Dolar 46,3176
Euro 53,9274
Altın 6.444,94
BİST 14.465,57
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa 30 °C
Parçalı Bulutlu

BİR KÖYÜN KURULUŞ ÖYKÜSÜ

17.06.2026
A+
A-

Bursa Vatan Medya Gurubu köşe yazarı Ahmet Koçak makalesinde; Gezide en sevimsiz şeylerden biri arabanın bozulmasıdır. Tortum Şelalesi’ni görüp Kars’a doğru gitmeyi düşünürken Tortum’a on km kala yolda kaldım. Arabayı biraz zorlansa da sürdüm. Yakında gözüken bir köyün yanına vardığımda durdurdum. Kaputu açtım uğultu devam ediyordu. Arıza ışığı yanınca istop ettim.
O köyden Mehmet adında yetmiş sekiz yaşında bir adam geldi. Arabadan anlarmış; çalıştır dedi çalıştırdım. Sesi dinledi. Aklı ermedi. Çekici aradı, tamirci ayarladı.
Bizim insanımız yalnızlık yaşadığı için konuşmaya hasrettir. Çekicinin gelmesini beklerken sorular sorarak onu konuşturdum. Yolun kenarında otuz yıldır kapalı olan okul lojmanında yaşıyormuş. Köy aşağılarda ağaçların arasındaymış ama gözükmüyor. Derinlerden çayın sesi geliyor. Okulun önünde eski bir Şahin arabası var.
“Mehmet emmi arabamda çekme halatı var. Senin arabaya takıp Tortum’a götürelim mi?”
“O benim de aklıma geldi de arabanın plakaları yok. Polis yakalarsa arabayı bağlar.”
“Neden plakası yok?”
“Yeni plaka almam gerekliymiş. Onu alırsam çekeriz.”
“Hah o zamana kadar ben burada mı duracağım?”
“Dur ben seni konuk ederim. Yemen içmen bana ait. “
“Çok teşekkür ederim.”
“Hadi eve gidelim de sana kahvaltı hazırlayayım. Hem evimi de görürüsün.”
”Çok sağ ol. Ben köy lojmanlarında çok yaşadım. Bilirim.”
“Sen öğretmen misin yoksa?”
“Evet. Emekli öğretmenim.” Onu duyunca bana karşı davranışları daha da değişti. Karısı öleli yirmi yıl olmuş. Kendi evi eskiyince buraya taşınmış.
“Mehmet emmi bu köyün kuruluşunu anlat da dinleyeyim.”
“Olur anlatayım. Bizim aşiret Tunceli’de yaşarmış. Hayvan sürüleri varmış. Bu bölgeye yazları gelirlermiş. Hayvanlarını otlatır; sütünü, peynirini, yağını yapar kışı geçirmek için Tunceli’deki köylerine giderlermiş. Başka bir aşiretle kavga etmişler. Bizimkiler onlardan beş kişiyi öldürünce buraya kaçmışlar.
Buraya yakın bir köyde bir bey yaşarmış. Bey, onların kışın da burada kaldığını görünce onları kovmak istemiş. Bizim aşiret de bir gence beyin kızını almak düşüncesindeymiş. Asıl amaçları kız alarak beyle akrabalık kurmak, burada sorun yaşamadan kalmakmış. Aşiret gidip beyin kapısına oturmuş. Kızı istemişler. Bey kızını vermemek için yüklü bir başlık parası, on deve, yirmi inek, yüz de koyun istemiş. Varlıklı oldukları için hepsini vermişler. Bey de kızını vermek zorunda kalmış. Böylece burayı yurt edinmişler. Köyün adını da Deveyatağı koymuşlar.
Dedemler yanlarında çalışan marabalarına ev yerleri, araziler vermiş. Böylece köy kurulmuş. Çevre köylerden isteyene tarla satarak köyü büyütmüşler. Bu köyün en büyük arazisi bendedir.” deyince sordum:
“Sizinkiler Tunceli’den geldiğine göre alevi olmalılar. Köyünüz Alevi mi?”
“Hayır. Alevi değil Sünni’dir. Bu çevrede rahat yaşayabilmek için sonradan Sünniliği benimsemişler.”
“Geçimini nasıl sağladın? Şimdi nasıl sağlıyorsun?”
“Aşağıda otuz dönüm bahçem var. Yüz dönüm daha vardı sattım. Ceviz, elma, dut gibi çok ağacım var. Ot da çıkar hayvanlara yedirirdim. Şimdi yüzündeki otu satıyorum. Bir de devlet bana yaşlılık aylığı yedi bin lira veriyor. Kış girmeden bir ton da bedava kömür veriyor. Gül gibi geçinip gidiyorum.”
“Aşağıya bakıyorum öyle büyük arazi gözükmüyor. Hadi inelim de hem köyü görelim hem arazinizi.”
“Olur.” dedi önüme düştü. Aşağı indik ki Tortum Çayı’nın iki yanında geniş, düz araziler var. Sağlı sollu meyve bahçeleri var. Köylüler domates, biber fideleri dikmişler.
Motor sesleri duyunca yukarı doğru tırmandık. Çekici gelmiş halatlarını çözüyor. Arabayı yükledik.
“Mehmet emmi ilçede işin varsa sen de bizimle gel” önerisinde bulundum.
”İşim yok da gezerim.” dedi bizimle geldi. Onu ilçe merkezinde indirip Erzurum sanayisine doğru yolumuza devam ettik.

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.