Dolar 48,0990
Euro 56,1749
Altın 7.180,42
BİST 14.473,42
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa 32 °C
Açık

Bayram: Gönül Raflarındaki Tozlu Hatıralar

20.03.2026
A+
A-

Bursa Vatan Medya Gurubu köşe yazarı Hasan Kaya makalesinde;

Bayramların atmosferi bambaşkadır.

Bayramlardaki o manevi, hasret ve vefa kokan havayı başka zaman yakalamak ve solumak mümkün değildir.

Eş dost, akraba ve mezarlık ziyaretleri insana ister istemez birçok şeyi yeniden hatırlatır; alır ve bambaşka bir manevi hâl ile sil baştan bir düşünce iklimine götürür.

Mezarlık ziyaretleri ise Peygamber (SAV) “Lezzetleri yok eden ölümü çokça hatırlayın” hadisinin ve İslam alimlerinin öğüt sözü olarak sıkça kullandığı “Ölüm en büyük vaizdir” hatırlatmasının sessiz ve en etkili şekilde ete kemiğe bürünmüş hâlidir. Mezarlık, sessiz bir kitap gibidir; her taş bir satır, her isim bir hatırlatma…

Düne kadar burnundan kıl aldırmayan, “küçük dağları ben yarattım, büyük dağlar babamdan miras kaldı” edasıyla insanlara tepeden bakanlar bugün toprağın altında.

Düne kadar kibirle yürüyenler, gönlünün kanalizasyonundaki pisliği ağzındaki zan ve iftira fırçasıyla herkese çalıp, iftira atıp, kendini aklamaya çalışanlar bugün sessizlikle toprağın altında.

Veya tam tersi…

En sevdiğimiz, bizi dünyaya getiren; beleyip, besleyip büyüten anamız babamız, evladımız, abimiz, ablamız toprağın altında. Dün bize nefes verenler, bugün nefessizliğin koynunda…

Bayramlar hatırlatır; bayramlar özletir, bayramlar yeniden diriltir.

Tam anlamıyla “Kovanım yağma olsun…” düşüncesinin panayırı olduğu manevi günlerdeyiz.

Bayram, gönül defterinden silinenleri yeniden yazdıran bir hatırlatma; unutulanı hatırlatan, hatırlananı yeniden dirilten bir gönül defteridir.

Bayram, vicdanın kenarına düşülen bir dipnot; kalbin kenarına iliştirilen bir ayraçtır. Bayram, vicdanın kenarına iliştirilen bir mühür; kalbin kenarına asılan bir hatırlatma.

Bayram, gönül defterinin sessiz şairidir; unutulanı mısra mısra yeniden diriltir. Bayram, kalbin en derin mısrasıdır; unutulanı yeniden dillendirir.

Bayram, rüzgârın sessizliğiyle yankılanan bir çağrı; dalgaların kıyıya vuran hatırlatmasıdır.

Bayram, silinen satırları yeniden görünür kılan manevi bir kalem; gönlün raflarında tozlanmış hatıraları ışığa çıkaran bir çağrıdır.

Bayram, gönül raflarındaki tozlu hatıraları ışığa çıkaran bir çağrı; bireyin kalbini, toplumun vicdanını aynı anda dirilten sessiz bir meydan okumadır.

Bayram, gönül defterinin en sessiz ama en kalıcı yazarıdır; hatırlamanın bayrağıdır, unutulanı yeniden dalgalandırır.

Ve bayram, sadece bireysel bir hatırlatma değil; toplumsal bir uyarıdır da.

Kibirle yürüyenlere, makamla sarhoş olanlara, gücü kendinden bilenlere sessiz bir ders… Kibirle yürüyenlere sessizlik, tevazu ile yürüyenlere huzur; makamla sarhoş olanlara ders, vefa ile yaşayanlara rahmet…

Toplumun hafızasına kazınmış bir hatırlatma: hiçbir güç bâki değildir, hiçbir makam ebedî değildir, hiçbir nefes sonsuz değildir.

Bayram hatırlatır; çünkü hatırlamak diriltmektir.

Bayram özletir; çünkü özlemek yeniden sevmektir.

Bayram derlenip toplanmak için bir yenilenme, bir silkeleniştir.

Bayram, gönül defterinin en sessiz kalemi; hatırlamanın en gür nefesidir.

Bayram, gönülleri birleştiren manevi bir köprü; toplumun vicdanını uyandıran sessiz bir meydan okumadır. Bayram, gönüllere manevi bir çağrı yaparken topluma da adalet, vefa ve tevazu hatırlatır. Bir yandan kalpleri diriltir, diğer yandan toplumun vicdanını uyandırır.

Bayram, dün ile bugünü; bireysel hafıza ile toplumsal hafızayı, sessizlik ile çağrıyı aynı anda buluşturan bir hatırlatma şölenidir.

Ve biz, her bayramda yeniden hatırlayan, yeniden dirilen, yeniden kardeş olan bir toplumuz. Bayram hem bireyin hem ümmetin yeniden doğuşudur.

Bunca vahşi saldırıya, çirkin tiyatroya, algı metotlarıyla dinamitlenmeye çalışılan birlik ve kardeşliğimiz dimdik ayakta. İnşallah hep öyle kalacak.

Ama bir dert var ki hepimizin ortak derdi: “İslam coğrafyası yanıyor… İşgal altında… Çaresizlik diz boyu.”

İşte burası tam da sözün bittiği yer…

Zamanında cetvelle çizilmiş sınırların ötesinde menşei ve meşrebiyle ayrıştırılmaya çalışılsa da Peygamber (SAV) “Mümin mümine karşı bir binanın parçaları gibidir, birbirini kenetler” mealindeki hadisleriyle inşa ettiği inanç köprüsünden sınırsız, sualsiz gelip bam telimize vuran acılar dalga dalga zihnimizi örseliyor.

Bayram sevinci kursağımızda düğümleniyor; karabasan gibi üstümüze abanıyor.

İster istemez bu çaresizlik içinde her şeyin sahibi yüce Rabbimize sığınıyor ve dilimizden şu cümleler dökülüyor: “Yâ Rabbi, bayram gönüllerimizi dirilttiği gibi ümmetin yaralarını da sarsın, kardeşliği yeniden inşa etsin. Derlesin, toplasın; vesile olsun… Kendine getirsin.”

Bu duygu ve düşünceler ile Ramazan Bayramınız mübarek olsun; gönüllere huzur, topluma hayırlara vesile kılsın…

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

Yeni Slow Radyo