Dolar 48,2585
Euro 55,9852
Altın 6.856,63
BİST 14.641,56
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa 28 °C
Hafif Yağmurlu

30 AĞUSTOS: ÖZGÜRLÜĞÜN VE BAĞIMSIZLIĞIN ZAFERİ

30.08.2026
A+
A-

Bursa Vatan Medya Gurubu köşe yazarı Zeki Baştürk makalesinde;

30 Ağustos 1922…
Bir ulusun kaderinin yeniden yazıldığı gün.
Anadolu’nun işgal altında olduğu, bağımsızlığımızın tehlikeye düştüğü, umutsuzluğun yüreklere çökmeye çalıştığı bir dönemde Türk ulusu , özgürlüğünden ve yurdundan vazgeçmeyeceğini bütün dünyaya ilan etti.

Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde kazanılan Başkomutanlık Meydan Muharebesi, yalnızca bir ordunun kazandığı askerî zafer değildir. Bu zafer; tutsaklığı reddeden bir ulusun bağımsızlık iradesinin, özgür yaşama kararlılığının ve yurt sevgisinin tarih önünde belgelenmesidir.

30 Ağustos, “Ya istiklal ya ölüm!” anlayışının ete kemiğe büründüğü gündür. Bu zaferin anlamını yalnızca savaş meydanlarında aramamak gerekir. Çünkü 30 Ağustos’un asıl büyüklüğü, bir ulusun kendi geleceğine sahip çıkmasındadır.
Kadınıyla erkeğiyle, genciyle yaşlısıyla, köylüsüyle kentlisiyle bütün bir halk; elindeki sınırlı olanaklara karşın büyük bir inançla bağımsızlık mücadelesine katıldı. Kimi cephede savaştı, kimi kağnısıyla cephane taşıdı, kimi evladını vatan için uğurladı. Bu nedenle 30 Ağustos, aynı zamanda toplumsal dayanışmanın ve ortak iradenin zaferidir.

Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk’ün askerî dehası, Türk ordusunun cesareti ve ulusun sarsılmaz iradesiyle kazanılan bu zafer, Kurtuluş Savaşı’nın dönüm noktalarından biri oldu. Ardından gelen gelişmeler, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna uzanan yolu açtı.
Bugün sahip olduğumuz Cumhuriyet’in temelinde işte bu bağımsızlık anlayışı vardır.
Bu nedenle 30 Ağustos’u yalnızca geçmişte kalmış bir zafer olarak görmemeliyiz.
30 Ağustos, bugün de bize bir sorumluluk yüklemektedir.

Bağımsızlık; yalnızca yabancı bir gücün işgaline karşı koymak değildir. Bağımsızlık; düşüncede, bilimde, eğitimde, ekonomide, hukukta ve kültürde özgür olabilmektir. Bir ülkenin gerçek gücü; özgür düşünebilen gençlerinde, nitelikli eğitiminde, bilim insanlarında, sanatçılarında, emekçilerinde ve Cumhuriyet değerlerine sahip çıkan yurttaşlarında saklıdır. Atatürk’ün bizlere bıraktığı en büyük miraslardan biri de budur: Kendi geleceğimizi kendimiz belirlemek.

Bugün 30 Ağustos’u kutlarken yalnızca zaferin coşkusunu yaşamayalım; o zaferin bize bıraktığı sorumluluğu da hatırlayalım. Cumhuriyet’i korumak, demokrasiyi güçlendirmek, hukukun üstünlüğüne sahip çıkmak, çocuklarımıza çağdaş ve bilimsel bir eğitim sağlamak, kadınların eşit ve özgür bireyler olarak yaşamasını savunmak, emeğe ve insan onuruna değer vermek…

Bütün bunlar, 30 Ağustos’un ruhunu geleceğe taşımaktır. Çünkü zaferler yalnızca kazanılmaz; korunur, yaşatılır ve gelecek kuşaklara aktarılır.
Bugün gökyüzüne baktığımızda özgürce dalgalanan bayrağımızı görüyorsak, bunu 104 yıl önce bağımsızlık uğruna mücadele edenlere borçluyuz.

Başta Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, silah arkadaşlarını, Kurtuluş Savaşı’nın bütün kahramanlarını ve vatan uğruna can veren aziz şehitlerimizi saygı, minnet ve rahmetle anıyorum.

30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun.
Yaşasın bağımsızlık!
Yaşasın Cumhuriyet!
Yaşasın özgür Türkiye!
30 Ağustos 1922’nin ışığı, yolumuzu aydınlatmaya devam etsin.

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

Yeni Slow Radyo