak sonuç değişmez: Kaybeden yine takımdır, yani hepimiz. Çünkü toplumsal ve siyasal yaşam sıfır toplamlı bir oyun değildir. Bir tarafın yıpranması, diğer tarafın gerçek zaferi olmaz; aksine ortak zemini aşındırır.

Bu yüzden belki de en önemli soru şudur: Top bize geldiğinde ne yapıyoruz? Anlık bir hırsla mı hareket ediyoruz, yoksa uzun vadeli bir akılla mı? Attığımız her adımın, söylediğimiz her sözün, aldığımız her kararın hangi kaleye yöneldiğini düşünmek zorundayız.

Gerçek başarı, rakibi yenmekten önce kendi kalesini koruyabilmektir. Çünkü bir toplum için en büyük yenilgi, dışarıdan gelen bir yenilgi değil; kendi elleriyle ördüğü değerleri yine kendi elleriyle yıkmasıdır.

Son zamanlarda iktidarın kendi kalesine çok gol attığına tanık oluyoruz. Otuz yıllık diplomayı yok sayarken mahkemede kendilerine diploma sorulduğunda “göstermek zorunda değiliz” diyerek yargıcı reddetmeleri, bu çelişkinin en somut örneklerinden biri olarak karşımıza çıkıyor.

Bu savunma, aslında kendi kalelerine atılmış bir gol niteliği taşıyor.

Gülme komşuna, gelir başına.

Zeki BAŞTÜRK

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.