Dolar 48,0990
Euro 56,1749
Altın 7.180,42
BİST 14.473,42
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa 32 °C
Açık

SİYASETİN GERÇEK YÜZÜ: AÇIK KAPI, AÇIK GÖNÜL

21.04.2026
A+
A-

Bursa Vatan Medya Köşe Yazarı Hasan Mesut Ekmen makalesinde;
20 Nisan 2026…
Gercüş’te sıradan gibi görünen ama aslında çok şey anlatan bir günün içinden yazıyorum bu satırları.
AK Parti Gercüş İlçe Başkanlığı’na bir röportaj yapmak amacıyla gittim. Kapıdan içeri adımımı attığım anda fark ettiğim ilk şey şuydu: Burası sadece bir parti binası değildi… Adeta bir umut kapısıydı.
İçerisi kalabalıktı. Kadını, erkeği, genci, yaşlısı… Herkesin yüzünde farklı bir hikâye, ama ortak bir duygu vardı: Çare aramak.
Kimi işsizdi, ekmek derdindeydi…
Kimi evladının derdiyle gelmişti, gözleri dolu doluydu…
Kimi hastaydı, bir destek, bir yol arıyordu…
Kimi ise derdini anlatacak bir kapı bulduğu için bile şükrediyordu…
İşte tam bu kalabalığın ortasında, bir isim dikkat çekiyordu:
AK Parti Gercüş İlçe Başkanı İbrahim Torlak.


İçeri girdim, selam verdim. Her zamanki gibi o mütevazı duruşuyla ayağa kalktı, elimi sıktı, hal hatır sordu. Makamın verdiği ağırlık değil, insan olmanın verdiği sıcaklık vardı üzerinde.
Röportaj yapmak istediğimi söyledim.
Ama aldığı cevap, aslında bu yazının da özeti oldu:
“Kusura bakma kardeşim… Önce gelen misafirlerimizi dinleyelim. Onların derdi varken ben konuşamam. Gücüm yettiğince yardımcı olursam ne mutlu bana.”
Bu cümle, siyasetin en sade ama en güçlü tanımıydı belki de.
“Ben de oturup dinleyebilir miyim?” dedim.
“Tabii, buyur” dedi.
Oturduk… Çay geldi, kolonya ikram edildi, şeker uzatıldı… Ama asıl ikram, insana verilen değerdi.
Saatler boyunca izledim.
Bir başkan düşünün…
Ne yoruluyor, ne sıkılıyor, ne de yüzü asılıyor.
Sabırla dinliyor…
Güler yüzle karşılıyor…
Elinden geleni yapmaya çalışıyor…
Bir annenin gözyaşını silmeye çalışıyor,
Bir gencin umudunu diri tutuyor,
Bir yaşlının duasını alıyor…
Ve her birini, “Ben seni duydum” diyerek uğurluyor.
Arada sordum:
“Başkanım, günde kaç kişi geliyor?”
Gülümsedi…
“Herkes geliyor kardeşim… Biz sayı tutmayız. Burası milletin yeri. Kapımız da gönlümüz de herkese açık. Allah’a şükür çayımız da var, ikramımız da…”
Sonra öyle bir cümle kurdu ki, aslında bu makamın yükünü de, anlamını da ortaya koydu:
“Beni bu makama getirdilerse, bu makamın hakkını vermek zorundayım. Halkın derdiyle dertlenmek, acısında yanında olmak, sevincine ortak olmak için buradayım. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a layık olmaya çalışıyorum.”
İşte mesele tam da bu…
Makam sahibi olmak değil…
O makamın hakkını verebilmek…
Siyaseti koltuk değil, sorumluluk olarak görmek…
İnsanı yük değil, emanet bilmek…
O gün anladım ki;
Gerçek siyaset kürsülerde değil, halkın arasında yapılır.
Gerçek liderlik yüksek sesle konuşmakta değil, sessizce dinleyebilmekte gizlidir.
Gercüş’te o gün gördüğüm tablo şuydu:
Bir masa, bir çay, bir de insan…
Ama o masada çözülen sadece sorunlar değildi…
O masada umut vardı, güven vardı, samimiyet vardı.
Ve belki de en önemlisi…
Unutulmaya yüz tutmuş bir değer vardı:
İnsanı dinlemek.
Bugün birçok yerde kapılar kapalı, randevular haftalar sonrasına…
Ama orada kapı da açıktı, gönül de…
Bu yazı bir övgü değil…
Bu yazı, görülmesi gereken bir gerçeğin ifadesidir.
Çünkü bazen bir insanı anlatmak, aslında bir anlayışı anlatmaktır.
Ve o anlayış şudur:
“İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.”
İşte o gün, Gercüş’te bu sözün yaşayan halini gördüm…

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

Yeni Slow Radyo