Dolar 48,0997
Euro 56,1291
Altın 7.171,10
BİST 14.356,12
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa 32 °C
Parçalı Bulutlu

Uğurlar Ölmez, Cumhuriyet Işığı Sönmez

24.01.2026
A+
A-

Bursa Vatan Medya Grubu Köşe Yazarı Hayrettin Bulut yazdı

Bazı isimler vardır; yalnızca bir takvim yaprağına sığdırılamaz. Yıldönümlerinde hatırlanıp birkaç cümleyle geçiştirilemez. Uğur Mumcu, işte bu isimlerden biridir. Onu anmak kolaydır; zor olan, onu gerçekten anlamaktır. Çünkü Uğur Mumcu, alkışlanmak için değil, sorgulanmak ve sürdürülmek için yaşadı.

Uğur Mumcu’yu yalnızca bir suikastın yıldönümünde hatırlamak, birkaç fotoğraf ve sloganla anmak büyük bir eksikliktir. O, bir anma ritüelinin değil, bir düşünce disiplininin adıdır. Gazeteciliği bir meslekten öte, topluma karşı yerine getirilmesi gereken kamusal bir sorumluluk olarak görmüştür. Kalemini hiçbir zaman iktidara dayamamış, gücünü halktan ve gerçekten almıştır.

Mumcu’nun hedef haline gelmesinin nedeni yazdıkları değil, neyi yazmayı göze aldığıdır. Tarikat–siyaset ilişkileri, karanlık örgütlenmeler, silah kaçakçılığı, dış bağlantılar, faili meçhuller… Dokunulması istenmeyen ne varsa üzerine gitmiş, karanlıkta bırakılmak istenen dosyaların kapağını aralamıştır. Bedelini de hayatıyla ödemiştir.

Bugün Uğur Mumcu anmalarında sıkça dile getirilen “araştırmacı gazetecilik” vurgusu, çoğu zaman içi boş bir övgüye dönüşmektedir. Oysa Mumcu’nun gazeteciliği; sabır, emek, belge, ısrar ve cesaret isterdi. Kulaktan dolma bilgilerle değil, resmi evraklarla, dosyalarla, kanıtlarla konuşurdu. Onun meşhur sözü “Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz” bir vecize değil, bir yaşam ilkesiydi. Bu ilke, bugün en çok ihtiyaç duyduğumuz pusuladır.

Uğur Mumcu’yu anlamak, bugünü de sorgulamayı zorunlu kılar.
Bugün basın özgürlüğü hangi noktadadır?
Gazeteciler neyi yazabiliyor, neyi yazamıyor?
Siyasal ve ekonomik güç odakları karşısında kalemler ne kadar bağımsızdır?

Bu sorulara dürüstçe yanıt verilmeden yapılan her anma eksik, hatta samimiyetsizdir. Çünkü Uğur Mumcu’yu anlamak, sadece geçmişe bakmak değil; bugünün karanlığına cesaretle bakabilmektir.

Onu anlamak; korkmamayı kabul etmektir. Bedel ödemeyi göze almaktır. Konfor alanlarından çıkmayı, hakikati her şeyin önüne koymayı seçmektir. Uğur Mumcu’nun mirası tam olarak budur: Susmamak, alışmamak ve boyun eğmemek.

Yıllar geçti. Onu susturduklarını sananlar tarihin karanlığında kaybolurken, Mumcu’nun yazdıkları bir bir doğrulandı. Bu gerçek, bize şunu açıkça söylüyor: Uğur Mumcu’yu anmak, yalnızca bir geçmiş saygısı değil; geleceğe karşı bir sorumluluktur. Gerçek anma, onun bıraktığı yerden soru sormaya devam edebilmektir.

Çünkü Uğur Mumcu, bir isimden ibaret değildir.
O, karanlığa karşı yakılmış bir Cumhuriyet ışığıdır.
Ve o ışık, ancak anlayanların elinde sönmez.

Uğurlar ölmez, Cumhuriyet ışığı sönmez.

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

Yeni Slow Radyo