Dolar 46,9799
Euro 53,6766
Altın 6.206,29
BİST 14.321,19
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa 27 °C
Parçalı Bulutlu

Mehmet Emir Aksoy Yazdı; Carl Schmitt ve Goebbels’in Gölgesinde Siyaset, Hukuk ve Sonuç ;Totalitarizm

10.03.2025
A+
A-

Bursa Vatan Medya Gurubu yazarı Uluslararası İlişkiler Uzmanı Siyaset Bilimci Mehmet Emir Aksoy’dan gündeme bomba açıklama! Carl Schmitt (1888-1985), 20. yüzyıl siyasal düşünce tarihinin en tartışmalı figürlerinden biri olarak kabul edilir. Nazi Almanyası’nda hukuk ve siyaset teorisyeni olarak etkili bir rol oynamış, Nazi Partisi’ne katılarak rejime hukuki meşruiyet kazandırma çabalarında bulunmuştur. Schmitt, siyasi düşüncelerinde sıklıkla görüş değiştirerek komünizmden sosyal demokrasiye, daha sonra muhafazakarlığa ve son olarak da faşizme evrilmiştir. Bu nedenle, sadece bir hukuk teorisyeni olarak değil, aynı zamanda politik dönemeçleriyle de öne çıkan bir figürdür.

Schmitt’in en çok tartışılan ve çağımıza kadar etkisini sürdüren eserlerinden biri “Parlamenter Demokrasinin Krizi” (Die geistesgeschichtliche Lage des heutigen Parlamentarismus) adlı çalışmasıdır. Bu eserinde Schmitt, demokratik sistemin zamanla nasıl yozlaştığını, parti sisteminin toplumu temsil eden bir yapı olmaktan çıkıp, belirli çıkar gruplarına hizmet eden bir mekanizmaya dönüştüğünü savunmuştur. Ona göre, temsilciler halkın sesi olmaktan uzaklaşmış ve siyaset, bireysel veya grupsal çıkarların öncelendiği bir arenaya dönüşmüştür.

Schmitt’in en çok bilinen kavramlarından biri “dost-düşman” ayrımıdır. O, siyasetin özünde bu ayrımın yattığını savunmuş, bir grubun siyasal olarak var olabilmesi için bir düşman tanımlamasının kaçınılmaz olduğunu iddia etmiştir. Bu fikirleri, Nazi Almanyası’nda totaliter rejimin hukuki temellerini oluşturmak için kullanılmış ve Schmitt, rejime entelektüel destek veren en önemli isimlerden biri olmuştur. 1933’te Nazi Partisi’ne katılmasıyla birlikte “Führer ilkesi”ni hukukun en yüksek mercii olarak kabul eden yazılar kaleme almıştır. Ancak, Nazi Almanyası’nın II. Dünya Savaşı’nda yenilmesinin ardından akademik kariyeri sona ermiş ve dışlanmıştır.

Schmitt’in teorik çalışmaları, Joseph Goebbels’in pratik uygulamalarıyla bütünleşmiş ve bu iki figür arasındaki ilişki, siyasette teori ve pratiğin nasıl birleştiğini göstermştir. Ancak, Goebbels’in icadı zannedilen birçok propaganda kuramının kaynağı Schmitt’in fikirleridir. Goebbels, Schmitt’in ortaya koyduğu siyaset teorisini kitleleri manipüle etmek ve Nazi ideolojisini yaymak için kullanmış, propagandanın etkin bir devlet mekanizması haline gelmesini sağlamıştır. Propaganda bakanlığını tek elden yöneterek, düşmanın siyasal kimliğini şekillendirme, kitlesel psikolojiye yön verme ve ideolojik anlatıyı sabitleştirme gibi stratejiler geliştirmiştir. Schmitt’in teorik düzlemde geliştirdiği fikirler, Goebbels’in uygulamaları sayesinde sahada karşılık bulmuş ve totaliter rejimin siyasi mühendisliği için vazgeçilmez hale gelmiştir.

Schmitt’in etkisi sadece Nazi Almanyası ile sınırlı kalmamış, soğuk savaş döneminden günümüze kadar siyaset teorisi ve hukuk alanında tartışmaları tetiklemiştir. Özellikle “olağanüstü hal” ve “istisna hali” gibi kavramlar, modern hukuk ve devlet teorileri için kritik tartışmaların merkezinde yer almaya devam etmektedir. Schmitt’in siyaset ve hukuk anlayışı, bugün otoriter rejimlerin ve siyasal manipülasyonların doğalarını anlamak için hala incelenmektedir. Öyle ki, bugün birçok otoriter liderin ve siyasal stratejistin örtülü ya da açık şekilde Schmitt’ten ilham aldığı söylenebilir.

Schmitt’in siyasi kariyerindeki bir diğer dikkat çekici unsur, egemenliğin belirlenmesinde kaba kuvvetin, silah ve gücün etkili olacağını savunmasıdır. Yasaların ve normların fiilen ortadan kalktığı bir ortamda, ne hukuk ne de hukuku tesis edecek bir düşüncenin kalmayacağını ileri sürerek, dönemin kriz atmosferinde radikal bir düşünce yapısını benimsemiştir.

Schmitt, entelektüel donanımı, sivri eleştirileri ve siyaset felsefesine getirdiği yeni bakış açıları ile tartışmaların odağında kalmıştır. Ancak, onun Nazi rejimiyle olan bağlantıları ve totaliter devlet yapılarını hukuki meşrulaştırma çabaları, fikirlerinin ne kadar etik ve uygulanabilir olduğuna dair soru işaretleri yaratmaya devam etmektedir.

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.