Dolar 48,0997
Euro 56,1291
Altın 7.171,10
BİST 14.356,12
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa 32 °C
Parçalı Bulutlu

Demokrasinin Hoyrat Elleri

19.01.2026
A+
A-

Fatma Elalmış – Bursa Vatan Medya Grubu Köşe Yazarı

Demokrasinin Hoyrat Elleri
Dünya güngeçtikçe domokrasiden uzaklaşıyor.Bir aristokratın yıllar önce kaleme aldığı o cümle bugün kulağımda uğursuz bir yankı gibi duruyor: “İnsanlar demokrasiyi öyle hoyrat kullanacak ki, sonunda yönetimi tekrar seçkinlerin, güçlülerin, yani oligarşinin ellerine teslim edecekler.” O gün bu söz kibirli bir elit yakınması gibi gelmişti bana. Bugün ise bir uyarı metni gibi…
Demokrasi, insanlık tarihinin belki de en zahmetli yönetim biçimidir. Çünkü sadece yöneticilerden değil, yurttaştan da erdem ister. Oy vermekle bitmez; düşünmeyi, sorgulamayı, sabretmeyi, bilgiyle hareket etmeyi şart koşar. İşte tam bu noktada sorun başlar. Zira insan, çoğu zaman zahmetli olanı değil, kolay olanı sever.
Demokrasi oldukça kırılgandır aslında. Çünkü demokrasi yurttaşın bilgi, ahlak ve ölçü ile hareket edeceği varsayımına dayanır. Ama tarih şunu gösteriyor:
İnsanlar her zaman uzun vadeli olanı değil, kısa vadede hoşuna gideni seçer
Karmaşık sorunlara basit cevaplar veren liderler daha cazip gelir
Özgürlük, bir süre sonra disiplin yükü gibi algılanmaya başlar
Böyle bir ortamda demokrasi, kendi eliyle şu süreci başlatır:
“Bizi bu karmaşadan kurtaracak güçlü biri gelsin.”
İşte o an demokrasi, oyla yetki verip denetimi terk ettiği noktaya gelir.
Özgürlük başta büyüleyicidir. Herkes konuşabilir, herkes itiraz edebilir, herkes eşittir. Ancak zamanla bu eşitlik, akıl ile cehaletin, bilgi ile dedikodunun, uzmanlık ile kanaatin aynı kefeye konması anlamına gelir. Demokrasi, liyakatle korunmazsa popülerliğe; denetimle beslenmezse keyfiliğe dönüşür.
Platon’dan bugüne uzanan en eski korku da budur. Platon, demokrasiyi “özgürlük sarhoşluğu” olarak tarif ederken abartmıyordu. Ona göre sınırsız özgürlük, sonunda düzen arzusunu doğurur. İnsanlar karmaşadan yorulur, belirsizlikten korkar ve içlerinden biri çıkar, “Ben hallederim” der. Alkışlar yükselir. Yetki devredilir. Denetim unutulur. Ve demokrasi, kendi eliyle sonunu hazırlar.
Bugün bu süreci daha hızlı yaşıyoruz. Sosyal medya çağında bilgi hiç olmadığı kadar bol, ama hikmet hiç olmadığı kadar kıt. Duygular gerçeklerin önüne geçiyor. Öfke, korku ve aidiyet, aklın yerini alıyor. Karmaşık sorunlara basit cevaplar verenler kazanıyor. Demokrasi, tartışma zemini olmaktan çıkıp bir duygu boşaltma alanına dönüşüyor.
Günümüzde olan şu: Yönetim, görünürde halkta kalıyor; gerçekte ise örgütlü azınlıkların, sermayenin, medya gücünün eline geçiyor. Yani demokrasi biçimsel olarak sürerken, içerik olarak oligarşiye evriliyor. Plato’nun öngörüsü tam da burada ete kemiğe bürünüyor.
Ama durup sormak gerekiyor: Suçlu demokrasi mi, yoksa onu sorumluluksuzca kullanan bizler mi? Demokrasi bir miras değil, bir emek rejimidir. Sürekli bakım ister. Eğitim ister. Kurum ister. Ahlak ister. Bunlar yoksa sandık vardır ama adalet yoktur; seçim vardır ama temsil yoktur.
Demokrasi yorucudur. Hızlı sonuç vermez. Sabır ister. Belki de bu yüzden insanlar, zor zamanlarda ondan vazgeçmeye bu kadar kolay ikna olurlar.
Aslında sorun demokrasinin kendisinde değildir , demokrasiyi ahlaki ve zihinsel emek olmadan yaşayan insanın kendisindedir.Oysa tarih şunu defalarca göstermiştir: Demokrasiden uzaklaşmak, huzura değil; daha sert, daha kapalı, daha eşitsiz bir düzene çıkar.
Sonuçta mesele şu soruda düğümleniyor: Demokrasiye gerçekten hazır mıyız, yoksa sadece ona sahip olduğumuzu mu sanıyoruz? Eğer onu hoyratça kullanırsak, elimizden kayıp gittiğinde suçlayacak kimseyi bulamayız. Çünkü bazı rejimler yıkılmaz; terk edilir.

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 4 YORUM
  1. Şerafettin Çengel dedi ki:

    Fatma Hocam, yazınızı gerçekten begendim. Öğretmen olmanın faydası bence. Başarılar dilyorhm.

    1. Fatma Elalmış dedi ki:

      Çok teşekkür ediyorum Şerefettin Bey. Bu güzel yorumlar bana cesaret veriyor…

  2. Ayhan dedi ki:

    Güzel bir yazı olmuş günümüzü çok açık bir şekilde yansıtmızsınız.

    1. Fatma Elalmış dedi ki:

      Okuyup yorum yazma zahmetinde bulunmanız benim için çok değerli. Çok teşekkürler Ayhan Bey…

Yeni Slow Radyo