ŞAHİNBEY DÖNER’DE SÖYLEŞİ

ŞAHİNBEY DÖNER’DE SÖYLEŞİ

Gazetemizin değerli köşe yazarı eğitim dünyasının sevilen ismi Zeki Baştürk, geçtiğimiz günlerde işletme sahibi ve CHP Yıldırım-Büyükşehir Belediye Meclis Üyesi Şahin Sevinç’in işlettiği ŞAHİNBEY İSKENDER DÖNER’i arkadaşlarıyla ziyaret etmişti. Ziyarette bulunan Ahmet Koçak’ın kaleminden ziyaretten yansımalar.

Ahmet Koçak; “Dört arkadaş Şahin Sevinç’in daveti ile Şahin Bey Döner’de buluştuk. Mekan, Ulus Mahallesi’nde çevre yolunun güneyinde; belediyenin geri dönüşüm amacıyla yaptığı çok katlı apartmanların altında güzel bir yerde. Okul aile birliği başkanı olduğum yıl üç yüz öğrencili okulda velilere kahvaltı vermek, okula bir miktar katkı sağlamak için Yıldırım’da üç yüz kişiye aynı anda kahvaltı verebilecek yer aramış bulamamıştım. Sonra iki yüz kişilik bir yer bulmuş kahvaltıyı vermiştik.

O zaman Şahin Bey Döner henüz açılmamıştı. Şimdi Yıldırım’da çok insanı aynı anda ağırlayabilecek bir lokanta var. Lokanta özenle dizayn edilmiş, koyu renklerle bezenmiş, loş bir hava verilmiş. Ulaşımı kolay ve park problemi de yok. Şahin Bey; “Sen bu lokantayı bir kenar mahalleye açarak hata ediyorsun” diyenlere inat açmış burayı ve pandemi döneminde bile iyi iş yapmış. Çalışanları güler yüzlü, bakımlı, tertemiz insanlar. Belli ki, böyle bir iş yerinde çalıştıkları için mutlular. Ne çok, ne az hürmet ediyor, müşteriyi huzursuz edici bir davranışları yok; lazımlarsa yanınızda yer alıyorlar güler yüzleri ile.

Çalışanların sağlıklı, temiz ve bakımlı olmaları iş yerlerinde mutlu oldukları izlenimi veriyor. Mekanın sahibi, işletmecisi Şahin Bey, Yıldırım’dan seçilmiş CHP belediye meclis üyesi. Büyükşehir meclis üyeliği görevini de yürütüyor. Garsonlar yanımıza gelerek Şahin Bey’in yolda olduğunu, kısa sürede geleceğini, onu beklerken çay ve yemek servisi yapabileceklerini söylüyorlar. İskender dönerlerimiz geliyor. Tabaklar dönerle dolu. Önce bu kadar yemeği nasıl bitireceğimi düşünüyorum.

Döner öyle lezzetli ki, tabaktaki tüm döneri bitiriyorum. Tadı damağımda kalıyor. Bir saat gecikmeyle Şahin Sevinç geliyor. Geciktiği için özür diliyor. Bizi odasına alıyor. Koltuğuna otururken garsonuna bir şeyler getirmesini, aç olduğunu söylüyor. Bize de çay söylüyor. Kahvaltı türü yemeğini yerken bir yandan da konuşmaya başlıyor. Dinleyenler: Zeki Baştürk; İnegöllü, Köy Enstitüsü mezunu eğitmen bir babanın başarılı evladı. Edebiyat öğretmeni bir eğitimci. Bursa’da çeşitli liselerde öğretmenlik ve idarecilik yapmasının ardından Yıldırım İlçe Milli Eğitim Müdürü iken emekli olmuş.

Bazı insanlar emekli olmaz, çalışmaya, ülke sorunlarını kendine dert etmeye, çözümler üretmeye, kurtuluş için mücadele etmeye devam ederler. Zeki Bey onlardan biri. Uzun yıllar CHP’de siyaset yaptıktan sonra GDP il başkanı olarak mücadeleye devam ediyor. Kitaplar, makaleler yazar, yerel basında ve sosyal medyada paylaşır… Necati Çelik; Sarıkamış doğumlu, anlattığı birkaç anısını öyküleştirip kitabımda yayımladım. Uludağ Üniversitesi’nde memur iken bir yandan da eğitim enstitüsünü bitirmiş.

Emekli coğrafya öğretmeni. Konuşurken ağzından bal damlar. Adilcevaz Lisesi’ne gelen kaymakam bir köyün öğretmeni olmadığını, o köyde öğretmenlik yapacak bir babayiğit aradığını söyleyince Necati bey o köyde gönüllü çalışabileceğini söylemiş babayiğitlerden. Bir yıl o köyde ilkokul öğretmenliği yaptıktan, ilkokul öğretmeni kalenderliğini edindikten sonra geri branşına geçmiş. Bu kısa deneyimin kendisine çok şey kattığını anlatır hep. “Ben, senin bir yıl yaptığın görevi yirmi altı yıl yaptım.

Bana kattıklarını bir görsen…” diye takılırım kendisine. Uzun yıllar meridyenler arası saat farklarını, paraleller arası kilometre farklarını anlatmış, Azor adalarından esen sert Alize rüzgarlarına kapılarak öğretmenlik, idarecilik yapmış emekli olmuş. Emeklilikten sonra bir özel okulda müdürlüğün ardından CHP’de siyaset yapmaya başlamış… Hayrettin Kuzgun; Karslı bir iş insanı. Lacivert şık takım elbisesine Ecevit mavisi renkli gömleğini giyerek yemeğe gelmiş. “Kravat taksam mı acaba? Adaam o da eksik olsun. Fazla şık olmayayım. Diğer gelenler günlük giysileri ile gelirlerse; ne o baloya mı geldin? Diye düşünülebilir” diye düşünmüş olmalı.

Bizim günlük giysilerimizle yemeğe gelişimiz biraz mahcubiyet yaşamamıza neden olsa da; yaşı bize yakın, genç ve sağlıklı kalmayı başarmış, yüzünden kan damlıyor örneği bir insan Hayrettin Bey. Uzun yıllar tekstil makineleri üzerine çalışmış. Emekli olduktan sonra yine tekstil makineleri yedek parçaları pazarlayarak çalışmaya devam ediyor. İnce, beyaz filtreli, az nikotin verdiğine inandığı sigarasından bir nefes çekerek Kars ve civarının tek lastik kaplama fabrikasının ailesine ait olduğunu, siyasi nedenlerden dolayı Bursa’ya geldiklerini anlatıyor. Şahin Sevinç bu yazının öznesi olduğundan onu tanıtma gereği duymuyorum.

O zaten kendisini tanıtacak. Bir yandan kahvaltısını yaparken bir yandan Bursa siyasetinde neler olup bittiğini anlatmaya başlıyor. Yerinde duramayan, kıpır kıpır, bakışlarından zeka fışkıran genç bir iş insanı. Bir kaç kez ayaküstü sohbetimizden başka görüşmemiz olmamıştı. İlk kez uzun bir sohbetle onu yakından tanıyacağım. Necati Çelik: “Şahin bey kardeşimizle; Yıldırım belediye başkan aday adaylığı ve ardından Bursa 6. sıra milletvekilliği adaylığı sırasında birlikte çalışma olanağımız oldu. Patiye maddi manevi çok yardımları oldu, olmaya devam ediyor. Ne zaman paraya gereksinimimiz olsa -sağ olsun- ikiletmeden hesaba havale etti.” “Zeki Baştürk: “Şahin bey çok özverili bir arkadaşımız. Çalışkan bir meclis üyesidir.

Sosyal medyada kendisini takip ediyor, takdir ediyorum.” Şahin Bey’e Ahmet Koçak soruyor: “Geçenlerde bir okulun çıkış zili çaldı binlerce öğrenci dağıldı. Kapıdan bir süre izledim onların çıkışlarını. Bütün öğrenciler tek açık çıkış kapısından çıkarken bir çocuk diğer çocuklardan ayrıldı. Kilitli yüksek yan kapıya tırmanarak kestirmeden çıkıtı. O çocuğu görünce aklıma Şahin Sevinç geldi. Kabına sığmaz, kalıpları kıran bir yapınız var. Hareketli ve bereketli bir insan olarak görüyorum sizi. Böyle insanların nasıl bir ailede yetiştiklerini hep merak ederdim. Böylesine becerikli insanların çocukluklarının incelenmesi ve yetişen çocukların onlar gibi yetişmelerinin çok yararlı olacağını düşünürüm.

Türkiye, böyle yetişen sayıları on bin civarında olan insanların omuzlarında ilerliyor. Televizyonda, basında, siyasette, bürokraside, iş aleminde onlar var. Risk alan, cesaretli, ağzı laf yapan insanlar bunlar. Geriye kalan nüfus işini yapıp, evini, çoluğunu çocuğunu yetiştirirken; fazla risk almadan, öne çıkmadan, sıradan bir yaşantıyla ömürlerini geçirirler. Sizi o on bin kişinin içinde görüyorum. Nasıl bir ailede yetiştiniz? Çocukluğunuz nasıl geçti Şahin Bey?” Şahin Sevinç: “Dört eşli, yirmi dört çocuklu bir babanın evladıyım. Benim yetiştiğim çevre; İsmet Paşa’nın asker kaçağı olduğuna inanan, Şeyh Sait’i asan Atatürk’e ve yaptığı tüm devrimlere karşı olan bir çevreydi. İlginç olan hem “paşa” diyor hem de asker kaçağı olduğuna inanıyorlardı. Gençliğimde Bursa’ya geldim. Kabına sığmaz, afacan bir yapım vardı.

O günkü düşüncelerime uygun bir partinin kuruluşunda yer aldım. Mahalle temsilciliği yaparken bir vekil adayı ile bir yere gittik. Bir vatandaş: “Sayın vekilim buranın hali ne olacak? Çözüm için ne öneriyorsunuz?” sorusuna sorundan bi haber vekil adayı: “Burayı imara açalım” dedi. Baktım orası bir şelaleydi ve imara açılması söz konusu olamazdı. O olay; siyaset yapıyorsan dersine iyi çalışmalısın fikrini verdi bana. Ben kendimi yetersiz görüyordum ve okuyarak kendimi yetiştirmem gerektiğine karar verdim. (Sokrates’in; “bildiğim bir şey var oda; hiçbir şey bilmediğimdir” ilkesine inanmaya başlamış. Ülkemiz; her şeyi bildiğine inanan, okumayan, öğrenmeyen insanların elinden çok çekti, çekiyor.

Herkes Sokrates’in yolundan gitse her şey daha güzel olacak.) Okudukça İsmet İnönü’nün Kurtuluş Savaşı’nda kazandığı zaferlerle birlikte zaten asker olduğunu öğrendim. Atatürk’ün ülkeyi kurtardığını, kurduğunu ve çok güzel devrimler yaptığını, onun sayesinde özgürce siyaset yaptığımızı anlayınca ben kendi mahallemin yalanlara inandırıldığını, yanlış yolda olduklarını anlayınca o partiden hemen ayrıldım.” İçeri aşçısı girdi. “Yeni icadınız poğaçayı getirdim patron tadına bakar mısınız?” Zeki Baştürk: “Ooo, yeni icatlar mı çıkarıyorsunuz başımıza? Kutlarım sizi.” Şahin Sevinç: “Hocam insan bir iş yapıyorsa en iyisini yapmalıdır. Bu poğaçayı ilk kez deneyip müşterilere sunacağız.”

Necati Çelik: “Kutlarım sizi!” Şahin Sevinç: “Teşekkür ederim.” Yeni icadı olan poğaçayı tattı. “Yağı biraz fazla olmuş. Yerken ağızda çıtır çıtır olması için biraz daha kızartın. Tuzunu azaltıp peynirini artırırsanız daha güzel olur.” Dedi ve aşçısını yolladı. “Nerde kalmıştık? Ha, o partiden ayrıldıktan sonra bana en uygun partinin CHP olduğuna karar verdim ve üye oldum. Okumaya kendimi geliştirmeye devam ettim, ediyorum.” Hayrettin Kuzgun: “Şahin Bey, milli bayramlarda belediye otobüslerinin halka bedava olmasındaki payınızı takdirle karşıladık.” “Ha o mu? Bakın size o meclis toplantısında olan biteni izleteyim.” Dedi ve videoları telefonundan açtı izledik.

Sonra da Bursaray’ın bir vagonunda yolculara bu konudaki mücadelelerini anlattığı videoyu da izletti. Sonra sözlerine devam etti: “Dostlarım bana “şov yapıyorsun” diyorlar. Elbet şov yapıyorum. Siyaset şov yapma alanı değil midir? Bir ürününüz var halka sunacaksınız. Onu tanıtmak gerekmez mi reklam zaten şov değil midir? Ben bu iş yerimde de yemeklerimin, lokantamın reklamını yapıyorum. Reklam yapmadan, tanıtım yapmadan başarı nasıl olacak? Siyasette de ürününüzü tanıtmanız, reklamınızı yapmanız gerekmez mi?” İçeri garson girip bir arzumuz olup olmadığını soruyor.

Çaylar, kahveler, tatlılar hiç eksik olmuyor. Sohbetimiz devam ediyor. Şahin Bey telefonundan Levent Gültekin’in Halk Tv’ de laikliğin önemi üzerine yaptığı konuşmayı izletiyor. İzleme bittiğinde Necati Çelik: “Levent hemşerim de senin gibi karşı mahalleden gelmiş, o mahallenin çelişkilerini, açmazlarını çok iyi bilen biri.” Şahin Sevinç: “Çok doğru söylüyorsunuz hocam. Ben de karşı mahalleden geldiğimden benimsenmekte zorluklar yaşadım, yaşıyorum. Varsın olsun ben mücadeleyi severim ve mücadeleye devam ediyorum.”

Dört buçuk saat süren söyleşimizde yazamadığım çok konu oldu. Bu yazı uzun söyleşimizin özeti. Odasından ayrıldık. Şahin Bey Döner’in içinde ve dışında telefonlar değiştirilerek çok resim çekindik. Bizi otoparktaki arabalarımıza kadar yolcu etti Şahin Bey sağ olsun. Böylece; Yozgatlı birinin kaleminden Muşlu bir siyasetçi ve iş insanının nasıl göründüğünü sizlere sunmak, kardeşliğimizi pekiştirmek istedim. Umarım beğenerek okursunuz. Herkese selam ve sevgiler gönderiyorum. 

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

2 yorum

  1. Ahmet bey çok teşekkür ediyorum gerçekten çok güzel bir yazı olmuş yaptığımız sohbet,yediğimiz yemek sütlü kadayıf kadar lezzetli
    bir yazı ağzınıza dilinize
    kaleminize sağlık
    İyiki Varsınız.

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?