Dolar 46,9929
Euro 53,6680
Altın 6.225,55
BİST 14.321,19
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa 27 °C
Parçalı Bulutlu

MAŞA OLMAK

10.09.2025
A+
A-

Bursa Vatan Medya Gurubu köşe yazarı Zeki Baştürk makalesinde;

” Maşa varken elini ateşe sokmamak ” diye güzel bir deyim vardır dilimizde. Başka birine yaptirabilecegin tehlikeli işe girisme anlamı taşır. İktidar günümüzde bu eylemi herkesin gözü önünde yapıyor.  Kimileri de maşa olmayı sevinçle, istekle yerine getiriyor.

Toplumların tarihinde “maşa” kavramı sıkça karşımıza çıkar. Maşa, kendi iradesiyle değil, bir başkasının çıkarları doğrultusunda hareket eden, üstelik bunu çoğu zaman bilinçsizce yapan kişi ya da grupları anlatır. Aslında mecaz, çok yalın bir gerçeği işaret eder: Ateşe doğrudan dokunamayan, ellerini kirletmek istemeyen güçler, birilerini öne sürer; o kişiler ise kendilerini “özne” sanırken aslında sadece birer “araç”tır.

İktidarın maşası olmak, en çok da burada anlam kazanır. İktidar, gücünü pekiştirmek, karşıt sesleri susturmak ya da toplumsal dikkati başka yöne çekmek için her zaman doğrudan kendisi konuşmaz. Bunun yerine, “bağımsız” görünen kalemler, ekran yüzleri, cemaatler, hatta kimi muhalif görünümlü yapılar kullanılır. Böylece iktidar hem ateşi harlar hem de kendi elini yakmaz. Maşa, kendisine verileni sorgulamadan dile getirir; propagandanın gönüllü ya da bilinçsiz taşıyıcısı olur.

Bugünün siyasal ikliminde de bu tabloyu görmek zor değil. Ekonomideki kriz, işsizlik, enflasyon ve yoksulluğun derinleştiği günlerde, gündemin bir anda bambaşka başlıklara kaydırılması rastlantı değildir. Toplumun gerçek sorunları konuşulmasın diye, “maşalar” devreye girer: sosyal medyada kışkırtıcı tartışmalar açılır, ekranlarda yapay polemikler üretilir, kalemler hakikati değil, patronlarının beklentilerini yazar. Böylece iktidar, kendi sorumluluklarını görünmez kılarken, maşalar da bu oyunun figüranlığını yapar.

Oysa maşa olmak, sadece iktidarın işine yaramaz; aynı zamanda bir kişiyi, bir kurumu ya da bir topluluğu özne olmaktan çıkarır, edilgen bir hale sokar. Maşa olan, bir süreliğine güçlü görünse de aslında en kırılgan olandır. Çünkü bir gün “işi bitince” atılıp kenara bırakılacağı kesindir.

Bugün yapılması gereken, maşaların gürültüsüne değil, toplumun gerçek sesine kulak vermektir. Pazar yerinde, fabrikada, üniversitede, emeklinin sofrasında yükselen ses… Orada gerçeklerin izleri vardır. İktidarların ömrünü uzatan, çoğu zaman bu gerçekleri perdeleyen maşalardır. Onları teşhir etmek, demokratik bilinç için bir zorunluluktur.

Sonuç olarak; maşa olmak, başkasının çıkarları uğruna kendi halkına sırtını dönmektir. İktidarın maşası olmak ise, kendi ülkesinin sorunlarını yok sayarak gücü elinde tutanlara hizmet etmektir. Ve tarih göstermiştir ki, her maşa gün gelir kırılır; ama hakikati dile getirenler kalır.

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.