Dolar 46,9799
Euro 53,6766
Altın 6.206,29
BİST 14.321,19
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa 27 °C
Parçalı Bulutlu

Herkes Piyonu Taşlıyor, Ama Siyasette Asıl Sorumluluk Tepededir

21.02.2026
A+
A-

Bursa Vatan Medya Gurubu köşe yazarı avukat Cüneyt Bülent Şeker makalesinde;

Son günlerde “Yeni Yol Partisi”nin (Deva + Gelecek + Saadet ittifakı olarak anılan yapı) genel başkanlığına eski Bursa Valisi İzzettin Küçük’ün getirilmesi ve ardından gündeme gelen “zorunlu çocukluk aşıları” yasa teklifi, siyasetin arka planına dair ciddi soruları beraberinde getiriyor.

Siyaseti bilenler şunu iyi bilir:
Bir partide böylesine kritik ve toplumu doğrudan ilgilendiren bir yasa teklifinin, genel başkanın bilgisi ve onayı olmadan Meclis’e sunulması neredeyse imkânsızdır. Hele ki bu teklif, seçmen tabanının hassas olduğu bir konuda ise…

Bir Anı ve Bir Soru

Covid-19 döneminde, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu Bursa’ya geldiğinde yaşanan bir diyaloğa bizzat şahit oldum. Toplantı sonrası kendisine, toplumda ciddi rahatsızlık oluşturan aşı ve test baskısına karşı muhalefetin daha net bir duruş sergilemesi gerektiğini ifade ettim.

O esnada İzzettin Küçük araya girerek farklı bir görüş ortaya koydu. Kısa süreli bir tartışma yaşandı. Ortam gerildi. Basın mensuplarının önünde gerçekleşen bu olay, o gün kamuoyuna yansımadı ama benim hafızamda önemli bir not olarak kaldı.

Daha sonra yaptığım bir görüşmede Sayın Davutoğlu’nun “zorunlu aşı” kavramına mesafeli olduğunu ifade ettiğini hatırlıyorum. Ancak siyasette bazen fikirler kadar konjonktür ve ekip dengeleri de belirleyici olur.

O gün kendime şu soruyu sormuştum:
“Valilik gibi üst düzey bir görevden ayrılıp aktif siyasete geçişin arkasındaki motivasyon neydi?”

Bugün ise başka bir soru soruluyor:
“Toplumsal karşılığı tartışmalı bir düzenlemeyi savunmak, bu siyasi yapı açısından nasıl bir stratejidir?”

Siyaseten Riskli Bir Hamle

Türkiye’de sağ-muhafazakâr seçmen kitlesinin önemli bir bölümü pandemi sürecinde uygulanan zorunluluklara mesafeli yaklaştı. Aşı politikaları, test uygulamaları ve özellikle çocuklara yönelik sağlık düzenlemeleri geniş bir kesimde tartışma konusu oldu.

Bu sosyolojik tablo ortadayken, “zorunlu çocukluk aşıları” gibi son derece hassas bir başlıkta yasa teklifinin gündeme gelmesi, siyasi açıdan cesur – hatta bazılarına göre riskli – bir hamle olarak değerlendirilebilir.

Siyaset yalnızca doğru olduğuna inanılan politikaları savunmak değil; aynı zamanda seçmenin psikolojisini ve toplumsal hassasiyetleri doğru okumaktır. Parti içi disiplin gereği organize bir şekilde sunulan bir teklifin, genel başkan iradesinden bağımsız düşünülmesi güçtür.

Bu nedenle tartışmanın odağında doğal olarak liderlik sorumluluğu yer alıyor.

Eleştiri Hakkı ve Demokratik Muhalefet

Demokrasilerde siyasi partiler eleştirilir, kararları sorgulanır ve kamuoyu önünde tartışılır. Bu hem bir hak hem de siyasal sistemin sağlığı açısından gerekliliktir.

Benim duruşum nettir:
Seçimlere kadar bu politik yaklaşımı eleştirmeye devam edeceğim. Siyasi tercihler kamuoyunun vicdanında karşılık bulur ya da bulmaz. Son sözü her zaman sandık söyler.

Siyasette her hamlenin bir bedeli ve bir karşılığı vardır.
Bazen en büyük tartışma, yapılan bir teklifin içeriğinden çok, zamanlaması ve temsil ettiği iradedir.

Ve unutulmamalıdır ki;
Siyasette asıl sorumluluk, en tepede olandır.

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.