Mehmet Emir Aksoy
Mehmet Emir  Aksoy
aksoy@bayrakhaber.com
Güvenlik Stratejilerinin Dinamizmi
  • 0
  • 337
  • 30 Ocak 2020 Perşembe
  • +
  • -

Bir milletin kaderi ,coğrafyanın kaderi olmakla beraber,etki alanları da komşu ülkelerinin nitelik ve nicelik esaslarıyla doğru orantılıdır.
Ortaya koyacağamız yada planlanan parametrelerin,doktrinlerin temel esası “Ulusal Güvenlik” esasına dayalı olmalıdır.Zira ülkenizin tamamında ve sınır hatlarınızda , güvenli koridorlaranız oluşturulmamışsa “Ulusal Güvenliğiniz” ciddi bir risk altındadır.
Ulusal Güvenliğin siyaset bilimi jargonunda ki tanımını kısaca özetlemek gerekirse; Devletin anayasal düzenini,milli varlığını,bölünmez bütünlüğünü uluslararası alanda siyasal,sosyal,kültürel ve ekonomik bütünsel çıkarlarını,Ulusarası hukuk çerçevesinde iç ve dış tehditlere karşı karşı koruma ve kollama refleksinin bütünlüğüdür.

Ulusal Güvenlik algısının yeni Dünya düzeninde ki olgusu ilk olarak ikinci Dünya harbi sonrasında ABD’de hazırlanan Ulusal Güvenlik Anlaşmasıyla ( National Security Act) siyasal mevzilerin olmazsa olmazı bir doktrin hale gelmiştir.

Ulusal Güvenlik Stratejilerimizin en temel sorun havzası,bilindiği üzere ,Suriye ve Irak’ta yaşanan kaotik ortamın süreklilik arz etmesidir.

Bilindiği üzere geçtiğimiz günlerde ,Irak’ta ki ABD Büyükelçiliğine yapılmaya çalışılan sızma girişimi (Haşdi Şabi Örgütü),İran’ın Devrim Muhafızları komutanlarından Kasım Süleymanın öldürülmesine yol açmıştı.İran’da intikam olarak, Irakta ki ABD birliklerini vurduğunu iddia etmişti.

Tümden gelip,tüme vardığımız bu siyasal hatların temel dinamiğinde,Ortadoğu’da sarsılan devlet otoriteleri ,vekalet savaşları ve kaotik geçiş süreçlerinin sancıları yatmaktadır.

Coğrafyamızda yaşanan bu çalkantılı süreçlerin,başta güvenlik stratejilerimizi etkilemesiyle beraber ,ticaret yollarımızın değişmesine ve önüne geçilemeyen sığınmacılar krizini tetiklemektedir.

Ülkemize yasa dışı geçişleri önlemek ve kaçakçılığa engel olmak adına sınır hattımıza yapılan 910 Kilometrelik duvar Dünya’nın en uzun 3. Duvarı ,olmakla beraber ,ülkemizin “Hudut Namustur” doktrinin temeli haline dönüşmüştür.

Türkiye-Suriye sınırı hattında fiziksel perde oluşturma amacıyla başlatılan”Acil Sınır Fiziki Güvenlik Sistemi Projesi” yasa dışı göçleri engellediği gibi ,Ortadoğu’da ki mevcut statükonun ülkemizi etkileyemeyecek olmasının da bir göstergesidir.

Özet olarak Ortadoğu başta olmak üzere Sınır komşumuz olan ülkelerin iç dinamiklerinin sürekli olarak aşınması ve Siyasal iklimlerinin kaygan bir konumda olması ,ülkemiz Türkiye’yi şarapnel cehennemi konumuna getirmemelidir.
Bu denklemi esas aldığımız da ,her geçen gün artan vekalet savaşlarının, bitirilmesi adına düzensizliği ve kaosu bitirebilecek ,Siyasal bir düzen pratiği ortaya konulmalıdır.

Ortaya konulacak siyasal düzen pratiğinin de olmazsa olmazı da komşu ülkelerimizin bölünmez bütünlüğü olmalıdır .Günümüzde Irak,İran ve Suriye’nin bölünmeye itilmek istenmesi başka bir zaman diliminde de ülkemiz Türkiye’ye kötü örnek teşkil edebileceğini unutmayarak her geçen gün Ulusal Güvenlik Stratejimize yeni vizyon ve kimlik kazandırmalıyız.

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Don`t copy text!