SABIR, ZOR İŞTİR.

SABIR, ZOR İŞTİR.

Ramazan ayı geldi geleli gazetelerde, TV’ lerde  bizlere, hepimize, herkese sabır öğütleniyor. Diyanet İşleri Başkanı, yaşamın güçlüklerini iliklerinde duyumsayan yoksullara ” sabredin” diyor.  Sabretmenin öneminden, erdeminden , güzelliklerinden söz ediyor.

Enflasyon artışlarından, hayat pahalılığından, geçim sıkıntısından yakınan halka aynı öğütte bulunuyor Maliye ve Hazine Bakanı Nebati:     “Sabredin!” ” Yakında düzelecek her şey” diyor.

Yapılan zamlardan alım gücü azalan, pazardan eli boş dönen, tenceresini kaynatamayan, çocuklarına harçlık veremeyen emeklilere, emekçilere, işçilere,  köylülere en yetkili ağızlardan yine öğütler. ” Sabredin!. Belini kıracağız pahalılığın, enflasyonun.” diyorlar.

Sıkıntıyı çeken işçiler, emekçiler. Bir öğün yemek bulamayan öğrenciler. Tarlasını ekmek için tohum bulamayan, sürmek için mazot bulamayan köylüler, artık dayanacak güçlerinin kalmadığını ileri sürüyorlar. ” Daha fazla bize yüklenmeyin, üstümüze gelmeyin ” diye feryat ediyorlar. ” Daha fazla sabrımızı zorlamayın ” diye yakarıyorlar. Gerçekten dayanacak güçleri kalmadı.

Bu ülkeye yıllarca hizmet etmiş, emek vermiş emeklilerin aylıkları asgari ücretin kaldı. Pazarlarda filesini dolduramaz, torunlarına harçlık veremez duruma gelen biz  emeklilerin  sabrı tükendi artık. Bu gidişe katlanamaz, dayanamaz  olduk. Sabrımız tükendi.

Artan enflasyon,   mazota, gıdaya, besin maddelerine yapılan zamlar,  değer yitiren aylıklar karşısında iyice bunalan işçiler, emekçiler, esnaf, tüm üretenlerin sabrı taştı. İş ve aş isteyenlerin boş vaatlere karnı tok artık. İnsanca yaşamak istiyor herbiri. Verimli topraklarda kendi ürününü yetiştirmek, kendi hayvanını beslemek istiyor köylü. Üç tarafı denizlerle çevrili bu ülkenin insanları, deniz ürünlerini ucuza tüketmek istiyor.

Onca sıkıntıya, işsizliğe, yoksulluğa, geçim sıkıntısına , ses çıkarmayan  halkımız , katlanılması çok güç bu koşullarda sadece ” Ya sabır!” çekiyor. Kendi kendilerini avutuyor, başlarına gelen bu durumu sessizce kabulleniyor.

Yurt bulamayan öğrenciler, hapislerde yatan gazeteciler, aydınlar; şiddete, tacize tecavüze uğrayan kadınlar, geçim sıkıntısı çeken köylüler, işçiler, emekliler, yaşanan bunca sıkıntılar karşısında  ” sabır taşı”na döndüler. Yardımlaşma, dayanışma, paylaşma gibi duygularını yitirdiler. Taşlaştı yürekleri.

Biz yine de umudumuzu yitirmeyelim. Gelecek aydınlık günlere ilişkin umutlarımızı tazeleyelim. Bugünlerin geçeceğine ilişkin inancımız tamdır. Yazımızı sabırla bitirelim.

Sabır, acıdır, meyvesi tatlıdır. Sabır zor iştir, sonuçlarının  güzel olmasını umarım ve dilerim.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?