Dolar 49,6275
Euro 55,9238
Altın 6.529,39
BİST 11.577,12
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa 23 °C
Az Bulutlu

ORTAK ALFABE, ORTAK GELECEK: TÜRK DÜNYASININ ASIRLIK ÜLKÜSÜ

22.10.2026
A+
A-

Bursa Vatan Medya Gurubu köşe yazarı siyaset bilimci Mehmet Emir Aksoy makalesinde;

Türk dünyasının geleceği yalnızca sınırların yakınlaşmasıyla değil; dillerin, kültürlerin, fikirlerin ve gönüllerin birbirine yaklaşmasıyla inşa edilecektir.

Özbekistan’ın alfabe alanında attığı adım, bu bakımdan sıradan bir teknik düzenlemenin ötesinde değerlendirilmelidir. Çünkü alfabe, bir milletin yalnızca seslerini yazıya döken işaretler bütünü değil; tarihini geleceğe taşıyan, kültürel hafızasını koruyan ve nesiller arasındaki bağı güçlendiren temel araçlardan biridir.

1926 Bakü Türkoloji Kurultayı’nda ortaya konulan ortak alfabe ve kültürel yakınlaşma düşüncesinin üzerinden bir asır geçerken Türk dünyası, geçmişin ülkülerini yeniden konuşmanın değil, onları hayata geçirmenin eşiğindedir.

Türkiye, Azerbaycan, Özbekistan, Kazakistan, Kırgızistan ve diğer kardeş Türk toplulukları arasındaki ilişkiler, yalnızca diplomatik protokollerle sınırlı kalmamalıdır. Ortak alfabe; kitapların, bilimsel çalışmaların, eğitim materyallerinin ve dijital içeriklerin Türk dünyasında daha kolay dolaşabilmesine imkân sağlayabilecek önemli bir zemindir.

Ancak burada bir gerçeğin altını çizmek gerekir: Ortak alfabe, bütün Türk lehçelerini tek bir dile dönüştürmek değil; farklılıklarımızı muhafaza ederek birbirimizi daha kolay anlayabilmenin yolunu açmaktır.

Özbekistan’ın attığı adımın Türk dünyası açısından gerçek değeri de bu noktada ortaya çıkacaktır. Sürecin bilimsel esaslarla yürütülmesi, ülkelerin kendi dil özelliklerini koruması ve ortak alfabe çalışmalarının eğitimden yayıncılığa, teknolojiden kültürel iş birliğine kadar somut alanlara taşınması büyük önem taşımaktadır.

Devletler arasındaki kalıcı birliktelikler, yalnızca siyasi iradeyle değil, toplumların gündelik hayatında karşılık bulan ortaklıklarla güçlenir. Bir Türk gencinin Bakü’de yayımlanan bir esere, Taşkent’te hazırlanan bir bilimsel çalışmaya veya Astana’daki bir kültür yayınına daha kolay ulaşabilmesi, ortak geleceğin gerçek kazanımlarından biri olacaktır.

Bizim yaklaşımımız açıktır: Türk dünyasının kültürel yakınlaşması, herhangi bir millete karşı değil; kendi tarihimize, dilimize ve ortak geleceğimize duyduğumuz sorumluluğun bir sonucudur.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ortaya koyduğu çağdaşlaşma iradesiyle, İsmail Gaspıralı’nın dilde, fikirde, işte birlik ülküsü aynı tarihî sorumluluğun farklı ifadeleridir. Bugün yapılması gereken, bu mirası yalnızca anmak değil, bilimsel ve kurumsal çalışmalarla geleceğe taşımaktır.

Türk dünyasının birliği önce gönüllerde, sonra kelimelerde, ardından ortak eserlerde ve kurumsal iş birliklerinde güçlenecektir.

Çünkü alfabe bir başlangıçtır. Asıl hedefimiz; ortak tarih bilincini, kültürel dayanışmayı, bilimsel üretimi ve ekonomik iş birliğini güçlendiren bir Türk dünyası inşa etmektir.

Önce ülkem, sonra ilkem.

Ve biliyoruz ki ortak geçmişimizi koruyarak ortak geleceğimizi kurmak, bizim için yalnızca bir temenni değil, tarihî bir sorumluluktur.

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

Yüz Ağdası
Yeni Slow Radyo