19 MAYIS’IN 101. YILINDA ATATÜRK VE İKTİDAR!

19 MAYIS’IN 101. YILINDA ATATÜRK VE İKTİDAR!

Atatürk’e neden bu kadar küfür ve hakaret ediliyor?

Türkiye de Atatürk’e hakaret ve küfür son günlerde moda oldu.Bunların sebebini düşündüğümüzde yine Emperyalist ve Kapitalist düşüncelerin ürünü olarak karşımıza çıkıyor.

Bu saldırılar sadece Atatürk’e değil tabi,Anadolu insanının kutsal saydığı herşeye saldırı var.Güzel yurdumun güzel insanının sağduyusuna yapılan bu saldırılar neler diye baktığımızda,o yüce kutsal hasletleri yok etmek için büyük çaba içerisinde bulunanlar var.

O hasletler nelerdir bir bakalım:

Mazlumun yanında olup güçlüye karşı durmak,konu komşu tanıdık kim varsa zor günde yanında olmak,bir lokması varsa ihtiyaç doğrultusunda onu paylaşabilmek,ev yaparken bir küreğin ucundan tutabilmek velhasıl dayanışma ve yardımlaşma kültürünü yok etmek için yapılan saldırılar.

Sadece bunlar mı?

Küçük yaştaki(12-17 yaş) kız çocuklarına bir cariye mantığı ile bakıp salyalar akıtan sözde akademik ünvanlı kişiler,O DA YETMEZ! bir kadının çıkıp konu komşu kim varsa kendisi gibi düşünmeyen herkesi öldürmek istemesi gibi nefret söylemleri,O DA YETMEZ! Aynı siyasi düşüncede olmayan şahsiyetlere kavanoz dolusu mermi paylaşımları, O DA YETMEZ! Muhalif söylemler içinde olan Fatih Portakal vb. göz önündeki insanların evlerinin üstünde drone’lar uçurmak gibi onlarca yüzlerce örnekler verilebilir.

Bunlar gibi sığ bilimden ve medeniyetten uzak örnekler milyonlarca var.Peki bu tarafta en masum eleştiriye bile tahammül edemeyip hemen savcı ve hakimleri devreye sokup tutuklanması ve aylarca hatta yıllarca iddianame hazırlamayıp mahkemeler görülmeden keyfi cezaevinde tutmalar ve hukuksuzlar uygulanmaktadır.

Bunun adı resmen kutuplaştırma merkezli karşı devrimdir.Bugüne kadar tüm cumhuriyet kazanımlarını’’yerli ve millicilik’’ yalanıyla yok ettiler.Şimdi iktidarın ekonomik açıdan sıkıntıları büyüdü ve ‘Kuş’a bak’ deyip algı yönetimiyle ve bunun adına ‘ vatan hainliği’ yada ‘ terör örgütü’ gibi absürt yakıştırmalarla , diğerini yoksayan kendi yapacaklarından geri kalmayan ‘ ben yaptım oldu’ mantığıyla hareket eden bir iktidar…

Sıkıntı tam da burada ortaya çıkıyor.Güzel yurdumun insanındaki o güzel hasletler bir bir yok edilip 1919 Kuva-yi Milliye ruhunu , yani birlik beraberlik anlayışını yok edip bu koronalı günlerde insanları sindirip karşı durmalarını engellemek daha açıkçası ısıta ısıta yokluğa mahkum ettirmek en acısıda yokluğa mahkum olan güzel yurdumun insanı kendisini yokluğa sürükleyen yapının en hararetli savunucusu olması.Bunun sonucu olarak bu yokluğa karşı duranıda yok etmek, tek düşünceli farklı olmayan bir siyasi yapı oluşturmaktır.

Burada kaçırmamız gereken bir soru çıkıyor karşımıza , TÜRKİYE’NİN ADIM ADIM YOK OLUŞUDUR.Bu yok oluşun tek çaresi Demokrasidir. Demokrasi demek aş,iş,insan,doğa,gelişmişlik,ilim,bilim vb. sayabileceğimiz olumlu gelişmedir.

Bu korona illetinin bize öğrettiği en büyük eksikliğimizin de zaten pozitif bilimdeki eksiklerimizi gün yüzüne çıkarmasıdır.Üretim toplumundan uzaklaşıp Kapitalist bir düzen olan tüketim topluma evrildiğimiz bugünlerde , üretimin değerini çok iyi anladığımızı düşünüyorum.Bunun adına ister tarım deyin , ister hayvancılık deyin , isterse sanayi deyin sonuçta üretmeden kalkınmanın mümkün olmadığını öğrendik.Borcu borç ile kapatmak bir ülkeyi refaha değil felakete sürüklediğini bugünlerde en acı şekilde hissediyoruz ve önümüzdeki süreçte daha fazla hissedeceğiz.

Sonuç olarak bu zorlu süreci iki şekilde toparlayabiliriz:

Laik Demokrasi , Parlamenter sistem , güçler ayrılığının yeniden temini ve pozitif bilime yönelinmesi.

Her alanda üretim seferberliği ilan etmek.Zaten birinci madde uygulanırsa ikinci madde kendiliğinden devreye girecektir.

Amerikayı bir daha keşfetmeye gerek yok , Ulu Önder’in yüzyıl önce başlayıp 1938’e kadar olan ömründe bu tespitleri ve analizleri fazlasıyla hayata geçirmiştir.

TEK YOL ATATÜRK VE ATATÜRKÇÜLÜK!

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Don`t copy text!