Dolar 47,5161
Euro 54,7541
Altın 6.178,98
BİST 13.458,10
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa 29 °C
Açık

KINIYORUM!

31.07.2026
A+
A-

Seyit Kureyş Türbesi’ne Yapılan Saldırı, Ortak Vicdanımıza Yönelmiştir

Gazeteci Yazar Sevgi Yıldız’ın Kaleminden

Gaziantep’in Yavuzeli ilçesinde bulunan, Çepni Alevileri ile Kureyşan Ocağı mensupları açısından büyük manevi öneme sahip Seyit Kureyş Türbesi’ne yönelik gerçekleştirildiği bildirilen saldırı, yalnızca bir inanç mekânına değil; toplumsal barışımıza, ortak vicdanımıza ve birlikte yaşama kültürümüze yönelmiş ağır bir yaradır.

Bu olayı derin bir üzüntü ve büyük bir hassasiyetle kınıyorum.

İnanç merkezleri; sadece taş, toprak ve duvarlardan oluşan yapılar değildir. Onlar, geçmişten bugüne taşınan hafızamızın, kültürümüzün, tarihimizin ve manevi değerlerimizin yaşayan tanıklarıdır. Türbeler, cemevleri, camiler, kiliseler, sinagoglar, ziyaretgâhlar ve mezarlıklar; insanların umutlarını, dualarını, acılarını ve ortak yaşam kültürünü yaşatan kutsal emanetlerdir.

Bu nedenle bir kutsal mekâna uzanan her el, yalnızca fiziki bir yapıya değil; insanların inanç özgürlüğüne, manevi dünyasına ve toplumsal huzuruna yönelmiş bir saldırı olarak değerlendirilmelidir.

Seyit Kureyş Türbesi de yüzyıllardır sadece bir ziyaret noktası değil; hoşgörünün, kardeşliğin, paylaşmanın ve birlik ruhunun sembollerinden biri olmuştur. Bu nedenle burada yaşanan her olumsuzluk, yalnızca Alevi toplumunu değil; farklı inançlara saygı duyan, birlikte yaşam kültürünü benimseyen herkesi derinden yaralamaktadır.

Ne yazık ki son yıllarda ülkemizin farklı bölgelerinde çeşitli inanç merkezlerine yönelik benzer olayların yaşandığına tanıklık ediyoruz. Düzgün Baba, Elif Ana Türbesi ve farklı ibadet mekânlarında meydana gelen olaylar hâlâ toplumun hafızasındaki yerini korurken, bugün Seyit Kureyş Türbesi’nin hedef alınmış olması, kutsal değerlere yönelik hassasiyetin daha da güçlendirilmesi gerektiğini göstermektedir.

Kim tarafından yapılmış olursa olsun, hiçbir saldırı; bir inancı, bir mezhebi ya da bir toplumsal kesimi hedef gösterme gerekçesi olamaz. Tam tersine, bu tür olaylar toplum içinde güvensizlik oluşturmayı, ayrışmayı derinleştirmeyi ve ortak yaşam kültürünü zayıflatmayı amaçlayan girişimler olarak değerlendirilmelidir.

Ancak unutulmamalıdır ki; bu toprakların mayasında nefret değil kardeşlik, ayrımcılık değil dayanışma, ötekileştirme değil birlikte yaşama iradesi vardır.

Bir insanın kutsal kabul ettiği değerlere saygı göstermek, demokratik ve hukuk devleti olmanın temel şartlarından biridir. İnancı, mezhebi, etnik kimliği ya da dünya görüşü ne olursa olsun herkesin ibadet ettiği, dua ettiği ve manevi bağ kurduğu mekânlar, devletin hukuk güvencesi altında olmalı; toplumun ortak saygısını görmelidir.

Bugün sessiz kalınan her nefret eylemi, yarın daha büyük toplumsal yaraların oluşmasına zemin hazırlayabilir. Bu nedenle olayın tüm yönleriyle aydınlatılması, sorumluların hukuk önünde hesap vermesi ve benzer olayların tekrar yaşanmaması için gerekli güvenlik ve koruma tedbirlerinin kararlılıkla uygulanması büyük önem taşımaktadır.

Bizler; kinin değil sevginin, ayrımcılığın değil eşitliğin, öfkenin değil sağduyunun tarafındayız. Çünkü biliyoruz ki farklılıklarımız bizi ayrıştıran değil, zenginleştiren değerlerdir.

Toplumsal barış ancak birbirimizin kutsallarına gösterdiğimiz saygıyla korunabilir. Bugün bir inanç merkezine yapılan saldırıya sessiz kalanlar, yarın başka bir kutsal mekâna yönelen saldırılar karşısında da aynı sessizliğin sorumluluğunu taşımak zorunda kalabilirler.

Adalet; yalnızca belirli kesimler için değil, herkes için eşit işletildiğinde gerçek anlamını bulur. Hukukun üstünlüğü de ancak her vatandaşın kendisini eşit ve güvende hissettiği bir ortamda hayat bulabilir.

Bir gazeteci ve yazar olarak; hangi inanca, hangi topluluğa ya da hangi kutsal değere yönelik olursa olsun, insan onurunu ve toplumsal barışı hedef alan her türlü saldırının karşısında durmaya devam edeceğim.

Kalemim; ayrıştırmanın değil birleştirmenin, nefretin değil sevginin, öfkenin değil vicdanın sesi olmaya devam edecektir.

Bugün bir kez daha açık ve net bir şekilde ifade ediyorum:

Seyit Kureyş Türbesi’ne yönelik gerçekleştirilen bu saldırıyı en güçlü şekilde kınıyorum.

Temennim; hiçbir vatandaşın inancından dolayı kaygı duymadığı, herkesin kutsalına eşit saygı gösterildiği, hukukun tarafsız ve etkin biçimde işlediği, kardeşlik ikliminin güçlenerek büyüdüğü bir Türkiye’dir.

Çünkü inanıyorum ki;

Barış, adaletle güçlenir.
Adalet, vicdanla anlam kazanır.
Vicdan ise sevgiyle hayat bulur.

Gazeteci Yazar
Sevgi Yıldız

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

Yeni Slow Radyo