Dolar 46,5149
Euro 53,0593
Altın 6.038,61
BİST 14.259,75
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa 32 °C
Parçalı Bulutlu

ÖĞRETMENİN GERÇEK SERVETİ

25.06.2026
A+
A-

Bursa Vatan Medya Gurubu köşe yazarı Zeki Baştürk makalesinde;

Kimi karşılaşmalar , insanın içini ısıtır, yılların nasıl geçtiğini unutturur. Bugün Trilye’de, Uluslararası Yazarlar Buluşması’nın açılışı için bulunduğumuz sırada yaşadığım karşılaşma da onlardan biriydi.

Bir araç yanımda durdu. İçinden gelen ses, beni yıllar öncesine götürdü:
“Öğretmenim!”
Karşımda, 1989 yılında Tophane Anadolu Teknik Lisesi’nde öğrencim olan Tarık Yılmazdere vardı. Aradan geçen onca yıla karşın yüzündeki içtenlik, gözlerindeki sıcaklık değişmemişti. Yanında eşi de vardı. Trilye’de açtıkları lokantaya davet ettiler. Biz de bu içten davete seve seve icabet ettik.

Bir masanın etrafında oturup geçmişi konuştuk. Okul günlerini, sınıf arkadaşlarını, gençlik yıllarının heyecanlarını andık. Telefonlar çıkarıldı, yıllardır görüşülmeyen arkadaşlar arandı. Kahkahalar yükseldi, anılar tazelendi. Sanki otuz yedi yıl değil de birkaç ay geçmiş gibiydi.

O an bir kez daha düşündüm: Öğretmenliğin gerçek zenginliği nedir?
Ne maaş bordrolarında yazılıdır ne de bankalardaki hesaplarda. Bir öğretmenin en büyük serveti, yıllar sonra karşısına çıkan öğrencisinin gözlerindeki sevgi ve saygıdır. Aradan onlarca yıl geçse de unutulmamak, bir selamla, bir davetle, bir fincan çayla anımsanmak… İşte meslek yaşamımın en değerli ödülü budur.
Bu fotoğrafta görünen yalnızca üç insanın bir masa etrafındaki buluşması değildir. Burada yıllara meydan okuyan bir emek, öğrencilikten dostluğa dönüşen bir bağ ve eğitimin insan yaşamında bıraktığı silinmez izler vardır.

Trilye’nin eşsiz manzarası önünde otururken bir kez daha anladım ki öğretmenlik, sınıfın kapısı kapandığında biten bir meslek değildir. Öğrencileriniz yaşamın içinde yürümeye devam ederken siz de onların anılarında yaşamayı sürdürürsünüz.

Bugün Tarık ve değerli eşiyle paylaştığımız sofrada yalnızca yemek değil, yılların özlemi ve dostluğu da vardı. Ve bir kez daha gördüm ki öğretmenin gerçek serveti, yetiştirdiği insanların gönlünde bıraktığı izdir. Bu servet ne zamanla azalır ne de herhangi bir ekonomik ölçüyle hesaplanabilir. Çünkü o servet, insan sevgisinden ve vefadan oluşur.

Konukseverliğin ve değerbilirliğin için teşekkürler Tarık.

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.