GERCÜŞ’TE DEVLETİN GÜLER YÜZÜ: KAYMAKAM MEHMET ZAHİD UZUN
BÖRÜ TÜRK HABER AJANSI / VATAN MEDYA BURSA – Gazeteci Hasan Mesut Ekmen’in kaleminden
“RANDEVU ALIYORUZ, BEKLİYORUZ AMA BEKLEDİĞİMİZE DEĞİYOR”
Gazetecilik sadece masa başında oturup haber yazmak değildir.
Bazen bir vatandaşın söylediği tek bir cümle, bazen bir köylünün yüzündeki memnuniyet, bazen de bir kamu kurumunun koridorlarında gördüğünüz küçük bir ayrıntı, size uzun uzun anlatılanlardan çok daha fazlasını söyler.
Ben de Gercüş Kaymakamı Sayın Mehmet Zahid Uzun hakkında son günlerde yaptığım gözlemler, vatandaşlarla gerçekleştirdiğim sohbetler ve kendi yaşadığım görüşme deneyimi üzerine bu yazıyı kaleme alma gereği duydum.
Çünkü gazetecinin görevi sadece duyduğunu aktarmak değildir. Araştırmak, gözlemlemek, sormak, vatandaşın sesini dinlemek ve gördüğü tabloyu kamuoyuyla paylaşmak da gazeteciliğin önemli bir parçasıdır.
Gercüş’te köylüsüyle, yaşlısıyla, genciyle, esnafıyla ve farklı kesimlerden vatandaşlarla yaptığım sohbetlerde dikkatimi çeken ortak bir nokta oldu:
Vatandaş, kendisini dinleyen bir devlet görevlisi görmekten memnun.
Elbette her vatandaşın her uygulamadan memnun olması beklenemez. Kamu hizmetinde farklı düşünceler, eleştiriler ve beklentiler her zaman olacaktır. Bence önemli olan, vatandaşın devletin kapısına geldiğinde kendisini değerli, eşit ve dinlenmeye layık hissetmesidir.
RANDEVU SİSTEMİYLE HERKESE EŞİT MESAFE
Kaymakamlıkta uygulanan randevu sistemi, vatandaşların özellikle dikkat çektiği konulardan biri.
Vatandaşlardan duyduğum bir cümle aslında çok şeyi özetliyordu:
“Artık benim de kaymakamla görüşme hakkım var. Randevu alıyoruz, bekliyoruz ama beklediğimize değiyor.”
Bu söz, bana göre devlet-vatandaş ilişkisinin temel noktalarından birine işaret ediyor.
Çünkü devletin makamları vatandaşın ulaşamayacağı, uzak duracağı yerler değil; vatandaşın derdini anlatabileceği, sesini duyurabileceği kapılar olmalıdır.
Sayın Kaymakam Mehmet Zahid Uzun’un vatandaşlara yaklaşımının da bu anlayış doğrultusunda olduğu görülüyor.
Kendisinin ifade ettiği anlayış şu şekilde:
“Herkes randevu ile gelecek, kendisine verilen saatte görüşeceğim. Kimse arasında fark gözetmeden vatandaşımızın derdini dinleyeceğim. Devletin bize verdiği yetki ve imkânlar çerçevesinde yardımcı olmaya çalışacağım.”
Bana göre bu yaklaşım, makamın kapısını açmaktan çok daha anlamlı bir şey ifade ediyor: Vatandaşlar arasında ayrım yapmadan herkese eşit mesafede durmak.
BEN DE RANDEVU ALDIM, GÖRDÜM VE GÖZLEMLEDİM
Elbette ben de gazeteci olarak yalnızca başkalarının anlattıklarıyla yetinmedim.
Özel Kalem’den randevu aldım. Randevu saatim 10.20’ydi. Biraz erken gittim.
Kaymakamlık koridorunda vatandaşların beklediğini gördüm. Gelen vatandaşları karşılayan iki görevli kızımızın vatandaşlara yardımcı olduğunu, yer gösterdiğini ve ikramda bulunduğunu gözlemledim.
Benim için gazetecilik açısından asıl önemli olan ise vatandaşların ne düşündüğüydü.
Sordum:
“Memnun musunuz?”
Aldığım cevaplar genel olarak olumluydu.
Vatandaşlar, randevu sistemi sayesinde Kaymakam Bey ile görüşebildiklerini, sıralarını beklediklerini ve içeri girdiklerinde sorunlarını doğrudan anlatabildiklerini ifade ettiler.
Bir vatandaşın anlattığı şu söz özellikle dikkatimi çekti:
“Derdimizi dinliyor. Yapabileceği bir şey varsa yapıyor. Yapamıyorsa da hemen ‘olmaz’ demiyor. ‘Bir araştırayım, nasıl çözebiliriz, bir bakalım’ diyor.”
İşte devletin vatandaşla kurması gereken iletişim biraz da budur.
Her soruna anında çözüm bulmak mümkün olmayabilir. Her talebi karşılamak da mümkün değildir. Fakat vatandaşa kulak vermek, onu dinlemek ve çözüm aramak her zaman mümkündür.
MAKAMA GİRDİM, KARŞIMDA MAKAMI DEĞİL, İNSANI GÖRDÜM
Randevu saatim geldiğinde içeri girdim.
Kendimi tanıttım ve Börük Türk Haber Ajansı / Vatan Medya Bursa Gazetecisi Hasan Mesut Ekmen olduğumu söyledim.
Sayın Kaymakam bana:
“Buyurun Hasan Bey, sizin için ne yapabilirim?”
diye sordu.
Ben de ajanslarımız adına kendisiyle bir röportaj gerçekleştirmek istediğimi ifade ettim.
Sayın Kaymakam, yoğun çalışma temposundan ve birim müdürleriyle yürüttüğü çalışmalardan dolayı zamanının oldukça sınırlı olduğunu belirtti.
Ben de kendisine, Gercüş’e geleli henüz kısa bir süre olmasına rağmen vatandaşlardan ve yaptığım araştırmalardan olumlu izlenimler aldığımı, bu çalışmaların kamuoyunun da bilme hakkı olduğunu ifade ettim.
Röportaj konusunda biraz ısrarcı oldum.
Sağ olsun, uygun olduğu bir gün röportaj yapabileceğimizi söyledi.
Fakat benim açımdan asıl dikkat çekici olan, görüşmemiz sırasında söylediği şu cümlelerdi:
“Bizi medya değil, millet bilsin. Biz devletin bize verdiği görevi yerine getiriyoruz. Sadece bunu bilsinler. Türkiye Cumhuriyeti Devleti her zaman vatandaşının yanındadır. Kapım açık, herkesi dinlerim. Devletin verdiği imkânlar çerçevesinde hizmet etmeye çalışırım.”
Bu sözleri duyduğumda gazeteci olarak aklımdan şu düşünce geçti:
Makamlar geçicidir, görevler değişir; fakat millete hizmet anlayışı kalıcıdır.
SADECE MAKAMDA DEĞİL, SAHADA DA
Yaptığım araştırmalarda Sayın Kaymakam Mehmet Zahid Uzun’un yalnızca makamında vatandaş bekleyen bir yönetici profili çizmediğini, görev alanı içerisinde sahadaki çalışmalara da önem verdiğini gördüm.
Valilik talimatı doğrultusunda Batman Belediyesi’ndeki kayyum sürecinde vekâleten yürütülen görevler kapsamında Batman’a giderek çalışmalarını sürdürmesi, Gercüş’te birim müdürleriyle toplantılar gerçekleştirmesi ve köy ziyaretleri yapması da dikkat çeken çalışmalar arasında.
İnsan ister istemez şöyle düşünüyor:
“Acaba Sayın Kaymakam kendisini birkaç kişiyle kopyalatıp çoğaltsa, bu kadar işin altından daha kolay mı kalkardı?”
Elbette bu, gazetecinin küçük bir esprisi.
Ama işin gerçeği şu:
Bir ilçede kamu hizmetinin hızlı ve sağlıklı yürüyebilmesi için yalnızca makamda oturmak yetmez. Sahada olmak, vatandaşı dinlemek, kurumları koordine etmek ve sorunların üzerine gitmek de gerekir.
VATANDAŞ MEMNUNİYETİ ÖNEMLİDİR
Ben gazeteci olarak vatandaşın her söylediğini sorgulamadan doğru kabul etmem.
Aynı şekilde hiçbir kamu görevlisini yalnızca makamında gördüğüm birkaç görüntü üzerinden de değerlendirmem.
Araştırırım.
Sorarım.
Gözlemlerim.
Sonra yazarım.
Gercüş’te yaptığım görüşmelerde karşıma çıkan genel tablo, Kaymakam Mehmet Zahid Uzun’un vatandaşla iletişim kurmaya, vatandaşın sorunlarını dinlemeye ve devletin imkânları çerçevesinde çözüm üretmeye gayret gösterdiği yönünde.
Elbette eksikler olabilir.
Elbette eleştiren vatandaşlarımız da olacaktır.
Bundan daha doğal bir şey yoktur.
Fakat devletin kapısına gelen vatandaşın, “Ben de bu devletin vatandaşıyım ve benim de sözüm dinleniyor” diyebilmesi çok önemlidir.
DEVLETİN GÜLER YÜZÜ VATANDAŞA DOKUNDUĞUNDA
Gercüş belki küçük bir ilçe olabilir.
Ama insanı büyük, tarihi büyük, köyleri ve gönlü büyük bir ilçedir.
Burada vatandaşın devletle kurduğu bağın ayrı bir önemi vardır.
Devletin gücü yalnızca makamların büyüklüğüyle değil, vatandaşına ne kadar dokunabildiğiyle de hissedilir.
Bir kaymakamın vatandaşına kapısını açması, yaşlısını dinlemesi, gencinin sorununu önemsemesi, köylüsünün ayağına gitmesi ve çözemeyeceği bir konuda dahi vatandaşa “Bir araştıralım, nasıl çözebiliriz bakalım” diyebilmesi, devletin güler yüzünün sahadaki karşılığıdır.
Benim bugün Gercüş’te gördüğüm ve vatandaşlardan dinlediğim tabloyu kendi penceremden böyle değerlendiriyorum.
Bu nedenle Sayın Kaymakam Mehmet Zahid Uzun’a bir gazeteci olarak başarılar diliyorum.
Temennimiz odur ki;
Makamlar millet için olsun.
Kapılar vatandaşa açık olsun.
Devletin şefkatli eli her zaman vatandaşın üzerinde olsun.
Çünkü bizim anlayışımızda:
Devlet millete hizmet için vardır.
Makamlar emanettir.
Asıl olan insandır.
Sayın Kaymakam Mehmet Zahid Uzun ile gerçekleştirmeyi planladığımız röportajı da inşallah önümüzdeki günlerde yapma imkânı buluruz.
Kendisine çalışmalarında başarılar diliyor, Gercüş halkının sesi ve gözü olmaya devam edeceğimizi ifade etmek istiyorum.
Çünkü biz gazeteciler için önemli olan; gördüğünü samimiyetle yazmak, vatandaşın sesini duyurmak ve kamu adına doğru soruları sormaktır.
Kalemimiz de sözümüz de millet için.
HABER KAYNAĞI: BÖRÜ TÜRK HABER AJANSI / VATAN MEDYA BURSA
GAZETECİ – YAZAR – MUHABİR
HASAN MESUT EKMEN
